ARSLAN: “ASIL İŞİ YAPAN TAŞERON İŞÇİLERE KADRO VERİLMELİDİR”

24 Aralık 2014 14:00, Haberler


ARSLAN: “ASIL İŞİ YAPAN TAŞERON İŞÇİLERE KADRO VERİLMELİDİR”

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sendikal mevzuat ve iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili yeni bir paket hazırlığı yapıldığını kaydederek, “Taşeron sorunundaki taleplerimizi ısrarla devam ettiriyoruz ve takipçisi olacağız” dedi. Düzenlemenin Ocak ayının ilk haftasında gündeme geleceğini söyleyen Arslan, taşeron sorunun bir an önce tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Hizmet-İş Sendikamızın Kırşehir’de gerçekleştirilen eğitim seminerinde konuştu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının taşeron sorunu ile iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili yeni bir çalışma içinde olduğunu ve diğer taraftan HAK-İŞ’in de çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Arslan, şunları söyledi:

 

"Son taşeronluk yasası bizim taleplerimizi bütünüyle karşılamadı ama önemli bir adım atıldı. Taşeron firmalarda çalışan işçiler, sendikalara üye oldukları zaman, sendika yetkiyi alır ise, işveren Kamu işveren sendikalarına üye olur ise Kamu işveren sendikası işveren adına Sendika ile toplu sözleşmeyi yapacak ve sözleşme farkları da Kamu tarafından ihale sözleşmesinin üzerine ilave olarak ödenecektir. Bu önemli bir düzenlemedir. Biz, kamuda çalışan taşeron işçilere kadro verilmesini talep ediyoruz. Çünkü yaptıkları iş kamu hizmetidir. Atılan adımlar var. Türkiye’de 1 milyonu geçen sayıda taşeron işçisi var. Kamuda çalışan işçilerin 4 katından fazla taşeron işçi çalışıyor. Onun için Taşeron gerçeğini kamuoyuna yeterince anlatmamız gerekiyor. Biz “Türkiye’de ilk defa, “Taşeron gerçeği” isimli bir araştırma yaptırdık, bunu kitap haline de getiriyoruz. İşçilerin %80’i asgari ücret civarında ücret alıyor. Büyük bölümü kıdem tazminatı alamıyor. Bu sorunun bir an önce tedavi edilmesi gerekiyor. Taşeron sorunundaki taleplerimizi ısrarla devam ettiriyoruz ve takipçisi olacağız. İşçiler ‘İş Kanununa aykırı olarak çalıştırılıyoruz’ diye dava açıyor. ‘Kamuda kadrolu işçinin yaptığı işi yapıyoruz’ şeklinde dava açıyor. Mahkeme muvazaa kararı vermiş. Ama bu kararlar uygulanmıyor. Asıl işverenin işçisidir kararı çıkıyor fakat kadro verilmiyor. Mahkeme kararıyla kadro alınamıyor. Bu konuda yeni bir hazırlık var. Hem muvazaa kararlarının hayata geçmesi, hem de üniversite mezunu olup işçi statüsünde kalan arkadaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi için çalışıyoruz. Çünkü bu arkadaşlarımız da mağdur durumdadır. Belediyelerde yaklaşık 3 bine yakın arkadaşımızın haksızlıklarının giderilmesi için yasal düzenleme yapılması gerekiyor. 2007 yılında geçici işçilere kadro verilirken bugünkü taşeron gerçeğinin yaygınlaşmasını sağlayan düzenleme yapılmıştı. 5 ay 29 günden fazla geçici işçi çalıştırılamayınca taşeronluk mecburi hale geldi. Yeni bir düzenleme yapılırsa Taşeron gerçeğinden uzaklaşmış olacağız. Geçici işçiler 5 ay 29 günden fazla çalıştırılamaz hükmünün değiştirilmesi gerekiyor. Bakanlıkla görüşmelerimiz devam ediyor. Ciddi dirençler var, ama biz bunu seslendirmeye devam edeceğiz."

“İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ’NDE YENİ ZİHNİYETE İHTİYAÇ VAR”

 

İş sağılığı ve güvenliği konusunda da yapılması gereken çok şeyin olduğunu belirten Arslan, şunları kaydetti:

 

“2014 yılında yaşadığımız büyük acılar var. Türkiye’nin böyle bir tabloyu taşımaması gerekiyor. Bu konuda da bir taslak hazırlanıyor. Bütün Türkiye’deki belediye çalışanlarının İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda yeni mevzuata göre eğitilmesi gerekiyor. Sadece temsilcileri değil, tüm işçileri eğitmemiz gerekiyor. Belediyelerle birlikte bu eğitimleri ortak bir projeyle yapmamız gerekiyor. Görüşmelerimiz sürüyor. Köklü bir dönüşümü bu konuda gerçekleştirmemiz gerekiyor. Başta inşaat sektöründe olmak üzere insanlar bilerek ölüme gönderiliyor. Bunun adı iş kazası değildir, cinayete yol açan bir uygulama ile karşı karşıyayız. Genç çocuklarımızı tabutlarla taşımak zorunda kalıyoruz. İşverenler bu konuda “önce insan hayatı”na saygıları olmalı, gerekli tedbirleri almalı. Her şey insan üzerine bina edilir. Yeryüzünde insan onuruna yaraşır bir şekilde hayatımızı idame ettirmemizden daha doğal bir şey olamaz. Anayasamız da bu konuda zorunluluklar getirmektedir. Elbette Türkiye madenlerini işletsin, rezidanslar, gökdelenler, yollar, köprüler yapılsın ama bunu yapan insanların mutlaka iş güvenliğinin sağlanması gerekiyor.  Yüksek binalar yapılıyor ama bir hiç uğruna genç çocuklarımızı kaybediyoruz. Buna itiraz ediyoruz. Madenlerimiz de ha keza böyle. Yaşadığımız facialar böyle devam edemeyeceğimizi ortaya koyuyor. Bu öncelikle bir devlet sorumluluğudur. Yeni kanunda işveren tedbirleri alıyor fakat işçiler yerine getirmiyorsa bu durumdan işçiler de sorumlu olacak. O yüzden iş sağlı ve güvenliği konusunda azami titizliği, göstermemiz gerekiyor. Hepimiz yaptığımız işe göre önlemleri alalım. Türkiye’de ölümlü iş kazalarının %95’i önlenebilir kazalardır. Yani önceden tedbir alınsa önlenebilir kazalardır. Ayrıca kazaların getirdiği büyük maliyetler var. Bütün arkadaşlarımızın burunlarının kanaması bile bizim için üzüntü kaynağıdır. Çin’de son 7 yıl içerisinde Maden kazalarındaki istatistikler aşağı çekilmiş. Ne yapmışlar? Yeni teknoloji kullanmışlar, eski ocakları kapatmışlar, tedbirler almışlar. Çin’de bile bunlar aşağı çekilebiliyorsa bu imkânsız değil demek ki. Bizim işverenlerimizin tamahkârlığı ölümlü kazaları bir türlü sona erdiremiyor. Son çıkan kanunda Yeraltında çalışan işçilere ilişkin iyileştirmeler yapıldı. İşverenlerin kimisi ‘biz bu şartlarda işçi çalıştıramayız’ dediler. Dedim ki, ‘Biz madenlerin kapatılmasını istemiyoruz. Ama siz yasal olarak bu hakları vermek zorundasınız. Bu kurallara uyacaksınız.’ Ne yaptılar? İşçilere, “Devlet sizin maaşlarınızı 2 katına çıkardı. Bu durumda siz servisinizi kendiniz bulacaksınız, yemeğinizi kendiniz evinizden getireceksiniz’ dediler. Bu durumda gariban işçiler yemeklerini sefer tasıyla evden getiriyorlar, servislerini kendileri tutuyor. Ermenek’teki en son kaza da madende yemek yerken olmuştu. Yerin yüzlerce metre derinliğinde yemek yerken ölümle karşılaşıyorlar. Ermenek örneğinde olduğu gibi, insanların geçim kaynakları yok, şartlar ne olursa olsun sadece madende çalışmaya mahkûmlar. Görülüyor ki, bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Her an ölümle karşı karşıya olanlar var. Soruna ciddi yaklaşılsa, sorun çözülecek.”

 


HABERE AİT GÖRSELLER :

24 Aralık 2014 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu