ARSLAN, “KIDEM TAZMİNATI SİSTEMİNDEKİ EKSİKLİKLER GİDERİLMELİ”

20 Aralık 2019 12:41, Haberler


ARSLAN, “KIDEM TAZMİNATI SİSTEMİNDEKİ EKSİKLİKLER GİDERİLMELİ”

“KIDEMDE KAZANILMIŞ HAKLARIN KORUNDUĞU BİR MODELİ TARTIŞMAYA HAZIRIZ”


Genel Başkanımız Mahmut Arslan, HAK-İŞ, DİSK ve Türkiye Barolar Birliği tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen “4. Emeğin Hukuku Kurultayı”na katılarak, çalışma hayatının gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Arslan, kıdem tazminatındaki eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirterek, “Kıdemde kazanılmış hakların korunduğu bir modeli tartışmaya hazırız” dedi.

HAK-İŞ, DİSK ve TBB’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği “İşçilik Hakları Üzerinden Ekonominin Fonlanması” konulu “Emeğin Hukuku Kurultayı”nın dördüncüsü, 20 Aralık 2019 tarihinde gerçekleştirildi. 

Toplantıya Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın yanı sıra, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Genel Başkan Yardımcımız Av. Hüseyin Öz, DİSK Konfederasyonu’na bağlı Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün ve Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın başkanları, yönetim kurulu üyeleri, hukuk müşavirleri, uzmanları ile çok sayıda akademisyen ve öğretim üyesi katıldı.

“Birlikte Çalışmaya Varız”

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Emeğin Hukuku Kurultayı’nda yer almanın ve kurultay toplantılarına katkı vermenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, “Türkiye Barolar Birliği’nin bizimle birlikte gerçekleştirmek istediği her alanda ve her konuda birlikte çalışmaya varız” dedi. 

“Yeni Bir Sistem İnşa Edilmek İsteniyor”

Arabuluculuk sistemiyle ilgili söylenilenlerin dikkate alınmadığını belirten Arslan, “Kıdem tazminatı da bu durumla ilişkilidir. Kıdem tazminatı sisteminin açıklarından, arkasından dolanılarak bir yeni sistem inşa edilmek isteniyor. Bir işveren işçilere, ‘Size 2, 3 bin lira ödül vereceğim. Bu aldığınız ödülle ilgili beyanda bulunacaksınız, imza atacaksınız’ diye işçilere kağıt imzalatıyor. İşçiler birkaç gün sonra iş akdinin feshedildiğini bilmiyorlar. Tekrar işbaşı yaptırılıyor ve işçilerin o güne kadar yapmış olduğu hizmetler ile kıdem tazminatları yok ediliyor. Bu yapılan şey arabuluculuk sistemi üzerinden yapılıyor. O yüzden arabulucuk sistemi tartışmalarında arzu ettiğimiz bir noktada değiliz” dedi.

“Kıdem Tazminatına 12 Eylül Zihniyeti Ciddi Bir Müdahale Yaptı”

Kıdem tazminatı fonu tartışmalarının uzun bir geçmişe dayandığını anımsatan Arslan, “Kıdem tazminatına 12 Eylül zihniyeti ciddi bir müdahale yaptı. Kıdem tazminatına tavan getirdiler. Kıdem tazminatı uygulamalarında toplu sözleşmelerle 30 günün üzerindeki artışlar kabul edilebilirdi ve bu artışlarla kıdem tazminatlarımızı alabiliyorduk. Yasadaki 30 gün sınırı 40 gün, 50 gün, 60 gün olarak arttırılabiliyordu. Ancak 12 Eylül zihniyeti buna da bir müdahale yaptı. En yüksek devlet memurunun alabileceği miktarının, emekli ikramiyesi miktarının üzerine çıkamazsınız şeklinde değiştirildi” dedi. 

“Kıdem Tazminatı Sistemindeki Eksiklikler Giderilmeli”

Mevcut kıdem tazminatı uygulamasında mevzuat açısından ve uygulama açısından zorlukların olduğunu kaydeden Arslan, “Mevcut sistem bizim için yeterli bir sistem değil. Hem kıdem tazminatına ulaşmak hem kıdem tazminatını elde etmek, hem de kıdem tazminatına istisna getiren durumlardan dolayı kıdem tazminatını bütün işçiler alamıyor. Arabulucukta olduğu gibi işverenler kıdem tazminatı mevzuatının arkasından, yanından dolanarak kıdem tazminatı ödemeden işçiden kurtulma yolu ve yöntemleri var. Bu konuda mevcut sistemdeki eksikliklerin giderilmesini talep ediyoruz” dedi.

“Boşlukların Olmadığı Bir Kıdem Tazminatı Sistemi İnşa Etmeliyiz”

Kıdem tazminatı alabilmek için süre şartının kaldırılması talebinde bulunan Arslan, “Kıdem tazminatı almak için 1 yıl süreyle çalışma şartının kaldırılmasını istiyoruz. Bütün işçilerin bir yıl çalışma şartını yerine getirmeden çalıştıkları süre oranında kıdem tazminatından yararlanmasını istiyoruz. İşçiler 1 yılını doldurmadan başka şirketlere aktarılarak kıdem tazminatlarını hiç ediliyor. Bunu görmezden gelemeyiz. Hileleri ortadan kaldıracak bir sisteme ihtiyacımız var. Bütün işçilerin çalıştığı süre oranında kıdem tazminatını alabildiği ve kıdem tazminatı konusunda boşlukların olmadığı bir sistemi inşa etmemiz gerekiyor. Bizim üyemiz olmadığı için milyonlarca işçinin kıdem tazminatının yok edilmesine sessiz ve duyarsız kalamayız. Bunu çözmek için bir modele ihtiyacımız var. Var olan hakların korunduğu, eksik olan yönlerin ortadan kaldırıldığı bir model olmalı. Sürdürülebilirliği olan, açıkların kapatıldığı, kazanılmış hakların korunduğu bir modeli tartışmaya hazırız” şeklinde konuştu.

“Temsil Krizi Sorunların Çözümünü Zorlaştırıyor”

Çağdaş demokrasilerde ve gelişmiş ülkelerdeki 3’lü ve 2’li sosyal diyalog mekanizmalarının istenilen ölçüde kurulamadığını dile getiren Arslan, “Endüstri ilişkiler sistemimizin bir ayağı topal. Çünkü işçilerin sadece yüzde 14’ü örgütlü ve sendikalı. Hatta bunların bir bölümü de toplu sözleşme hakkını kullanamadığı için bu oran yüzde 10’lara kadar geriliyor. 14 milyona yakın kayıtlı çalışanın olduğu bir ülkede 3 Konfederasyonun bağımsız sendikalarının yüzde 14’ünü temsil ediyor olması bir temsil krizini de beraberinde getiriyor. Temsil krizi çalışanların sorunlarının çözümünü zorlaştırıyor. Bunun mutlaka bu ayağının güçlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Sendikalaşmanın Önünü Açacak Yeni Adımlara İhtiyacımız Var”

Arabulucuk sistemindeki mağduriyetlerin temsil krizinden kaynaklandığını vurgulayan Arslan, “Toplu sözleşme hakkını kullanamayan milyonlarca işçinin karşılaştığı zorluklar var. Bunu giderecek bir düzenlemeye, sendikalaşmanın önünü açacak yeni adımlara ihtiyacımız var. Biz sendikalaşmanın olduğu yerde kayıtdışı olmaz diyoruz. Sendikalaşmanın ve toplu sözleşme düzeninin olduğu yerlerde iş kazaları ve ölümlü iş kazaları oranı yüzde 1’in altına düşmüştür. Sendikalaşma ile hem insan kaynağımızı korumuş oluyoruz, hem de sendikalaşmayı yaygınlaştırarak kayıtdışıyla mücadele ediyoruz. Aynı zamanda adaletli bir gelir dağılımı için sendikalaşmayı yaygınlaştırmış oluyoruz. Bunu başarabilirsek diğer sorunlarla ilgili çözümlerimizin çok daha kolay olabileceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu. 

“3 Konfederasyonun Ortak Sorunlarla Birlikte Mücadele Etmesini Değerli Buluyorum”

2020 yılı Asgari ücreti ve vergi konusunda 3 Konfederasyon olarak birlikte hareket etme kararı aldıklarını anımsatan Arslan, “Sayın Ergün Atalay’ın daveti üzerine vergi ve dijital vergi kanun tasarısı mecliste görüşülürken bir araya geldik. Vergi sistemine yönelik ortak bir deklarasyon yayınladık. Daha sonra DİSK Genel Başkanı ile de görüştük” dedi. 3 işçi Konfederasyonunun ortak sorunlarla ilgili attığı adımı değerli bulduğunu söyleyen Arslan, “Vergi sisteminin özellikle çalışanların yıl içerisindeki gelirlerinin geçmişten bu tarafa kıyasladığımız zaman daha düşük gelirlerle bir üst gruba aktarılmış olması büyük bir haksızlık ve adaletsizliktir. 2009 yılında bir asgari ücretli yılın sonunda yüzde 15’lik dilimi atlarken, 2019 yılında yılın 6’ncı ayında yüzde 20’lik dilime girecek bir sistemle karşı karşıya kalıyor. Bunun süratle düzenlenmesi gerekiyor. Bizim talebimiz asgari ücret miktarı oranındaki bütün çalışanların ücretler vergi dışı bırakılmasıdır” dedi. 

HABERE AİT GÖRSELLER :

20 Aralık 2019 12:41, Haberler


© 2020 HAK-İŞ Konfederasyonu