ARSLAN: “ÖRGÜTLÜLÜK DEMOKRASİMİZİN EN TEMEL GÜVENCESİDİR"

07 Şubat 2015 14:00, Haberler


ARSLAN: “ÖRGÜTLÜLÜK DEMOKRASİMİZİN EN TEMEL GÜVENCESİDİR"

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Türkiye’nin en büyük sorununun sendikal örgütsüzlük olduğunu vurgulayarak Arslan, "Türkiye’de çalışan 13 milyon sigortalı işçiden, 12 milyonunun sendikasız. Sendikalar üye olma konusunda engeller var. Bu yüzden hükümetimiz, devletimiz ve iktidarımız toplumun bütün kesimlerinin örgütlenmesine destek olmalıdır. Örgütlülük demokrasimizin en temel güvencesidir” dedi.

 

Arslan, 6 Şubat 2015 tarihinde BEYAZ TV'de yayınlanan “Dinamit” programına katılarak, gazeteci Latif Şimşek ile Sabah Gazetesi Yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’nın sorularını yanıtladı. Arslan, başkanlık sistemi, taşeron işçilerin sorunları ve çözüm önerileri, işsizlik ve örgütlenmenin önündeki engeller, sendikasız işçilerin sorunları, geçici ve mevsimlik işçilerin sorunları, asgari ücret ve gündeme ilişkin konular hakkında önemli açıklamalar yaptı.

 

Sendikalara üyelik konusunda mevzuattan kaynaklı engellerin yanı sıra işverenler tarafından da yoğun baskılar olduğunu ifade eden Arslan, “İşverenler, özel sektörde işçilerin sendikalara üye olmasını istemiyor. Sendikal örgütlülüğü kendileri için bir tehdit olarak görüyorlar. Bu sorunlar toplumsal barışımıza ve sosyal barışımıza da yavaş yavaş bir tehdit olarak ortaya çıkıyor. Çünkü örgütsüz kesimler veya örgütü olup da onun arkasında duramayanlar bir gün öyle bir an gelir ki kullanılmaları, bir şekilde kamuoyunda kontrol edilemeyecek alanlara doğru gitmeleri gibi bir tehlike ile karşı karşıya kalınabilir” dedi.

 

Örgütlü kesimin legal olduğunu ifade eden Arslan, “Örgütsüz kesimler ile hem iktidarın hem de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mücadele etmesi çok daha zor ve risklidir. Bu yüzden hükümetimiz, devletimiz ve iktidarımız toplumun bütün kesimlerinin örgütlenmesine destek olmalıdır. Örgütlülük demokrasimizin en temel güvencesidir” dedi.

 

“Taşeron Değişen ve Gelişen Türkiye’ye Yakışmayan Bir Tablo”

 

Ülkemizde en ağır, en zor ve katlanılması güç şartlardaki işlerde taşeron çalıştırıldığını dile getiren Arslan, taşeron uygulamasının değişen ve gelişen Türkiye’ye yakışmayan bir tablo olduğunu ifade etti.

 

Devletin bütün kurumlarında taşeron çalıştırıldığına dikkat çeken Arslan, özellikle belediyelerde hizmet alımı ile taşeron işçi çalıştırılması uygulamasının yaygınlaştırıldığını ifade etti.

 

Yapılan son düzenlemeler ile taşeronların beklendiği üzere kadroya alınmamasına rağmen bazı haklar kazandığını vurgulayan Arslan, “Taşeronların örgütlenmelerinin yolları açıldı. Toplu iş sözleşmesi imkânı verildi. Kamu görevlisi olduklarına dair muvazaa kararları var uygulamada eksiklik içermesine rağmen kısa zamanda bu konunun da düzenlenmesi ve hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

 

“ Mevsimlik İşçi Sorunu Çözüm Bekliyor”

 

Mevsimlik işçi konusunda özellikle 2007 yılına kadar 5 ay 29 gün şartının olmadığına değinen Arslan, şartların gerektirdiği üzere işçilerin 6 ila 9 ay arasında çalıştırıldığını daha sonra 2007 yılında yapılan düzenlemeler ile işçilerin 5 ay 29 gün şartına takılı kaldığını ifade etti.

 

Özellikle yangın işçilerinin yılda 5 ay 29 gün çalıştırıldığını dile getiren Arslan, “Sadece Orman Bakanlığında da değil belediyelerde ve diğer kamu kuruluşlarında da var. Bunlar 5 ay 29 gün çalıştırılıyor. Daha sonra iş akdi fesih ediliyor. Bu işçi kardeşimiz 6 ay aldığı maaş ile 1 yıl geçinmek zorunda kalıyor. Burada bir problem var. En azından burada 5 ay 29 gün kuralını kaldırmamız gerekiyor. İşletmelerin, iş yerlerinin ihtiyaçlarına göre bu sürelerin artırılıp ihtiyaç olunmadığı durumlarda ise başka birimlere kaydırılarak 12 ay çalıştırılmalarının düzenlenmesi gerekiyor” dedi

 

4/C kapsamında kalanlarında büyük bir sorun içerisinde olduğunu ifade eden Arslan, “Özelleştirilen iş yerlerinde işsiz kalan işçilerin kamuda çalıştırılması için bir çalışma yapıldı. Ama bu işçilerde statü sorunu yaşıyorlar. Kendileri işçi mi memur mu belli değil bu kardeşlerimizin de sorunlarına bir an önce çözüm bulmak gerekmektedir” dedi.

 

Ülkemizde beş buçuk milyon işçinin asgari ücretle geçinmeye çalıştığını ifade eden Arslan, rakamların göz ardı edilemeyecek derecede büyük olduğunu vurguladı.

 

“Türkiye’nin İmkânları Bugün Uygulanan Asgari Ücret Üzerinde Bir Miktarı Karşılayabilir”

 

HAK-İŞ tarafından Türkiye'de ilk defa, 27 ilde, 9 işkolunda, 85 işyerinde toplam 5 bin 250 kamu taşeron işçisi ile yüz yüze görüşme/anket uygulaması ile gerçekleştirilen “Taşeron İşçisi Gerçeği” araştırması verilerine atıf yapan Arslan, “5.500 kişi ile yüz yüze görüşülerek yapılan araştırma sonuçlarında gördük ki ankete katılanların %9’u asgari ücretin altında ücret alıyor. İşveren maaşını bankaya yatırıyor. Daha sonra işçiye işten atma tehdidi ile göz dağı vererek yatırdığı ücretin belli bir kısmını geri alıyor. Bu Türkiye için acı bir tablodur” dedi.

 

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun da eksik temsille oluşturulduğunu dile getiren Arslan, “Komisyonun 5’i işveren temsilcisi, 5’i hükümet, 5’i de işçi temsilcisi olan üyelerinin işçi kesimini tam olarak temsil etmediğini görüyoruz. Hükümet ile işveren anlaştığında olay bitiyor. Objektif bir değerlendirme yok. TÜİK verileri dikkate alınmıyor. İnsanların Türkiye’de yaşama standartları asgari şartlarda nasıl karşılanacak bunların hiçbirinin karşılığı yok. Biz biliyoruz ki, Türkiye’nin imkânları bugün uygulanan asgari ücret üzerinde bir miktarı karşılayabilir” dedi.

 

Arslan: “ Başkanlık Sistemi Tartışılması Gereken Bir Konudur”

 

Gündemdeki en önemli konulardan biri olan başkanlık sistemine değinen Arslan, HAK-İŞ’in başkanlık sistemi ile ilgili direkt bir çalışması olmadığına vurgu yaparak, alınan genel kurul kararları içerisinde de HAK-İŞ olarak böyle bir konunun geçmediğini, başkanlık sisteminin objektif olarak bakılıp tartışılması gerektiğinin altını çizdi.

 

Kamuoyunun ‘Başkanlık Sistemi’ hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığını ifade eden Arslan, gelişen ve değişen yeni Türkiye yapısında artık tabulara yer olmadığını, başkanlık sistemi hakkında lehine ve aleyhine olan bütün konuların körleme bir bakış açısına yer bırakmadan tartışılması gerektiğini ifade etti.

 

Başkanlık sistemi tartışmalarına parlamenter sistemin zorlukları sebebiyle gelindiğini vurgulayan Arslan, “ Bizi başkanlık sistemi tartışmalarına, parlamenter sistemin önümüze koyduğu zorluklar, eksiklikler ve sorunlar getirdi. Biz ya parlamenter sistemin işleyişini kamuoyunun, siyasetin sorunlarını düzeltebilecek noktada geliştirmeliyiz. Ya da yeni bir sistem kurmalıyız” dedi.

 

Türkiye’ye uygun bir şekilde, Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verecek düzeyde yeni bir sistemin gelebileceğinin altını çizen Arslan, “ Şu anda kamuoyunda bir kutuplaşma söz konusu, uzun yıllar Ulus-Devlet sisteminin önümüze koyduğu gerçekliği tam gerçeklik olarak gördük, 21 yüzyılda yeni Türkiye’ye özgün yeni bir model geliştirilebilir” dedi.

 

 


HABERE AİT GÖRSELLER :

07 Şubat 2015 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu