ARSLAN: “TAŞERONLAŞMA BÜYÜK SORUN”

02 Mart 2015 14:00, Haberler


ARSLAN: “TAŞERONLAŞMA BÜYÜK SORUN”

 

Genel Başkanımız Arslan, çalışma hayatına ilişkin en büyük sorunun taşeronlaşma sorunu olduğunu ve bunun her geçen gün daha da acı veren bir durum haline geldiğini belirterek, ülkemizdeki taşeron sorununun artmasına sebep olarak sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri gösterdi.

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan 2 Mart 2015 tarihinde Ülke TV’de yayınlanan Ankara “Gündem” programına katılarak gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

 

Türkiye’de 13 Milyon sigortalı işçinin, 12 milyon 750 bininin özel sektörde çalıştığını, ancak yüzde 10’unun üç konfederasyon ve bağımsız sendikalara üye olduğunu dile getiren Arslan, özel sektörde işverenlerin 1980 öncesindeki olumsuzluklar nedeniyle sendikal harekete olumlu bakmaması neticesinde sendikal örgütlenmenin istenilen seviyeye gelemediğini kaydetti.

HAK-İŞ’in farklı bir sendikal anlayışı inşa etmeye çalıştığını dile getiren Arslan, HAK-İŞ’in işverenlere rakip olmak yerine, sosyal ortaklık zemininde, çatışma yerine uzlaşmayı, işletme verimini arttırmayı kendine hedef edindiğini belirtti.

 

“HAK-İŞ Kıdem Tazminatı Fonundan Yana”

 

Son günlerde gündemden düşmeyen bir diğer konu olan Kıdem Tazminatı Fonu’na herhangi bir hak kaybı yaşanmaması şartıyla HAK-İŞ’in olumlu baktığını ve fondan yana olduğunu ifade eden Arslan, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik fon hakkında sürekli açıklamalarda bulunmasına rağmen elimize bu konu hakkında bir tasarı geçmedi. Biz fondan yanayız. Ama bu fonun hakları geriye götürmeyecek düzeyde olması gereklidir” dedi.

 

“Yeni Anayasa Sürecinde En Fazla Faaliyet Gösteren Kurum HAK-İŞ’tir”

 

Yeni Anayasa süreci ve Başkanlık Sistemi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Arslan, yeni Anayasa sürecinde en fazla faaliyet gösteren ve çalışma yapan kurumun HAK-İŞ olduğunu vurguladı.

 

Arslan, “1982 anayasası tartışmaları ortaya çıkınca 12 Eylül Darbesi’ni yapanların silahların gölgesinde yeni bir anayasa konusu gündeme geldiği zaman HAK-İŞ olarak, 1982 yılında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’na başvurarak bir anayasa nasıl olmalıdır, tartışmasını başlatmıştık. Ama sıkıyönetim Komutanlığı o toplantıya izin vermedi. Bilindiği üzere 1982 Anayasası hakkında aleyhte konuşmayı yasakladılar. Bütünüyle anayasa tartışmaları ve oylaması antidemokratik bir tutumdur. 1982 Anayasası Evrensel hiçbir hukuka uymayan silahların gölgesinde yapılmış bir anayasadır” dedi.

 

HAK-İŞ’in her zaman çoğulcu, evrensel, sivil, demokratik, katılımcı ve özgürlükçü bir anayasa talebini yinelediğini vurgulayan Arslan, 2010 yılında gerçekleştirilen Anayasa değişikliği çalışmalarında, HAK-İŞ’in “Darbelerin Karanlığından Demokrasi’nin Aydınlığına EVET” kampanyasına katılarak büyük bir mücadele başlattığını ve bunun sonucunda HAK-İŞ Yönetim Kurulu Üyeleri’nin Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığını ifade etti.

 

Arslan, “Türkiye’nin ertelenemez, vazgeçilemez ve maalesef kısa zamanda yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı var. bugünkü meclis yeni bir anayasa taahhüdünde bulunmasına rağmen bunu başaramadı ve toplumun beklentilerini karşılayamadı” dedi.

 

Anayasa yapılırken Başkanlık Sistemi denilen yeni düzeninde bu çalışmalardan ayrı bir unsur olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Arslan, yönetim sisteminin anayasa da bir bölüm olduğunu ifade etti. Arslan, “Bu konunun tabu olmaktan çıkması gerekiyor. Her konu nasıl demokratik bir biçimde tartışılıyorsa bu konu da enine boyuna tartışılarak çoğunluğun mutabakatı ile alınmalıdır. Sonuçta halkın referandumda verdiği karar ile milletin kararıdır” dedi.

 

“Başkanlık Sistemi Konusunda Dünyadan Bir Örnek Alma Mecburiyetimiz Yok”

 

Başkanlık Sistemi konusunda Dünyadan bir örnek alma mecburiyetinin olmadığının altını çizen Arslan, “Bize özgü, evrensel hak ve değerlerden vazgeçmeden, toplumun medeniyet algısını da göz ardı etmeden, bir model inşa edilebilir” dedi.

 

2015 seçimlerine gidilirken bütün siyasi partilerin eteklerindeki taşları dökmesi gerektiğini önemle vurgulayan Arslan, Cumhurbaşkanı’nın bu konuda gayet açık görüşlere sahip olduğunu ve HAK-İŞ’in bu görüşleri önemsediğini ifade etti.

 

Çözüm Süreci

 

Gündemin en önemli konularından biri olan ve 28 Şubat tarihinde Dolmabahçe Ofisinde hükümet yetkilileri ve HDP’den PKK’ya gerçekleştirilen silah bırakma çağrısını değerlendiren Arslan, yapılan açıklamadan önce olayın kompozisyonuna bakılmasına gerektiğini, açıklamanın yapıldığı ofiste bulunanların, Başbakan Yardımcısı, AK Parti’nin Grup Başkan Vekilleri, Kamu Güvenliği Müsteşarı, İçişleri Bakanı ve Abdullah Öcalan ile müzakereleri HDP adına sürdüren iki Milletvekili olduğunu ve hükümetin bu konuda Devlet, Hükümet ve AK Parti eksenli olarak sürecin içinde ve olayın muhatapları olarak yer adlığını ifade etti.

Arslan, “Bu çok önemli ve yeni bir durum, dolayısıyla bunun çok iyi anlaşılması gerekiyor. Tarafların orada bir araya gelmesini aslında iki tarafın ortak bir açıklaması olarak görmek gerekiyor. Açıklamaya bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birliğini bütünlüğünü koruyan yaklaşımlar esasen Türkiye’nin özlediği yaklaşımlardır. Orada yapılan açıklamalarda iki tarafından konular üzerinde mutabakatı olduğu hissini görüyorum. Bu mutabakatı gerçekten Türkiye’yi rahatlatacak ve sorunun çözümünde kilometre taşı olacak bir olay olarak görüyorum” dedi.

 

“Sürecin Sancılı Geçeceği Zamanlar Olacaktır”

 

Girilen bu sürecin dünyada olduğu gibi zaman zaman sancılı geçeceğini ifade eden Arslan, “Dünyada bu süreçlerin nasıl işlediğine bakarsak, birileri bu gibi süreçler olumlu gittiği zaman, süreci aksatmak adına veya fikirlerine uymaması durumunda olumsuz değerlendirmeler yapabilir. Bütün bu durumlar süreçlerin doğal sonucudur. Biz aslında bu gibi durumlarda bunları da göz ardı etmeyerek süreci değerlendirmeliyiz. Bu tarz yaklaşımlar sürecin aksamasından ziyade bize süreç hakkında tartışma fırsatı vermeli ve sürecin daha iyi yönetilmesi için fikir olarak değerlendirilmelidir” dedi.

 

Arslan, “Bölgenin istikrarlı bir ülkesi olan Türkiye’nin, Kürt sorunu ve PKK sorununu çözmesi, 80 yıllık bir problemi ortadan kaldırmış olması aslında, yeni Türkiye’nin ve bölgesinde oyun kurucu olma ve dünyada ciddi bir lider olma konusunda en önemli ayak bağlarından birisidir” dedi.

 

İlk defa bu kadar ciddi bağlamda bir sürece girildiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ’in süreci desteklediğini ve sürecin artık geriye dönülemez olduğunu, hem kandilin, hem Abdullah Öcalan’ın hem de HDP’nin süreci buradan geriye götürme lüksleri olamayacağını dile getirdi.

 


HABERE AİT GÖRSELLER :

02 Mart 2015 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu