YILDIZ, ÜÇLÜ DANIŞMA KURULU TOPLANTISINA KATILDI

15 Ekim 2018 16:00, Haberler


YILDIZ, ÜÇLÜ DANIŞMA KURULU TOPLANTISINA KATILDI


Genel Sekreterimiz Dr. Osman Yıldız, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk başkanlığında 15 Ekim 2018 tarihinde gerçekleşen Üçlü Danışma Kurulu Toplantısı'na katıldı.

Toplantıya Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Av. Hüseyin Öz ve Hak-İş Konfederasyonu Uzmanları yanı sıra Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcileri de katıldı.

Genel Sekreterimiz Dr. Osman Yıldız, Üçlü Danışma Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada şu açıklamalarda bulundu:

“Sayın Bakanım, Değerli Başkanlar ve Değerli katılımcılar, Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arslan, çok önemli mazereti nedeniyle katılamadığı için özürlerini ve selamlarını sunmak istiyorum. 

Sayın Bakanım, Bakanlık görevini üstlenmenizden sonra bu ilk Üçlü Danışma Kurulu toplantısını düzenleyip bizi davet etmenize teşekkür ederiz. 

Sayın Bakanım, Üçlü Danışma Kurulu toplantımızın konusunu 'çalışma hayatı' olarak belirlemeniz üzere, bize her konuyu gündeme getirme özgürlüğünü sağlamış oldunuz. 

Konfederasyonumuzun çalışma hayatına ilişkin önceliklerini şöyle bir dokun bin ah işit kabilinden olmazsa, sıralayarak vurgulamak isteriz;

1. İçinde bulunduğumuz bir ekonomik süreç ve ona bağlı sorunların olduğu bir durum söz konusudur. 

İnşallah kısa sürede ekonomik sorunların artması değil, yeniden istikrar sürecine dönmesini memnuniyetle karşılıyoruz.

Bu konuda bakanlıklarımızın enflasyonla mücadele kampanyası başlatmış olmasını önemli buluyoruz. Ancak sendikaların burada bulunmamasını bir eksiklik olarak görüyoruz. 

Geçmişte, gerek ekonomik krize ve gerekse enflasyona karşı, HAK-İŞ ve sendikalar olarak memnuniyetle yer almıştık.

İstihdama yaptığınız vurguyu destekliyoruz. İstihdam seferberliğine bu dönem daha büyük ihtiyaç var.

2. Ekonomik ve Sosyal Konseyin toplanması talebi ve çağrımızı yenileyerek sunmak istiyoruz. 

ESK, temelde hükümetlerin üstünde olmayıp, toplum adına sorunlara tercüman olan diyalog platformudur. 

Türkiye’nin bu platformdan faydalanmayı daha fazla geciktirmemesini talep ediyoruz. 

3. Üçüncü Havalimanı inşaatında yaşanan iş kazaları ve ölümlerden üzüntülerimizi ve kaygılarımızı ifade etmek istiyorum. 

Bu konu Türkiye’de olduğu gibi uluslararası sendikal hareketin de temel bir kaygısı haline gelmiştir. 

Aslında bu fotoğraf, Türkiye’nin İSG konusunda geldiği olumlu nokta ile uyumlu değildir. 

Biz 2 yıl önce havalimanı şantiyesi içerisinde sosyal taraflar olarak dönemin bakanıyla birlikte ‘Sıfır Kaza’ bildirisine imza attık. Uluslararası prestijdeki bu eserde, İSG sorununun olmayacağı konusunda ümitlenmiştik. 

Bakanlığımızın bu konudaki kaygıları giderecek adımları atacağına ve kamuoyu ile paylaşacağına olan inancımızı belirtmek isterim. 

Bu vesile ile, İş Kanununun 4. Maddesindeki istisnanın kaldırılmasının önemine dikkat çekmek istiyorum.

Hava-taşıma işleri, İş Kanunu dışında bırakılmıştır. Bu kapsamdaki işçiler için “Türk Borçlar Kanununun iş sözleşmesine ilişkin 393 ve diğer maddeleri uygulanır” ifadesi yer almaktadır.

Havacılık Kanunun çıkmasının geciktiğini dikkate alırsak, uçuş personelinin (pilot, hostes, kabin amiri, telsizci gibi) çalışmalarını düzenleyen acil bir yasama yerinde olacaktır.

4. Cumhurbaşkanlığının 5 nolu kararnamesine ilişkin kaygımızı belirtmek istiyoruz. 

Aynı şekilde bu konu uluslararası sendikal hareketin gündeminde olup derin kaygılarını ortaya koymaktadır. 

5 nolu kararname temelde kamu kurumları için dizayn edildiğini biliyoruz. Bağlamından kopuk da olsa, ‘görevden uzaklaştırma’ yaptırımının, 'işçi ve işveren meslek kuruluşları' ibaresiyle bizleri kapsayacak algısı endişe vericidir. 

Türk sendikal hareketi ve sivil toplumu gelişirken, uluslar arası sendikal hareket platformlarında  bu tür imalarla Türkiye'nin suçlanmasını hak etmiyoruz. Bu hususun düzeltilmesi için bakanlığımızdan destek bekliyoruz. 

Aralık ayında ITUC’un Genel Kurulu var. Bu kongrede, yeni bir düzenleme sayesinde Türkiye’nin kötü olarak tartışılmasına imkan verilmemesini umuyoruz. 

Kongre kararlarını, Türkiye’yi karalayan unsurlardan ayıkladığımız bir noktada yeniden menfi bir duruma düşmemeyi umuyoruz.

5. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun geçici 6. Maddesi 2. fıkrasının uzatılmasını talep ediyoruz. Bu konuda üç Konfederasyon olarak ayrı ayrı taleplerimizi zat-ı alinize sunmuş bulunuyoruz.

6. Kıdem tazminatı orta vadeli programda yer almış. Çok tartışmalı konu, sosyal diyalog vurgusu önemli. Eğer gündeme gelecekse etkin sosyal diyalog ekseninde yürümenizi bekleriz. 

7. Kadroya geçen taşeron işçilerin sorunlarını ve bu süreçte yaşadığımız sorunları gündeme getirmek istiyorum. 

Taşeron işçilerimizin kadroya geçirilmesinden dolayı Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize içten teşekkürlerimizi yenilemek istiyoruz.

Evet, bu bir süreçtir. Biz HAK-İŞ olarak ilerlemeye, gelişmeye olan inancımızı yenilemek istiyoruz. 

Bu bağlamda kadro sürecinde ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bu sorunları zamana bırakamayız. Eğer zamana bırakırsak; 

-hem sendikal hareket, 

-hem sendikalaşma 

-hem kadroya geçen yeni işçilerimiz,

-ve hem de kapsam dışı kalan taşeron işçiler için ağır etki ve hasara yol açmaktadır. 

Yeni kadroya geçirilen işçilerimiz için özetle şu hususların altını çizmek isteriz:

Bu çerçevede;

a. Sendikalı oldukları halde onlar için toplu iş sözleşmesi yapmıyoruz. 

b. Aidat alamıyoruz. Sendikalarımız bu üyelerimize hizmet veremez hale gelmişlerdir. 

c. Kapsam dışı kalanlar için ortak çalışma ile bir program geliştirerek kadro imkanı verilmelidir. 

d. Bu işçilerin işyerlerinde karşılaştığı farklı boyuttaki baskılar, yaygın bir şekilde bize ulaşan şikâyetleri oluşturmaktadır. 

Bu hususta yardımlarınızı talep ettiğimizi belirtmek isteriz.”

Toplantıda, HAK-İŞ’i temsilen Hizmet-İş Sendikamız Genel Başkanvekili Hüseyin Öz de söz alarak başta taşeron işçilerin kadroya geçiş süreci, bu süreçte yaşanılan sıkıntılar ve ardından ortaya çıkan eksiklikler konusunda ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. Öz, konuşmasında özetle aşağıdaki raporu sundu:

1) Üçlü danışma toplantısını tertip etmiş olmanız ve çalışma yaşamında karşılaşmış olduğumuz ortak sorunları konuşmak ve çözümleri geliştirmek üzere göstermiş olduğunuz çabadan dolayı size ve şahsınızda çalışma ekibinize teşekkür ediyoruz.

696 sayılı KHK ile birlikte kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı iş yerlerinde ve yerel yönetim kuruluşlarına bağlı iş yerlerinde çalışmakta olan yaklaşık 850.000 işçi kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarına ve yerel yönetim kuruluşlarının şirketlerinin sürekli işçi pozisyonlarına geçirilmişlerdir.

Bu düzenleme kuşkusuz Türk çalışma yaşamı içerisinde gerçekleştirilen en önemli ve en kapsamlı çalışmalardan biri olmuştur.

Bu vesile ile Sayın Cumhurbaşkanımıza dönemin başbakanına, çalışma bakanına ve emeği geçenlere huzurlarınızda ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.

2) Bu düzenlemeden KİT çalışanları, hastane bilgi yönetim sistemi çalışanları kamu kurumlarının yemekhane hizmetlerinde çalışanlar kamu kurumlarında araç ve şoför teminine dayalı ihalelerde çalışanlar ile personel teminine dayalı olmayan ihaleler kapsamında çalışanlar yararlanamamıştır. Kadro düzenlemesinden yararlanamayan çalışanlarımız halen sendikalarımızın ve konfederasyonumuzun kapısını çalmaya devam etmektedir. Diğer taraftan 04.12.2017 tarihinde fiilen çalışmayan yedek (joker) personellerde kadro düzenlemesinden istifade edememişlerdir.  Bu konuda açılmış olan çok sayıda dava bulunmaktadır ve mahkemelerce yürütmeyi durdurma kararı verilmektedir. Bu nedenle kapsam dışında kalanların kapsama alınabilmeleri için yeniden bir çalışma yapılmasına ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.

3) 696 sayılı KHK ile kamu kurumlarının sürekli işçi kadrolarına ve yerel yönetim kuruluşlarının şirketlerin sürekli işçi pozisyonlarına geçirilmiş olan çalışanların ücret ve diğer sosyal hakları yüksek hakem kurulu tarafından bağıtlanmış olan TİS hükümlerine uygun olarak ödenmektedir. 

Ülkemizde 2018 yılı içerisinde yaşanmakta olan yüksek döviz, yüksek faiz ve enflasyon baskısı nedeniyle çalışanların ücretlerinin satın alma gücünün azaldığı ve YHK kararı ile belirlenen ücret ve sosyal hakların yetersiz kaldığı bilinmektedir.

Bu nedenle YHK sözleşmesinin günün koşullarına uygun olarak yenilenmesi veya çalışanların ücret ve sosyal haklarının yüksek enflasyon karşısında korunması ve günün koşullarına uygun hale getirilebilmesi için yeni bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. 

Bu çerçevede konunun taraflar arasında kamu toplu iş sözleşmeleri çerçeve protokolü veya kamu çerçeve protokolü ile ele alınması ve düzenlenmesi mümkündür.

4) 696 sayılı KHK ile kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarına geçirilen çalışanlar 6772 sayılı kanun kapsamında yılda 52 yevmiye tutarında ilave tediye alabilmektedir. 

Ancak yerel yönetim kuruluşlarının şirketlerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmakta olan işçiler yargı iştirakleri ile oluşan teamül gereğince kanunun kapsamında olmadıkları gerekçesi ile ilave tediyeden yararlanamamaktadır.

Bu durum kamu kurumları ile yerel yönetim kuruluşlarında çalışan işçiler arasında ve yerel yönetim kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarında çalışan işçiler ile yerel yönetimlerin iktisadi teşekküllerinde çalışan işçiler arasında farklı uygulamaya sebebiyet vermektedir. 

Bu husus çalışanları özellikle yerel yönetim kuruluşlarının iktisadi teşekküllerinde çalışanları derinden yaralamaktadır. 

Bu nedenle konunun bir an önce gerçekleştirilecek bir düzenleme ile çözüme kavuşturulmasını istiyoruz ve bekliyoruz.

5) 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23. Maddede yer alan düzenleme gereğince kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı iş yerlerinde çalışmakta olan geçici işçilerin 5 ay 29 günlük çalışma sürelerinin 4 ay ilave edilme suretiyle 9 ay 29 güne çıkarılabilmesi benimsenmiştir.

Ancak yerel yönetim kuruluşlarında geçici işçi pozisyonunda çalışmakta olan işçilere aynı imkan verilmemiştir. Bu nedenle çalışanlar arasında eşitlik ilkesine uygun bir şekilde uygulama yapılabilmesi bakımından yerel yönetim kuruluşlarında geçici işçi pozisyonlarında çalışanların çalışma sürelerinin 9 ay 29 güne çıkarılabilmesi için yeni bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz.

6) 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK ya eklenen geçici 23. Ve 24 maddeler gereğince, kamu kurumlarının sürekli işçi kadrolarına ve yerel yönetim kuruluşlarının şirketlerinde sürekli işçi pozisyonlarına geçirilen işçilerin,  

02.04.2018 geçiş tarihinden önce alt işverenler yanında çalıştıkları işkollarından SGK’ya iş yeri tescillerinin yapılması gerekmektedir.

Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışanlar başta olmak üzere bir kısım kamu kurum ve kuruluşlarına işçilerin işyeri ve işkolu SGK tescilleri hatalı bir şekilde yapılmıştır. 

Çalışanların iş kolu ve SGK tescillerinin düzeltilmesi için yapmış olduğumuz yazılı başvurulara rağmen henüz sonuç alabilmiş değiliz.

Bu nedenle konunun kanuna uygun şekilde çözümlenmesi hususunu takdirlerinize sunuyorum. 

7) 696 sayılı KHK ile 6356 sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununa eklenen geçici 7.madde ile geçiş süreci sonrasında işçilerin tescil edildikleri yeni işyerlerinden yapılan bildirimlerinin iptal edilerek 6356 sayılı kanunun 4.maddesine uygun şekilde SGK’ya bildirimlerinin yapılması benimsenmiştir.

Bu durum halen işçilerin örgütlü oldukları sendikalardan zorunlu olarak ayrılarak geçiş sürecinden sonra istemedikleri ve benimsemedikleri sendikalara zorla üye olmasının önünü açmaktadır. 

Bir başka ifade ile çalışanların halen üyesi oldukları sendikalarla bağları kanun zoruyla kopartılmak istenmektedir. Bu durum gerek çalışanlar bakımından gerekse örgütlü oldukları sendikalar bakımında telafisi mümkün olmayan gelişmelerin meydana gelmesine, hak kayıplarına ve sendikalar arası adeta bir kaosun yaşanmasına sebebiyet verecektir.

Bu nedenle daha önce yazılı olarak bildirdiğimiz üzere 6356 sayılı kanuna eklenen geçici 7.maddenin çalışanların sendikal örgütlülüğünü koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesini maddenin 3.fıkrasının yürürlükten kaldırılmasını talep ediyoruz. 

8) 696 sayılı KHK’nın yürülüğe konulduğu dönem içerisinde özellikle çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı ile sosyal taraflar arasında kadro düzenlemesinin yapılmasına ve yaşanmakta olan sorunların çözülmesine dönük olarak yeterince müzakere yapılamadığını ifade etmek isterim.

696 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönem içerisinde çalışanların ve örgütlü oldukları sendikaların karşılaştıkları temel sorunların giderilebilmesi için bugün daha fazla birlikte çalışmaya ve müzakere etmeye ihtiyaç bulunmaktadır.

Çalışanların özellikle geçiş sırasında imzalamış oldukları ibraname ve sulh sözleşmeleri gereğince tartışma konusu olan kıdem, izin, ücret vb hakları ile ilgili ivedi olarak giderilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Diğer taraftan çalışanların toplu iş sözleşmesinden doğan yemek, taşıma yardımları başta olmak üzere sosyal yardımların ödenmesi ile ilgili birçok konuda anlaşmazlık bulunmaktadır. Yine çalışanların nakil, terfi, tayin veya görevde yükselme hakları ile ilgili talepleri bulunmaktadır. 

Çalışanların özellikle 01.01.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan yeni asgari ücretten ve doğacak farklardan yararlanıp yararlanamayacakları hususunda tartışmalar devam etmektedir.

696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23.ve 24.madde düzenlemelerine rağmen, kamu kurum ve kuruluşlarında ve yerel yönetim kuruluşlarının iktisadi teşekküllerinden çalışanların bir kısmı halen YHK’nun sözleşmesinden yararlandırılmamaktadır. 

Sendikalar 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK’ya eklenen geçici 23.ve 24.maddelerde yapılan değişikliklerin yeterli ve gerekli hükümleri içermemesi nedeniyle halen örgütlü oldukları iş yerlerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmek amacıyla yetki alamamakta, iş yeri sendika temsilcisi atayamamakta, üyelerini çalışma yaşamından doğan sorunları ile ilgili yeterince temsil edememekte, yine üyelerinden aidat alamamaktadırlar. 

Bu durum özellikle kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetim kuruluşlarının iktisadi teşekküllerinde örgütlü olan sendikaların varlığını ve geleceğini dolayısıyla çalışanların geleceğini tehdit etmektedir.

Bütün bu sorunların giderilebilmesi için Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanlığımız bünyesinde bir ortak çalışma ortak grubu oluşturulmasını ve sorunların müzakereler yoluyla giderilmesi için çaba sarf edilmesine ihtiyaç olduğu kanaatindeyiz.”


HABERE AİT GÖRSELLER :

15 Ekim 2018 16:00, Haberler


© 2020 HAK-İŞ Konfederasyonu