ARSLAN, AA’DA TİS İMZALAMAK BİZİM İÇİN BİR AYRICALIKTIR

18 Aralık 2014 14:00, Haberler


ARSLAN, AA’DA TİS İMZALAMAK BİZİM İÇİN BİR AYRICALIKTIR

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Konfederasyonumuza bağlı Medya İş Sendikasının örgütlü olduğu Anadolu Ajansı’nda II. Dönem Toplu İş Sözleşmesi imza törenine katıldı. Arslan, “Medya dünyasının en önemli amiral gemisi olan Anadolu Ajansı'nda örgütlenmek ve burada toplu sözleşme yapmak ve burada bir sendika ile var olmak gerçekten bizim için ayrıcalıktır. Ajansın dünyaya açılan kapısından HAK-İŞ'in de dünyaya açıldığını memnuniyetle ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

Konfederasyonumuza bağlı Medya-İş Sendikasının örgütlü olduğu Anadolu Ajansı'nda (AA) II. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin imza töreni 18 Aralık 2014 tarihinde gerçekleştirildi. Törene, Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Genel Başkan Yardımız Mustafa Toruntay ve Genel Sekreterimiz Dr. Osman Yıldız ile Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, AA Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı, Medya-İş Sendikası Genel Başkanı Gürsel Eser, Konfederasyonumuza bağlı Sendikaların Genel Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri, Anadolu Ajansı Yöneticileri ve çalışanları katıldı.

 

Arslan: “AA’nın Dünyaya Açılan Kapısından HAK-İŞ de Dünyaya Açılıyor”

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, törende yaptığı konuşmada, görevine yeni başlayan AA Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı’ya hayırlı olsun dileğinde bulunurken, eski Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Öztürk’e de yaptıkları hizmetlerden dolayı teşekkür etti. Arslan, Medya-İş Sendikamız ile AA arasında imzalanan II. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin hayırlı olması dileğinde bulundu.

Arslan, HAK-İŞ’in işçi-işveren ilişkilerini uzlaşma ve diyalog üzerine inşa etmeye çalıştığını belirterek, “Bugüne kadar sürdürdüğümüz ilkeli, kararlı yolculuğumuzda, özellikle emek dünyası ve medya dünyasının en önemli amiral gemisi olan Anadolu Ajansı'nda örgütlenmek ve burada toplu sözleşme yapmak ve burada bir sendika ile var olmak gerçekten bizim için de ayrıcalıktır. Ajansın dünyaya açılan kapısından HAK-İŞ'in de dünyaya açıldığını memnuniyetle ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

 

“AA Çalışanları Destanlar Yazıyor”

 

Arslan, AA çalışanlarının kamu çalışanlarının ve toplu sözleşmelerin genelinin üzerinde ücret almalarının medyada çalışmanın bir mesai kavramı olmaması ve medya sektöründe çalışanların 24 saat boyunca hayatlarını işlerine adamaları nedeniyle anlamlı olduğunu ifade etti. Gazetecilerin, inanması ve mesleğini severek yapması için işyerinde ve geleceğe yönelik endişelerinin, kaygılarının olmaması gerektiğini kaydeden Arslan, “Bunun için bu arkadaşlarımız, daha çok ücreti hakediyorlar. Gece gündüz kurumu geleceğe taşımak adına büyük fedakarlıklar yapıyorlar. Gerçekten kurum çalışanlarının bu aidiyet duygusunu, kuruma sahip çıkmalarını, işlerini severek hem sendikal dünyada var olmak hem medya sektöründe var olmak adına verilen görevleri fazlasıyla yapmak için çaba sarfeden yurtdışındaki emekçi arkadaşlarımız ile birlikte gerçekten destanlar yazıyorlar" dedi.

Arslan, AA’nın kuruluşunun 100. yılında dünyanın 5 büyük ajansından biri olma hedefini sonuna kadar desteklediklerini belirterek, “Türkiye bunu hak ediyor, biz bunu hak ediyoruz” dedi.

 

“Yeni bir Sendikal Vizyonu İnşaa Etmek Zorundayız”

 

Yeni Türkiye’nin inşaasında HAK-İŞ’in de görevleri olduğuna olan inancını ifade eden Arslan, şöyle devam etti:

 

"Türkiye'nin büyümesini HAK-İŞ’in büyümesi ile paralel görüyoruz. HAK-İŞ olarak 20. yüzyılda kalan sendika söylemleri yerine 21. yüzyılı da kucaklayan, anlayan, ifade eden, onu anlamlandıran yeni bir sendikal vizyonu inşa etmek zorundayız. Slogan atarak sadece Türkü söyleyerek, sadece ideolojik bir takım tatmin noktaları ile sınırlandırarak sendikacılığı geleceğe taşımanın ne yazık ki imkanı yok. Keşke olsaydı. Keşke solağan atarak, keşke istemezük diyerek, keşke sokaklarda çadır kurarak bu sorunlar çözülseydi, işçiler bu noktada sendikaların arkasında dursaydı. Artık işçiler de Türkiye de dünya da çatışma istemiyor, birlikte çalışmayı öngörüyor.”

Türkiye'deki yaklaşık 13 milyon sendikalı işçinin sadece yaklaşık 1 milyonunun sendikalı olduğuna işaret eden Arslan, sendikal dünyanın içine düştüğü bu sorun için vizyonları ve projeleri olduğunu söyledi.

 

Asgari Ücret Tespit Komisyonu başta olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu, İŞKUR ve benzeri kurumlarda 12 Eylül rejiminin bir sonucu olarak tekçi yapının egemen olduğunu anımsatarak, “Bu Türkiye'ye bu yakışmıyor. Dolayısıyla bu değişimi, bu yeni Türkiye vizyonunu destekleyen yeni Türkiye'yi birlikte inşa etmek isteyen bir örgüt olarak, HAK-İŞ olarak bu konuda önümüzdeki engellerin kalkmasını istiyoruz. 'Ben temsil edeyim' demiyorum. Üye oranında buralarda temsil edilmeliyim, buralarda bulunmalıyım. Bu Türkiye'nin de hayrınadır, çalışanların da hayrınadır. Bu örgütün adına da olumlu bir gelişmedir” diye konuştu.

Arslan, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’a, Basın Enformasyon Genel Müdürlüğünde, Basın İlan Kurumu'nda, Sarı Basın Kartı Kurullarında bir kısım yasal mevzuatlar bahane edilerek Türkiye'de en çok gazeteciyi barındıran Medya-İş Sendikasının yer alamadığını iletti ve destek istedi.

 

Akdoğan, “Yeni Sözleşme Hayırlı Olsun”

 

Görevine yeni başlayan Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı'yı tebrik eden ve başarı dileyen Akdoğan, “Bu bayrak değişimi bir tazelenmenin tezahürü. Medya sektörüne, ülkemize, milletimize bu değişimin bu tazelenmenin de hayırlar getirmesini diliyorum” diye konuştu. “Anadolu Ajansı gerçekten son dönemde çok büyük bir ivme kazandı, önemli başarılara imza attı” diyen Akdoğan, bu başarılarda yönetici ve çalışanların fedakarca çalışmalarının rolü olduğunu vurguladı.

Anadolu Ajansının 2023 yılı vizyonunu değerli ve anlamlı olarak nitelendiren Akdoğan, "Yeni Türkiye'de, büyüyen Türkiye'de bütün kurumlarımızın bu hedefi, vizyonu paylaşması, aynı istikamete doğru yol yürüyebilmesi önem taşıyor. Bu çerçevede Ajansımızın katettiği mesafeyi de önemsiyoruz" ifadesini kullandı.

 

Medya-İş Sendikası ile Anadolu Ajansı arasındaki toplu sözleşme görüşmelerinin 15 Ağustos'ta başlamasının ardından bugün imza aşamasına gelindiğini anımsatan Akdoğan, sözleşme görüşmelerinin taraflarına teşekkür etti. Akdoğan, sözleşmenin ücretlere ortalama yüzde 10 zam ve sosyal hakların iyileştirilmesi açısından önemli olduğunu bildirdi.

 

Başarıların arkasında fedakarlık, gayret ve emeğin olduğunu belirten Akdoğan, bu emeğin para ile ölçülemeyeceğini de söyledi.

 

"Basın emekçilerinin bugün yüz yüze kaldığı birçok sorun var"

 

Gazeteciliğin bir işten ziyade bir yaşam tarzı olduğunu ifade eden Akdoğan, basın sektöründe sendikalaşamama sorununa değindi. Akdoğan, “Gayet iyi biliyoruz ki medya çalışanları, basın emekçilerimiz gerçekten zor şartlar altında görevlerini sürdürüyorlar. Hala sendikalaşmak istediği için kapının önüne konan basın emekçilerimiz var. Yani bir sendikasızlaştırma sorunuyla aslında karşı karşıyayız. Hala asgari ücretle çalıştırılıp patronunun ucuz emek olarak gördükleri, kullandıkları binlerce gazeteci var. Biliyorsunuz, medya patronları kayıt dışı gazeteci çalıştırıyorlar ve bu kayıt dışı çalıştırılan insanlar da keyfi bir şekilde kapıya konulabiliyor. Yani basın emekçilerinin bugün yüz yüze kaldığı birçok sorun var; sendikasızlaştırma, çok düşük ücretlere çalıştırılma, kayıt dışı çalıştırılma, keyfi şekilde işlerine son verilme gibi birçok sorunla hemhal olduklarını biliyoruz” dedi.

Göreve geldikten sonra bu sorunlara çözüm bulmak için çalıştıklarını ifade eden Akdoğan, “Patronlar tarafından yük olarak görülüyor, basın sigortası ile çalıştırılmayan çok fazla insan var basın sektöründe” ifadesini kullandı. Soruna çözüm bulmak için bütün kesimlere çağrıda bulunduklarını ifade eden Akdoğan, “Burada tabii patronları eleştirebiliriz, sendikasızlaştırma, keyfi çalıştırma, düşük ücretlere çalıştırma konularında ama bu bir sermaye düşmanlığına da dönüşmemeli. Sermaye düşmanlığına çevirmeden bir çözüm bulmamız gerekiyor’ ifadelerini kullandı.

 

“Basın özgürlüğü basın ahlakı ile gelişebilir”

 

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Basının, milli iradeye ve milletin doğrudan kendisine, tek tek vatandaşlara karşı kurulan komplolara ve hukuksuzluklara karşı net bir tavır takınması, bu tür hukuksuzlukların içinde rol oynamaması önem taşıyor" dedi. Basın özgürlüğünün basın ahlakı ile gelişebilecek bir kavram olduğunu ifade eden Akdoğan, basın ahlakı gelişmeden, basın özgürlüğünün tek taraflı gelişmeyeceğini kaydetti. Akdoğan, eşzamanlı ilerlemesi gereken bu iki kavramın, demokrasinin ve hukukun gelişmesine de bağlı olduğunu söyledi.

 

Kazancı, Hayırlı Olsun Dileğinde Bulundu

 

AA Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı ise göreve geleli henüz iki gün olduğunu ve bugün AA’da toplu iş sözleşmesi imzalandığını anımsatarak, sözleşmenin hayırlı olması dileğinde bulundu.

Eser: “Basın özgürlüğünün yolu, sendikal mücadeleden geçer”

 

Medya-İş Genel Başkanı Gürsel Eser, yıllarca AA'da örgütlü olan eski sendikanın üyelerini sadece toplu iş sözleşmelerinde hatırladığını ve diğer zamanlarda ise başka bir misyonun aracı gibi hareket ettiğini belirterek, “İdeolojik tavırları, sendikacılıktan çok, siyasi bir partinin sözcüsü gibi davranmalarına neden olmuştur. Biz, AA çalışanları olarak bunlara dur demek için çıktığımız bu yolda emekten yana sendikacılık gayretinde olduğumuz bilmenizi isterim. Bugün imzaladığımız sözleşmemiz ise bunun en büyük kanıtıdır" diye konuştu.

Medya-İş'in AA'nın yanı sıra Devlet Malzeme Ofisi Basım İşletme Müdürlüğü, Başbakanlık Resmi Gazete çalışanlarını bünyesine katarak yetki aldığını ve toplu sözleşme görüşmelerini başlattığını aktaran Eser, şunları kaydetti:

 

"Bugün burada imzalayacağımız toplu iş sözleşmesi, umarım diğer basın kuruluşlarına ve medya patronlarına örnek olur. Ülkemizde son dönemde yaşanan maden kazalarında sendikal haklardan bahseden ve bunu manşetlere taşıyan medya patron ve yöneticileri, artık kendi çalışanlarının sendikal örgütlenmesinin önünden çekilirler, çalışanları sendikalı oldu diye işten çıkarmazlar. Basın özgürlüğünden bahsedenler, basın özgürlüğüne hükümetler nezdinde bakmamalıdır. Medya patronlarının basın özgürlüğünün önünde en büyük engel olduğu hepimizin malumudur. Medya sektöründe çok düşük ücretlerle sigortasız personel çalıştıran medya patronları, artık bu emek sömürüsünden vazgeçmelidirler. Türkiye'de son zamanlarda basın özgürlüğü lafı çok sevilmiştir. Basın özgürlüğünün hiçbir gereğini yerine getirmeyen bazı çevrelerin, basın özgürlüğünü sadece hükümeti eleştirirken kullanmaları düşündürücüdür. Hatta bu basın özgürlüğü lafı o kadar sevilmiştir ki paralel yapıya hizmet edenler dahi gözaltına dahi alındığında basın özgürlüğü zırhını kullanmışlardır. Ben, buradan bir kez daha basın emekçilerine seslenmek istiyorum, basın özgürlüğünün yolu, sendikal mücadeleden geçer."

 

Sendikal örgütlenmede Medya-İş'in kapılarının herkese ardına kadar açık olduğunu bildiren Eser, toplu sözleşmenin herkese hayırlı olmasını diledi.

 

Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı

 

Konuşmaların ardından, Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, AA Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı ve Medya-İş Sendikası Genel Başkanı Gürsel Eser toplu iş sözleşmesini imzaladı. İmzaların ardından AA çalışanları ve Medya-İş Sendikası yöneticileri ile birlikte toplu fotoğraf çekildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

18 Aralık 2014 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu