ARSLAN:“ ARTIK TOPRAKLAR DEĞİL, ZİHİNLER İŞGAL ALTINDA”

07 Kasım 2014 14:00, Haberler


ARSLAN:“ ARTIK TOPRAKLAR DEĞİL, ZİHİNLER İŞGAL ALTINDA”

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan 7 Kasım 2014 tarihinde ESAM tarafından düzenlenen, I. Dünya Savaşı’nın 100. Yıldönümü: “Emperyalizm ve İslam Dünyası” konferansına katıldı.

Konferansa Genel Başkanımızın yanı sıra, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanı M. Recai Kutan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek,  Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda akademisyen, yazar ve araştırmacı katıldı.

Açılış konuşmasını ESAM Genel Başkanı M.Recai Kutan’ın yaptığı konferansın ikinci bölümünde Genel Başkanımız, TBMM Başkanı, Milli Savunma Bakanı ve Saadet Partisi Genel Başkanı tarafından protokol konuşmaları gerçekleştirildi.

 

Genel Başkanımız Arslan, tarihin anlamlandırılması bağlamında toplantının çok önemli gerçekleri gün yüzüne çıkardığını ifade etti.

 

Konferansın başında I. Dünya Savaşının belgelerinden oluşan bir sergisinin yapıldığını ve tarihimize yabancı kalmanın acısını yaşadığını belirten Arslan, “Aslında Osmanlının tarih sahnesinden çekilmesinin ve emperyalizmin Osmanlının üzerindeki sonuçlarına bakarsanız, şahsım adına bugün, burada bunu çok hüzünlü bir şekilde yaşadım. Biraz evvel devlet arşivleri genel müdürümüzün huzurunda da bir sergi açtık. I. Dünya savaşının belgelerinin oluşturduğu bir sergi. O sergideki belgeleri ben ne yazık ki okuyamadım. Gerçekten insana hüzün veriyor. Burada 10 asır önceki belgeden bahsetmiyoruz. Henüz bir asrı doldurmuş bir belgeden bahsediyoruz. Bizim 6 asırlık medeniyetimizin, imparatorluğumuzun dili ile yazılmış bir belgeyi ben okuyamıyorum. Benim gibi belki bu salondaki bir sürü insan okuyamıyor. İşte emperyalizmin bize giydirdiği maalesef bu acı tablo” dedi.

 

20 Yüzyıldaki ulus devleti projelerinin herkesi cezbettiğini ve yakın coğrafyamızda yaşanan işgallerin, katliamların, savaşların altında yatan sebeplerin de bunlar olduğunu vurgulayan Arslan, “ I. Dünya Savaşı’ndaki ulus devleti projesi, 20. yüzyıldaki gerçekten herkesi cezbeden, bizim ittihatçıları da büyük ölçüde cezbeden o yaklaşımların, bugün bize hangi acıları yaşattığını görmek adına önemli. Suruç ile Kobani’yi ayıran sınırların hiçbir gerçekliği olamazdı, olmadığını da gördük. Reyhanlı ile Halep’i Kilis ile Halep’i birbirinden ayıran hiçbir gerçeklik yoktu, olmadığını da gördük. O yüzden 1. Dünya savaşının sonuçlarını bizim ülkemiz adına bugün daha doğru analiz etme imkânı kuşkusuz var” dedi.

 

Tarihin bugüne taşınamayacağını ama tarihte yaşamlardan ders alınması gerektiğine değinen Arslan, bu tür toplantıların tarihten yaralanma adına önemli adımlar atacağını ve önemli katkılar sağlayacağını belirtti.

 

Dilin ne kadar önemli olduğunu ve bir milletin yapısını oluşturduğunu belirten Arslan, Necip Fazıl Kısakürek’in bir hatıratını örnek verdi. Arslan, “Üstat Necip Fazıl Kısakürek, merhumun bir konferansında, Suriyeli bir genç Fransızca bir soru soruyor. Üstada diyor ki Osmanlı emperyalist ve sömürgeci miydi? Üstadın cevabı ilginç oluyor. Eğer ki Osmanlı sömürgeci ve emperyalist olsaydı sen bugün Fransızca değil Türkçe konuşuyor olurdun diyor. Bu açıdan, Osmanlının bıraktığı bu coğrafyada bugün yaşanan acılardan ders alarak, acaba bununla nasıl bir mücadele yapabiliriz olgusunu sorgulamamız gerekiyor” dedi.

 

Artık işgallerin topraklara değil zihin dünyasına yapıldığını vurgulayan Arslan, “ Mescid-i Aksa’yı Siyonist askerler ve Siyonist gruplar işgal ediyor. Kimsenin sesi çıkmıyor. Yine bir tek Türkiye’den ses çıkıyor. Dolayısıyla bence bu yüzyılın sonunda, 21. Yüzyılda artık emperyalizmin gidip toprakları işgal etmediğini, aslında 21. Yüzyılda emperyalistlerin daha çağdaş yöntemler bularak insanlarımızı nasıl dönüştürdüğünü, nasıl bir yere alıp götürdüğünü unutmamalıyız. Esas işgaller zihin dünyamızda. Bugün bütün dünyada, bölgemizde olup bitenler, bunca yaşananlar, acı, gözyaşı ve haksızlıklara rağmen bizler, bizimle birlikte bir medeniyet dünyasında yaşayan insanlar, ortak hareket edemiyorsak, birlikte mücadele yapamıyorsak ve bunlara karşı ne yazık ki başarısız isek bu herhalde bizim topraklarımızın işgalinden değil, zihin dünyamızın işgalinden geçiyor” dedi.

 

Medeniyet değerlerimizin işgal altında olduğunu ve bunun zihin dünyasından başlayarak bütün hücrelere kadar inen bir işgal olduğunu ifade eden Arslan, “Buna yönelik mücadele etmek hepimizin olduğu gibi her kurumun, her örgütün sorumluluğudur. Ama hepimizin oturup şunu sorması gerekiyor; “ben kendi adıma yapabileceklerimi yaptım mı” kendi adımıza bir özeleştiri yapabiliyor muyuz? Eksiklerimiz, yanlışlarımız, nerede hata yaptık, bunu bir daha yapmamamız gerektiğini itiraf edebiliyor muyuz? Bence bu özeleştiriyle, geleceğimize ait, medeniyet tasavvurumuzdan, hedeflerimizden, değerlerimizden vazgeçmeden yeni bir dünya inşa etme konusunda kararlılığımızı, inancımızı ve geleceğe yönelik umutlarımızı kaybetmeden kendimizi sorgulamalıyız” dedi.

 

İslam dünyası başta olmak üzere medeniyet havzamızdaki hemen hemen hiçbir ülkede özgün, bağımsız ve hesap verilebilir noktada bir sivil toplum örgütü ve sendikanın olmadığını dile getiren Arslan, “İş birliği yapacağımız, o ülkenin rejimlerinden, otoriter güçlerinden, bağımsız bir sendikal kültür yok. Dolayısıyla bu aslında bizim emperyalizmle 21. yüzyılda nasıl mücadele etmemiz gerektiği konusunda önemli bir ipucu veriyor. Demek ki biz sadece eleştirerek, sadece itiraz ederek, sadece başkalarını suçlayarak bu sorunlarla mücadele edemeyiz. Kendimizi ve kendi yaptıklarımızla hesaplaşıp geleceğe ait ümitlerimizi de kaybetmeden bu mücadeleyi yapmamız gerekiyor” dedi.

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

07 Kasım 2014 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu