ARSLAN: “YASAL DÜZENLEMELER KAZALARI ÖNLEMİYOR”

16 Ekim 2014 14:00, Haberler


ARSLAN: “YASAL DÜZENLEMELER KAZALARI ÖNLEMİYOR”

 

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, 16 Ekim 2014 tarihinde Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından organize edilen “Madencilik Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesine İlişkin Ulusal Üç Taraflı Toplantı”ya katıldı.

Genel Başkanımızın yanı sıra Genel Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Eyüp Alabaş, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, TİSK Genel Sekreteri Bülent Pirler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) Müsteşar Yardımcısı Serhat Ayrım, BM Mukim Koordinatörü Kamal Malhotra, ILO Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Heinz Koller, ILO İSG uzmanı Catherine Brakenhielm ile çok sayıda davetli ve basın mensubu katıldı.

 

Toplantının açılış konuşmasında Genel Başkanımız Arslan, Soma da 301 işçinin yaşamını yitirmesine sebep olan kazanın ardından ülkemizdeki İSG konusunda duyarlılığın artığını belirterek, “Soma kazasından sonra ülkemizde oluşan duyarlılık, bilinç, hem hükümeti hem sendikaları hem de sivil toplum örgütlerini harekete geçirmiştir. Bence bu duyarlılığın azalmadan devam etmesi gerekiyor” dedi.

 

Arslan, “İş sağlığı güvenliği meselesini bir mevzuat meselesi olarak görmüyoruz. Türkiye tarihinde ilk defa müstakil bir iş sağlığı iş güvenliği yasası çıkarttık. Ve büyük ölçüde de sosyal tarafların uzlaşmasıyla çıkarttık. İlk defa bizim elimizde müstakil bir yasamız oldu. Gerçekten bu yasaya baştan sona baktığınızda önemli değişikliklere önemli yeniliklere fırsat verildiğini gördük. Ama bu yasanın çıkmasıyla kazaları önleyemedik” dedi

Alınmaya başlanan tedbirlere rağmen geçtiğimiz aylarda İstanbul da yaşanan asansör kazasında 10 işçinin yaşamını yitirdiği belirten Arslan, sorunun mevzuat sorunundan çok zihniyet sorunu olduğunu ifade etti. Arslan, “Aslında bizim sorunumuz topyekûn bir zihniyet sorunu. Bir algı sorunudur. Bir meseleye bakış sorunudur. Eğer siz madencilik sektörü başta olmak üzere bütün sektörlerde bu endüstri ilişkiler sistemi içerisinde, insanı ve onun emeğini odağınıza merkezinize koymazsınız, tam tersi bir avuç kömürün aracı, rezidansların aracı, üretim mekanizmalarının bir aracı, olarak görürseniz küresel kapitalizmin bizim önümüze koyduğu bu anlayışı tartışmasız sorgulamasız kabul ederseniz, sonuç bu şekilde işçilerin ölümü olur” dedi

 

Aslında sonuçların tartışıldığını sebeplerin göz ardı edildiğini vurgulayan Arslan, “Sonuçları değil sebepleri ortadan kaldırmamız gerekiyor. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti devleti hükümet sivil toplum sendikalar topyekûn yeni bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu ve bunu birlikte başarmamız gerektiğinin altını çiziyorum. Aslında bizim devletimizin temellerini oluşturan Osmanlı’nın kurucularında çok önemli etkiler bırakan Şeyh Edebali’nin gerçekten bugünün çağına da ışık tutan çok önemli biz sözü var. -İnsanı yaşat ki devlet yaşasın- bir devletin bekasını insanı yaşatmak üzerine kuran bir zihniyet maalesef bundan fersah fersah uzaklaşmış bir anlayış içerisindeyiz” dedi.

İş sağlığı ve iş güvenliği mekanizmalarının yeniden kurulması gerektiğini belirten Arslan, böyle büyük bir sorumluluğun tek başına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yüklenemeyeceğini, bununla ilgili HAK-İŞ Konfederasyonu’nun yeni fikirleri olduğunu ifade etti. Arslan, “HAK-İŞ’in buradaki önerisi, bir iş sağlığı ve iş güvenliği milli konseyi oluşturulmasıdır. Bu konseyin başında Başbakan veya Başbakanlığın müsteşarı olsun. Bütün bakanlıklar ve taraflar burada yer alsın ve bizim milli bir iş sağlığı iş güvenliği örgütümüz olsun” dedi.

 

Bir iş yerinde sendikanın olması durumunda iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda gereken tedbirlerin alındığının altını çizen Arslan, “ Üzüldüğüm bir şey var 301 kardeşimizi kaybettiğimiz ocakta sendika var. Toplu sözleşme yapıyor. Yetkili sendikamız var orada. Ama olay o kadar çığırından çıkartılmış ki sendika da bu olayların bir parçası haline dönüştürülmüş. Bunu da sorgulamamız gerekiyor. Bunu da en çok Türk-iş sorgulamalı” dedi.

 

Sendikaların olduğu iş yerlerinde de iş kazalarının olması durumunda bunlarında oturup özellikle tartışılması gerektiğini ifade eden Arslan, “Sendikaların olduğu yerlerde problem varsa bunu da bizim oturup tartışmamız gerekiyor. Neden böyle oldu? Acaba sendikalar orada yeterince etkin değil mi? İşverenler yetirince uyarılmadı mı? Bütün bu soruların da cevaplarını vermek zorundayız. Bir empati yapmak zorundayız. Bütün sorumlulukları hükümete bütün sorumlulukları işverenlere yıkarak bu sorunları çözme imkânı yok” dedi.

 

Son çıkarılan torba yasa ile madencilik sektöründe devrim niteliğinde sayılabilecek bir eşiğin geçildiğinin altını çizen Arslan, hükümetin de bu konu ile ilgili inisiyatif almaya başlamasını, konunun üzerine düşerek zihniyet değişimine yardımcı olmasını sevindirici bulduğunu belirtti. Yapılan çalışmalar ışığında sendikalaşmanın önünün açılmasının önemli olduğunu ifade eden Arslan, “Sendikal örgütlenmenin önünün açılması gerekiyor. Bütün arızalarımıza eksiklerimize rağmen sendikaların kendi içerisindeki zaaflarına rağmen, yine de sendikalaşmanın önünü açmak sendikal mücadeleyi yine de bu alanlara taşımak bence bu kazaları ölümleri asgariye indirecektir. O yüzden bir taraftan madenlerimizi rehabilite ederken bir taraftan yeni mevzuatımızı getirirken, bir taraftan da sendikalaşmanın önünü açarak, yeni bir anlayışı beraber inşa etmemiz gerekiyor” dedi.

 


HABERE AİT GÖRSELLER :

16 Ekim 2014 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu