“İSG ALANINDA SÖZLEŞME ONAYINDAN DAHA FAZLASINA İHTİYAÇ VAR”

05 Aralık 2014 14:00, Basın


“İSG ALANINDA SÖZLEŞME ONAYINDAN DAHA FAZLASINA İHTİYAÇ VAR”

 

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, ILO’nun 176 Sayılı Maden İşyerlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının TBMM'de kabul edilmesinin çalışma hayatı açısından son derece önemli olduğunu, ancak iş sağlığı ve güvenliği alanında sözleşme onayından daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

 

Arslan, “HAK-İŞ olarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda mevzuatın getirdiği yeni yaklaşım olan ‘koruyucu ve önleyici kültürün’ benimsenmesi ve davranışa yansıması gerektiğine inanıyoruz. İş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşması Devletin, işverenin ve işçinin sorumluluğunda olan bir alandır. Tüm kesimler, bu sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir” dedi.

 

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, ILO’nun 176 Sayılı Maden İşyerlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının TBMM'de kabul edilmesine ilişkin olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:

 

“İş sağlığı ve güvenliği konusunda uluslararası standartların dikkate alınarak 176 sayılı Maden İşyerlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesinin Onaylanmasını çalışma hayatı açısından son derece önemli buluyoruz. ILO’nun 176 sayılı sözleşmesinin yanı sıra 167 sayılı inşaat işlerinde güvenlik ve sağlık sözleşmesinin de biran önce onaylanmasını bekliyoruz.

 

HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, iş sağlığı güvenliği meselesini bir mevzuat meselesi olarak görmüyoruz. Çünkü Türkiye, iş sağlığı ve güvenliği alanında son yıllarda önemli düzenlemelere imza atmasına rağmen hala iş sağlığı ve güvenliği konusunda güven verecek bir noktaya gelememiştir.

 

Son altı aylık dönemde Soma’da ve Ermenek’te yaşadığımız büyük maden kazaları, İstanbul başta olmak üzere inşaat sektöründe yaşadığımız büyük iş kazaları bunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği alanında sözleşme onayından daha fazlasına ihtiyaç bulunmaktadır. HAK-İŞ olarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda mevzuatın getirdiği yeni yaklaşım olan ‘koruyucu ve önleyici kültürün’ benimsenmesi ve davranışa yansıması gerektiğine inanıyoruz. İş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşması Devletin, işverenin ve işçinin sorumluluğunda olan bir alandır. Tüm kesimler, bu sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir.

 

İnsanın sağlık ve güvenliğinin korunması bir insanlık değeri ve sorumluluğudur. İşverenlerimiz bu anlayışla üretime yaklaşmalıdır. Endüstri ilişkiler sistemi içerisinde, insanı ve onun emeğini merkeze alan bir anlayış hakim olmalıdır. Önce üretim anlayışı değiştirilmeli, insana saygı temelinde önce insan-önce güvenlik anlayışı benimsenmeli ve bunun gerekleri işverenden işçiye kadar üretim sürecinde her kademede görev alanlara anlatılmalıdır.

 

HAK-İŞ olarak, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi konusunda sendikaların önemine inanıyoruz. Toplu iş sözleşmesi hakkının kullanılması iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin oluşturulması, sendikal faaliyetlerin artması, sonuç olarak örgütlü toplum haline gelinmesi, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki bilincin artırılması ve kazaların önüne geçilmesi konusunda önemli bir rol oynayacaktır.”

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

05 Aralık 2014 14:00, Basın


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu