ARSLAN, ULUSLARARASI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KONFERANSINA KATILDI

12 Mayıs 2014 14:00, Haberler


ARSLAN, ULUSLARARASI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KONFERANSINA KATILDI

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, çalışma hayatının en önemli gündem maddelerinden birini sosyal ve ekonomik bir yara olan iş kazalarının oluşturduğunu belirterek, Türkiye'de iş kazalarında kaybedilen kişi sayısının, ülkenin dünya ölçeğinde ön sıralarda yer almasına neden olduğuna, iş kazalarının, kayıt dışılığın olduğu ve sendikal örgütlülüğün bulunmadığı yerlerde fazlalaştığına dikkat çekti.

Genel Başkanımız Mahmut Arslan ve Genel Sekreterimiz Dr. Osman Yıldız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 5-7 Mayıs 2014 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen 7. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansına katıldı. Arslan, Konferansta yaptığı konuşmada, meslek hastalıklarıyla ilgili olarak Türkiye'nin veri tabanı olmadığını vurgulayarak, meslek hastalıklarıyla ilgili bir harita olması ve bu verilerin güncellenerek, Türkiye'nin gerçeklerine uygun hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Yaşanan her olaydan sonra söylendiği gibi “ölümler kader değildir, iş cinayetleri kader değildir” diyen Arslan, “İş cinayetleri önlenebilir, yeter ki bilimin ve tekniğin gereği yapılsın, yeter ki her çalışmanın öznesi insan olsun” dedi.

 

Ülkemizde meslek hastalıklarının teşhisi ile ilgili çalışmaların sadece meslek hastalıkları hastanelerinde yürütüldüğünün altını çizen Arslan, “Hastanelerin sorumluluk alanları çok geniş ancak bu alanlarda hakimiyet sağlayabilecek gezici hizmet ekipleri yetersizdir” dedi.

 

İş kazası ve meslek hastalıklarının daha çok sendikasız işyerlerinde yaşadığına dikkat çeken Arslan, “Sendikasız ve denetimsiz işyerlerine bir de kamunun denetim zaafları eklenince iş kazası ve meslek hastalıkları kaçınılmaz olarak meydana gelmektedir. Toplu iş sözleşmesi hakkının kullanılması iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin oluşturulması, sendikal faaliyetlerin artması sonuç olarak örgütlü toplum haline gelinmesi, çalışma hayatında kamu düzenin sağlanmasında önemli rol üstlenmektedir. Diğer taraftan işçi ve işverenlerin bilinçlendirilmesi iş kazası ve meslek hastalıklarında azalma sağlayacaktır” dedi.

 

HAK-İŞ’in iş sağlığı ve güvenliğini temel öncelik alanlarından biri olarak değerlendirdiğini ve gereğini yaptığını vurgulayan Arslan, şunları kaydetti:

 

“Konfederasyonumuz bünyesindeki; HAK-İŞ İş Sağlığı ve Güvenliği Komitesi; HAK-İŞ ve üye sendikalarının iş sağlığı ve güvenliği komitesi başkanları, iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışma yapan avukat, uzman ve danışmanlardan oluşmaktadır. HAK-İŞ olarak iş sağlığı güvenliği kültürünün oluşturulması için büyük çaba sarf ediyoruz. Her yıl hem konfederal düzeyde hem de sendikalarımızca gerçekleştirdiğimiz eğitim çalışmaları ile binlerce üyemize eğitim veriyoruz. Amacımız iş sağlığı ve güvenliği kültürüne ulaşan ve eğitim yolu ile bilgilendirilen, bilinçlendirilen, bilgili, eğitimli bir işçi toplumu yaratmak. Bu çerçevede ÇASGEM ile de çok yakın işbirliği gerçekleştiriyoruz. 2010, 201, 2012, 2013 yıllarında yaptığımız ortak çalışma ile 10 binin üzerinde üyemize sertifikalı eğitim gerçekleştirdik. Yaptığımız eğitimlerle İş Sağlığı Güvenliği kültürünün oluşturulmasına yönelik önemli bir bilinçlendirme yaptık, şimdi bu sağlam temelin üzerine yeni mevzuatın getirdiklerini inşa ediyoruz. Geçtiğimiz dönem iki ayrı eğitim programı uyguladık. Hem İş sağlığı kurullarında görev yapan temsilcilerimize eğitim verdik. Diğer taraftan sektör bazlı çalışmalara başladık. Bu çerçevede ilk olarak metal sektörüne yönelik iş sağlığı güvenliği eğitimlerini gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde de çalışmalarımızı aynı gayretle sürdüreceğiz.”

 

“ÖNCE GÜVENLİK ANLAYIŞI BENİMSENMELİ”

 

Çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı koruyarak ruh ve beden bütünlüklerinin sağlanmasının iş sağlığı ve iş güvenliğinin temel amacı olması gerektiğini belirten Arslan, “Önce üretim anlayışı değiştirilmeli, insana saygı temelinde önce güvenlik anlayışı benimsenmeli ve bunun gerekleri işverenden işçiye kadar üretim sürecinde her kademede görev alanlara anlatılmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşması Devletin, işverenin ve işçinin sorumluluğunda bir alandır. Tüm kesimler bu sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir” dedi.

Çalışma hayatı açısından ciddi bir boşluğun geç de olsa doldurularak İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun yasalaşmasını önemli bir gelişme olarak değerlendirdiğini vurgulayan Arslan, Yasada güçlendirilmesi gereken hususlar bulunduğunu belirtti. Arslan, “Bu güçlendirmeleri sosyal diyalog çerçevesinde ortak akılla hep birlikte başaracağımıza inanıyoruz. En temel konu ise yasanın uygulamaya yansımasını sağlamaktır. Bunun için ilgili tüm taraflar yoğun bir çaba içine girilmelidir. Bu konuda HAK-İŞ olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmek için gayret ediyoruz, etmeye devam edeceğiz” dedi.

 

GENEL SEKRETERİMİZ YILDIZ PANELDE KONUŞTU

 

Genel Sekreterimiz Dr. Osman Yıldız, 7. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı kapsamında düzenlenen panelde konuştu. Yıldız, taşeronlaşma ve iş güvenliğini konu alan konuşmasında taşeronlaşmanın çalışma hayatının önemli bir sorunu olmaya devam ettiğini söyledi. Yıldız, “ Taşeronlaşma çalışma hayatında dengeleri ve kuralları çalışanlar aleyhine bozmaktadır. Taşeron olarak çalışanlar ücret, örgütlenme ve sendikal haklar, iş güvencesi, sosyal haklar, sosyal güvenlik hakları ve iş sağlığı ve güvenliği açısından mağdur hale gelmektedirler” dedi. Taşeronlaşmanın, sendikal harekete karşı bir meydan okuma olarak kendini gösterdiğini ifade eden Yıldız, “Bu meydan okuma, hem Türkiye'de ve hem de dünyada söz konusudur” dedi.

 

HAK-İŞ Konfederasyonunun, sendikal harekette özgün ve cesur politikalar geliştiren bir konfederasyonu olduğu ifade eden Yıldız, “HAK-İŞ, bu politikalarını çeşitli alanlarda göstermiştir. Bu örneklerin başında özelleştirme alanında orta koyduğu model gelmektedir. HAK-İŞ Konfederasyonu, özelleştirme saldırısını özgün; cesur ve sürdürülebilir bir modelle savmayı başarmıştır. Bugün HAK-İŞ, özelleştirmenin tehdit ettiği işyerlerini modern bir yöntemle ayakta tutmayı başarmış, çalışanların tek biri bile mağdur edilmemiş, aksine istihdam artmış ve serbest piyasa koşullarında rekabet eden işletmeler olmuşlardır” dedi.

Şimdi aynı başarıyı taşeronlaşma alanında göstermeye kararlı olduklarını belirten Yıldız, “HAK-İŞ, taşeron işçiler için 'bekle ve ağla' politikasının yerine taşeronda örgütlenme kampanyası başlatarak bütün taşeron işçileri HAK-İŞ çatısı altında örgütlenmeye davet etmiştir. HAK-İŞ Konfederasyonu, son 5 ay içinde 40.000 taşeron işçiyi örgütlemeyi başarmıştır” dedi.

 

HAK-İŞ’in taşeron işçileri örgütlemenin yanı sıra sorunlarının çözümü ile ilgili bir bilimsel çalışma başlattığını vurgulayan Yıldız, “Bu bilimsel çalışma, 24 ilde 5.000 taşeron çalışanını kapsamaktadır. Bu araştırmada taşeron işçilere 52 soru sorulmakta bunların 6 tanesini iş sağlığı ve güvenliği soruları oluşturmaktadır. Temel amacımız, taşeron çalışanının, taşeron çalışanların içinde bulunduğu süreci olumlu yöne çevirmektir. Taşeron çalışmayı neo-liberal politikaların tetikçisi olmaktan çıkarmaya çalışmaktır” dedi.

 


HABERE AİT GÖRSELLER :

12 Mayıs 2014 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu