YILDIZ, “MESLEKİ EĞİTİM BİR GÜÇ MESELESİDİR”

09 Aralık 2014 14:00, Haberler


YILDIZ, “MESLEKİ EĞİTİM BİR GÜÇ MESELESİDİR”

Genel Sekreterimiz Dr. Osman Yıldız, mesleki eğitimi bir güç meselesi olarak nitelendirerek, “Bir şeyi yapabilmek, bir şeyi becerebilmek, yetkinliği ve becerisi olmak bir güçtür. Eğitimin temelinde de o vardır. Bilgi bir güçtür, beceri bir güçtür. Eğitime bu noktadan yaklaşılmalı” dedi.

Yıldız 9 Aralık 2014 tarihinde JW Marriott Otel’de gerçekleştirilen “Türkiye’de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi”nin (METEK) kapanış konferansına katılarak, “Mesleki Eğitimde Kalite Çalışmalarına Bakış” konulu bir konuşma yaptı. Konferansa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Halil Etyemez, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Müsteşar, Mali İşbirliği, Altyapı, Sosyal ve Bölgesel Projeler Bölüm Başkanı François Begeot, YÖK Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Yıldırım, Hacettepe Üniversitesi ASO, I. OSB Meslek Yüksek Okul Müdürü Prof. Dr. Filiz Ercan, TİSK Genel Sekreter Yardımcısı Ferhat İlter ve MEB, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü Kalite Geliştirme Daire Başkanı Dr. İbrahim Üzkurt katıldı.

 

Yıldız, Projenin başarılı bir çalışma olduğunu ve kalite konusunda dar anlamda bir kapsamdan çıkılıp geniş anlamlı bir yaklaşım sergilenmesinin başarıyı arttırdığını ifade etti. Projede Milli Eğitim Bakanlığı’nın katkılarının büyük olduğuna vurgu yapan Yıldız, “Milli Eğitim Bakanlığı’na da teşekkür etmek istiyorum. Bakanlık her konuda devrim süreci yaşıyor. Sosyal taraflarla çalışma konusunda da sosyal tarafların katılımı konusunda da önemli bir geleneği gerçekleştirdi. Bunu da artırarak sürdürüyor. Biz daha çok alanımız gereği Çalışma Bakanlığıyla çalışıyoruz.  Ama neredeyse ona eşdeğer oranda milli eğitim süreçlerine katıldığımızı söylemek istiyorum. Bu bizim için memnuniyet verici bir durum. Sayın Bakanımız Avcı, başta olmak üzere önceki bakanlarımıza teşekkür ediyoruz ” dedi

Genel anlamda eğitimi, bire bir iş piyasasının ihtiyaçları olarak tanımlamanın doğru olmadığını ifade eden Yıldız, “Mesleki eğitim her şeyden önce bireyin güçlendirilerek emek piyasasında anlamlı bir rol oynamasıdır.  Yine emek piyasasında olacağız ama bunu birey odaklı gerçekleştirmemiz lazım. O zaman biz bireyi sağlamış oluyoruz. Tamamen piyasa odaklı bir yaklaşımla gidersek bu anahtar yetkinlikleri sağlamamıza engel olur” dedi.

 

Mesleki eğitimi bir güç meselesi olarak nitelendiren Yıldız, “ Bir şeyi yapabilmek, bir şeyi becerebilmek, yetkinliği ve becerisi olmak bir güçtür. Eğitimin temelinde de o vardır. Bilgi bir güçtür, beceri bir güçtür. Eğitime biraz bu noktadan yaklaşacağız. Peki, işverenlerin bir ihtiyacı yok mu? Bu arkadaşlar çalışmayacak mı? Kesinlikle çalışacak. Mesele bireyi güçlendirmekle beraber piyasanın da koşullarını buluşturacak noktaları bulmaktır. Bence bunu buluşturacağımız nokta yetkinliktir. Yetkinliği sağlayabilirsek, zaten o birey de piyasada anlamlı bir rol oynar, piyasayı görür, piyasayı yorumlayabilir, piyasaya katılım sağlayabilir ve kendini piyasada istediği noktaya koyabilir” dedi.

 

Eğitimde bir çerçevenin çizilmesi gerekliliğini dile getiren Yıldız, Avrupa’da yapılan sistemleri örnek göstererek, eğitim sisteminin Fransa’da Napolyon ile İngiltere’de ise 1800 yıllarında çerçevesinin çizildiğine vurgu yaptı.

 

İş yeri temelli eğitimde stajın öneminin göz ardı edilemeyecek derecede büyük olduğunu vurgulayan Yıldız, Türkiye’de staj konusunda yeni bir açılıma ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Yıldız, “Türkiye’de bizim staja bir ivme kazandırmamız lazım. Piyasanın eğitimle iç içe geçmesi lazım. Bunu söylerken kendimizden de örnek vererek söylüyorum. Genel merkezimizde yılda 50 üniversite öğrencisine staj yaptırıyoruz. Eğitime bu yönüyle odaklanmamız lazım. Hem öğrencilere mali imkan sağlamış oluruz hem de deneyim ve beceri kazandırmış oluruz. Bu noktada da mesleki eğitimi kişiselleştirmiş oluyoruz” dedi.

 

Staj konusunda Avrupa Birliğinde yeni bir süreç olduğunu ifade eden Yıldız,  “2013’te Avrupa mesleki eğitim stajyerler dayanışma ittifakı adında bir oluşum kuruldu. Bu oluşum kurumları staj yapmaya teşvik ediyorlar, kampanya yapıyorlar. ‘Sen de bize katıl’ diye kampanya yazıyorlar. Böyle bir süreç başlatılmış aslında bizde Türkiye’de de bunun küçük küçük örnekleri oldu. ‘Meslek lisesi memleket meselesi’ diye bir kurumumuz yaptı. Biz de Konfederasyon olarak 2009’da ‘Kendimiz için geleceğimiz için mesleki eğitimden iş başına’ adında bir slogan ürettik ve büyük bir kampanya yaptık. Zaten projelerimizle de biz bu sürece destek veriyoruz. Bütün Türkiye’yi bir ağ olarak örmeye çalışıyoruz ve bütün illerde mesleki eğitimle ilgili gayretlerimiz oluyor. Yoksa direk bizim örgütlenme alanımızla bağlantılı olarak değil ama sosyal sorumluluğumuz olarak ve mesleki eğitime verdiğimiz önem olarak buraya geliyoruz” dedi.

 

Mesleki eğitim ve hayat boyu öğrenme adı altında bir fonun kurulması gerektiğini dile getiren Yıldız, bunun öğrencileri teşvik edeceğini belirtti.

 

Milli Eğitim Bakanlığı ve yeterlilik süreci ile ilgili de bir değerlendirme yapan Yıldız,  “Özel sektörü saymazsak eğitimi MEB ve YÖK yapıyor. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı diploma veriyor. Şimdi bir de mesleki yeterlilik kurumu süreci var. Bu doğru ve olması gereken bir süreç. Bence milli eğitim bakanlığının da MYK sürecine aktif olarak katılma zamanı geldi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın MYK sürecine uygun olarak kuracağı VOC-TEST merkezlerinin de sertifika sürecinde öncü bir rol oynaması gerekir. HAK-İŞ olarak bir VOC-TEST sınav merkezimiz var, işverenlerin ve birçok sivil toplum kuruluşunun da var ve kurmaya devam ediyorlar. Ama biz nihayetinde bir eğitimci kuruluş değiliz. Biz piyasanın bütün eğitim ihtiyaçlarını gideremeyiz. Bütün sertifikaları veremeyiz. İşverenlerimiz de öyle. Ama biz rekabeti sağlarız; desteği, teşviği sağlarız. Mesela İngiltere’de gördük. Cambridge Üniversitesi bir VOC-TEST merkezi kurmuş ve piyasadaki sertifikaların %25 ini veriyor. Dolayısıyla biz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu açıdan yeniden örgütlenerek bu süreçte bir öncü rol oynamasını istiyoruz. Bu çalışmalar yapılırsa zaten birçok yanlış algılamayı da ortadan kaldıracaktır” dedi.

 

Mesleki eğitim planlamasında Suriye, Irak ve daha önceden gelen mültecilerin de dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Yıldız, göçün zararlarının yanında kültürel ve ekonomik kalkınma açısından yararlarına vurgu yaparak, ülkemize gelen misafirlerinde mesleki eğitime entegre edilip, sahip oldukları mesleki yetkinlik ve zenginliklerden faydalanılması gerektiğini belirtti.

 

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

09 Aralık 2014 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu