ARSLAN, BAŞBAKAN DAVUTOĞLU’NA ÖNERİLERİNİ SUNDU

13 Ekim 2014 14:00, Haberler


ARSLAN, BAŞBAKAN DAVUTOĞLU’NA ÖNERİLERİNİ SUNDU

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında gerçekleştirilen istişare toplantısında, Kobane’de yaşananlar bahane edilerek Türkiye’de artan sokak olaylarına ilişkin görüşlerini paylaştı, çözüm önerilerini sundu.

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerden gelen HAK-İŞ İl Temsilcileri ile birlikte Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında 13 Ekim 2014 tarihinde TOBB’da gerçekleştirilen istişare toplantısına katıldı. Toplantıda Genel Başkanımız Mahmut Arslan HAK-İŞ’in görüş ve önerilerini paylaştı. Toplantıda söz alan il temsilcilerimiz de bölgede yaşananlar ve taleplerini doğrudan Başbakan Davutoğlu’na aktarma fırsatı buldu.

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında TOBB Konferans Salonunda düzenlenen İstişare Toplantısı'na Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Genel Başkanımız Mahmut Arslan, TESK, TİSK, TÜRK-İŞ, MEMUR-SEN, TZOB ve TOBB yöneticileri ve temsilcileri katıldı.

 

Arslan: “Çözüm Sürecini Devam Ettirmek Zorundayız”

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bütün zorluklara, zehirlemelere ve provokasyonlara rağmen çözüm sürecini devam ettirmek zorunda olduğunu söyledi, “Çözüm sürecine yeni paydaşlar dahil etmek zorundayız. Çözüm sürecine yeni siyasi, sivil toplum örgütleri ve sendikaların da dahil edileceği yeni bir açılımı yeni bir yapıyı inşa etmemiz gerekiyor” dedi.

 

Türkiye’nin Irak ve Suriye konusundaki politikalarını ve yaklaşımlarını daha somut ve iyi bir iletişim kurarak dünyaya anlatması gerektiğini ifade eden Arslan, şunları kaydetti:

 

“Özellikle bu yapılan çalışmaların provokasyonların, eylemlerin arkasında ne olduğunu iyi analiz etmek zorundayız. İlk ağızdan yapılan açıklamaları bir kenara bırakarak sağlıklı bir analize tabi tutmamız gerekiyor. Ne oluyor orada kısa zamanda nasıl ortaya çıktı bu yaşananlar bence bunu devletimiz ve gerekli kurumlar gözden geçirmelidir. Sonuç eğer bir kaos oluşturmaksa Kobani bahanesi ile ülkenin bir bölgesinde fazladan fazlaya kaos oluşturmaksa bunu yapanlar ortaya çıkarılmalı ve hesap sorulmalı. Türkiye’nin gücünü zayıflatmaksa içerde veya dışarda Türkiye’yi zaafa uğratmak isteyenler kimlerse bunlarla mücadele edilmelidir.

 

Açık kapı politikamızı gerçekten insani olarak ve hakikaten bölgedeki güçlü bir Türkiye olarak açık kapı politikamızı önemli ve anlamlı buluyoruz. Ama bunun sürdürülemez olduğunu da görmek zorundayız.

 

Türkiye Irak ve Suriye konusundaki politikalarını dünyaya daha iyi anlatmalıdır. Kararlarımızı kendimiz almalıyız. Aldığımız kararların arkasında Türkiye Cumhuriyeti duracaktır. Ama bu kararlılığımızı dünyaya daha iyi anlatmak durumundayız. Çünkü ortada bir yargısız infazla karşı karşıyayız. Ne yazık ki Türkiye doğru durduğu yerde uluslararası camiada bir kısım çevrelerin hışmına uğramaktadır. Ve bu baskılar bize uluslararası kamuoyunda bize zarar vermektedir.”

 

Bölgede benim örgütümün mensuplarının çok büyük bir psikolojik baskı altında tutulduğunu biliyorum. Örgütümüzün mensuplarının son olaylardan sonra ne kadar zor durumlar yaşadığını biz biliyoruz. Bu bölgedeki bütün kardeşlerim esnafımızın sendikalarımızın meslek kuruluşlarımızın bütün yurttaşlarımızın güvenliğinin sağlanması gerekiyor. Devlet bu konuda çözüm sürecine zarar vermeden demokratik kazanımlarımızdan vazgeçmeden daha çok demokrasi daha fazla özgürlük ama aynı zamanda oradaki yurttaşlarımızın güvenliğini sağlamalıdır.

 

Ülkemizin en önemli ve değerli bölgelerinde oradaki kardeşlerimizi oradaki insanlarımızı başka bölgelere zorla göndermek isteyen zihniyete karşı orada durmalıyız. Orada kalmalıyız. Ama bunları yaparken de devletimizin gereken tedbirleri almasını istiyorum.

 

Türkiye kendi kararlarını kendisi verecektir. Ama bölgedeki ateş çemberinin içerisinden nasıl kurtulacağımız konusunda gerçekten çok zor bir dönemden geçiyoruz. Güçlü devlet olmak elbette ki büyük bedeller gerektiriyor. İşte bu ülkede bedeller ödeyerek güçlü devlet olmak yolunda bedeller ödüyor. Biz biliyoruz ki yüksek dağların karları da fırtınası da sert olur, zor olur. Biz bu borana fırtınaya rağmen ayakta kalacağız ve yeni Türkiye’yi hep beraber inşa edeceğiz.”

 

Başbakan Davutoğlu, “Türkiye’yi Kaos Sarmalının İçine Sokamayacaklar”

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise, yeni Türkiye idealiyle ciddi bir ivme oluşmuşken, birtakım yerlerde Kobani olayları bahane edilerek düğmeye basıldığını, iki seçim sonrası, üçüncü seçimin öncesinde 'Acaba tekrar Türkiye karıştırılabilir mi' diye birtakım fitne odaklarının devreye girdiğini belirterek, “Suriye'deki zulmün bir benzerini neredeyse kendi halkına karşı terör ve şiddet eylemleriyle yapanlar bilsinler ki Türkiye'yi hiçbir zaman bu kargaşa ve kaos sarmalının içine sokamayacaklardır” dedi.

Başta TOBB olmak üzere bütün oda ve sendika temsilcilerine teşekkür eden Davutoğlu, “Çok kritik bir zamanda böyle kapsamlı bir istişare için bizi bir araya getirmek, toplumsal sorumluluğun bir gereğiydi. Ayrıca son yayınlanan ortak bildiri de toplumdaki genel hissiyatı yansıtması açısından çok önemli bir adım teşkil ettiği için bir kez daha teşekkür ediyorum” diye konuştu.

 

Çalışma hayatı ve iş dünyası temsilcileriyle ikinci kez buluştuğuna işaret eden Davutoğlu, daha sık bir araya geleceklerini söyledi. Davutoğlu, “Çünkü öylesine bir tarihi aşamadayız ki bugünlerde en fazla ihtiyaç hissettiğimiz şey istişaredir, istişaredir, istişaredir. Ortak aklı üretmemiz, ortak vicdanı harekete geçirmemiz, ortak geleceğimizi belirlememiz açısından büyük önem taşıyor. Bu noktada ortak vicdanımızın en temel sembolleri aslında bu salonda bulunuyor” ifadesini kullandı.

 

“Sizlere ve sizlerin dayanışmasına büyük ihtiyaç hissediyoruz”

 

Davutoğlu, “Türkiye'nin her yerinden birbirleriyle alışveriş yapan, helal rızık için ortak bir çaba içine giren toplumun değişik kesimleri, aslında ortak bir mayayı da oluşturuyor. Onun için tam da bugünlerde sizlere ve sizlerin dayanışmasına büyük ihtiyaç hissediyoruz” diye konuştu. Birilerinin ülkeyi şu veya bu bölge, şu veya bu etnik veya mezhebi kesim diye bölmeye çalışırken, odaların ve sendikaların ortak bir bilinçle bir araya gelerek, “Hayır, biz tarihi birlikte yaşamış, geleceği de birlikte şekillendirecek bir milletin fertleriyiz” diye seslerini yükseltmelerinin vakti olduğunu kaydeden Davutoğlu, Ben, bu toplantıyı böyle bir sesin ve insani erdemleri harekete geçirecek olan ortak bilincin zemini olarak görüyorum ve bir kez daha teşekkür ediyorum. Doğru zamanda, doğru bir perspektifle hazırlanmış, bir anlamda kamuoyuna ortak bir yaklaşımı da gösterecek, sergileyecek bir toplantıya vesile oldukları için bir kez daha bütün odalarımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

“Türkiye'yi kaos sarmalının içine sokamayacaklar”

 

Davutoğlu, yeni hükümetin kurulmasının hemen ardından bütün bakanlıklarda çok ciddi reform süreçlerini başlattıklarını, çözüm sürecinde ciddi ivme kazanıldığını, bu sürecin mekanizmasının Bakanlar Kurulu kararıyla esasa bağlandığını ifade ederek, ülkede, milli birlik ve beraberlik anlamında çok ciddi bir momentum oluştuğunu söyledi.

Diğer taraftan Suriye'deki bütün dostlara, akrabalara, komşulara yardım edebilmek kastıyla, oradaki zulme karşı en etkin tavrı almak amacıyla tezkere çıkardıklarını belirten Davutoğlu, “Toplumda genel olarak son derece iyimser ve olumlu bir beklenti içindeyken, maalesef, bayramın üçüncü gününden itibaren yaşanan olaylarla gerçek anlamda bir toplumsal kargaşa ortamı yaratılmaya çalışıldı. Neticede, baktığımızda, Kobani bahane edilerek, bu vandalizmde, bu şiddet sarmalında, bu terör faaliyetlerinde 33 vatandaşımız hayatını kaybetti, 2 polisimiz şehit oldu, 135 polisimiz yaralandı” dedi. Olaylarda 531 polis aracı, 631 sivil aracın yakıldığını, aralarında Kur'an kursları, müzelere, kütüphanelerin de olduğu bin 122 binanın tahrip edildiğini anlatan Davutoğlu, “Birçok küçük yavru, yetim ve öksüz kaldı. Bu yolla Kobani'ye mi yardım ettiler? Suriye'deki zulmü mü durdurdular? Suriye'deki zulmün bir benzerini neredeyse kendi halkına karşı terör ve şiddet eylemleriyle yapanlar bilsinler ki, Türkiye'yi hiçbir zaman bu kargaşa ve kaos sarmalının içine sokamayacaklardır” diye konuştu.

 

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, toplantıda her fikirden, her siyasi görüşten, her inançtan üyeleri bulunan Türkiye'nin işçileri, memurları, çiftçileri, esnafları ve işverenlerinin bulunduğunu, Doğu ve Güneydoğu bölgeleri başta olmak üzere Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen başkanlar, yerel kanaat önderlerinin toplantıda yer aldığını ifade etti. Son günlerde Türkiye'de istenmeyen görüntüler yaşandığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Kendi şehrini yakıp yıkan, kendi insanının canına kast eden bir akıl tutulması yaşanıyor” diye konuştu.


HABERE AİT GÖRSELLER :

13 Ekim 2014 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu