HİZMET-İŞ SENDİKAMIZ 35. YAŞINI KUTLADI

25 Ocak 2014 14:00, Haberler


HİZMET İŞ SENDİKASI 35. KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ KUTLADI

 

Konfederasyonumuza bağlı Hizmet-İş Sendikamız 35. Kuruluş Yıldönümü, 81 ilden gelen 5 bin taşeron işçinin yoğun katılımıyla kutladı. Hizmet-İş Sendikamız, 35. Kuruluş Yıldönümünde “Sendika Seni Korur” ve “Hakkın Bize Emanet” temasıyla örgütlenme kampanyasını da başlattı.

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın başkanı olduğu Hizmet-İş Sendikamızın, 26 Ocak 2014 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen 35. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri ve Örgütlenme Kampanyasına Konfederasyonumuz Onursal Genel Başkanı, TBMM İdare Amiri, Çorum Milletvekili Salim Uslu, Hizmet-İş Sendikası Kurucu ve Onursal Genel Başkanı, Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Halil Etyemez, Adıyaman Belediye Başkanı Necip Büyükaslan, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Konfederasyonumuz HAK-İŞ'e bağlı Sendikalarımızın Genel Başkanları, çok sayıda sivil toplum örgütü ve sendika temsilcisi, bürokrat, akademisyen ile HAK-İŞ teşkilatı yoğun katılım gösterdi.

 

Hizmet-İş Sendikası 35. Kuruluş Yıldönümü ve “Sendika Seni Korur” ve “Hakkın Bize Emanet” temalı Örgütlenme Kampanyası'nın açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Hizmet-İş'i 1979 yılında Adıyaman’da doğan ırmağa benzeterek, giderek büyük bir çağlayana, bugün ise bir okyanusa dönüştüğünü söyledi. Arslan, "Bu emek mücadelesi HİZMET-İŞ’i 60 bine yaklaşan üyesiyle, işkolumuzun en büyük, ülkemizin de 3. büyük sendikası yapmıştır. Bugün, 48 Şube, 4 İl ve 2 Bölge Başkanlığıyla; 8 Büyükşehir, 32 İl, 421 İlçe, 494 Belde, 134 şirket ve konut işyeri olmak üzere toplam 1.089 işyerinde örgütlü ve yetkili sendika konumuna getirmiştir" dedi.

 

“Her Zaman ve Zemini Örgütlenmek İçin Fırsat Bildik”

 

“Hizmet-İş’in sahip olduğu 35 yıllık bilgi, birikim ve deneyim, HAK-İŞ’in tarihsel birikimiyle yüklü, geleceğe kararlılıkla yürüyen bir dinamizme sahiptir” diye konuşan Arslan, şunları söyledi:

 

“35 yılda yanlış notaya basmadık. Hayali tehditlere aldırış etmedik. Hayatî teklifler ürettik. Gerekçesiz tepkilere değil, hayatî tercihlere kilitlendik. Doğru bir istikamet ve kırılmamış bir çizgide, eğilip bükülmeden yolumuza devam ettik. Her zaman ve zemini emekçilerin örgütlenmesi için fırsat bildik. Çünkü biz biliyoruz ki, doğru bir hareket için asla yanlış zaman yoktur.”

“Bizler Medeniyet İşçileriyiz"

 

Arslan, Hizmet-İş'in Kuruluş Yıldönümü etkinliklerinin, alışılagelmiş standart kutlamaların ötesinde “tema”sı olan, geleceğe yön veren mesajlarla daha da anlamlı hale getirildiğini belirterek, “Bu yıl da “Hakkın Bize Emanet” temasıyla bugün burada startını vereceğimiz büyük bir sendikal örgütlenme kampanyamızı başlatıyoruz. Hizmet-İş olarak; Hakk’ın ve Emanet’in ne olduğunu bilen bir sorumlulukla, Medeniyet bilincinden kaynaklanan misyonumuzla Hakkın Bize Emanet diyoruz. Bizler, yaşanabilir bir dünya için üzerimizdeki “medeniyet inşası”nın emekçileriyiz. Medeniyet işçileriyiz. Tüm dünya, mazlum milletler, mağdur emekçiler yüzünü bize çevirmiştir. Onların nasırlaşmış elleri, terlemiş yüzleri ve ışıl ışıl parlayan alınları yeni bir dünyayı müjdelemektedir. Hayalini kurduğumuz medeniyet, onlar ve sizlerin ter ve emeğiyle inşa edilecektir” diye konuştu.

 

"Taşeron İşçilik Uygulaması Acil Çözüm Bekliyor"

 

Çalışma hayatındaki taşeronlaşmanın sömürüye dönüştüğüne işaret eden Arslan, şunları kaydetti;

 

“Çalışma hayatımız, giderek tahammül edilemez bir Taşeron Sektörüne dönüşüyor. Adeta 17 ve 18. yüzyılın köle tüccarlığı günümüzde yeniden diriltilmiştir. Hiçbir sosyal ve psikolojik sonuçları düşünülmeden, şehirlerimizin geleceğini inşa edecek, insanca yaşanabilecek il, ilçe ve beldelere 24 saat hizmet veren siz emekçileri sadece kâr unsuru ve ucuz emek olarak gören bu uygulama ne yazık ki hızla yayılmaktadır. Biz HAK-İŞ ve Hizmet-İş olarak kölelik sistemiyle eş değer bir hale gelen, kabul edilemez bulduğumuz alt işverenlik uygulamasını teşvik eden politikaların terk edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Buna inandığımız için buradayız. Bugün, yaklaşık 600 bin emekçi, güvencesiz koşullarda taşeron içi olarak çalışmaktadır. Başta belediyeler olmak üzere kamu ve özel sektörde her geçen gün daha da yaygınlaşan taşeron işçilik uygulaması çalışma hayatının acil çözüm bekleyen, kangren olmuş en temel sorunudur. Örgütsüzlüğü, güvencesiz çalışmayı, kayıtdışılığı, kuralsızlığı tetikleyen, insan onuruna yaraşır düzgün iş tanımını yok sayan taşeron işçilik, çalışma hayatının dengelerini bozmakta, ekonomik ve sosyal olarak büyük bir tahribat meydana getirmektedir. Bu noktada temel referansımızın ILO sözleşmeleri olması gerekmektedir. Taşeron işçilerinin ücret alacakları, sendikal örgütlenme, senelik izinlerinin hak edilmesi ve kullanılması, kıdem tazminatı ve işverenlerin değiştiği durumlarda yaşanan mağduriyetlere ilişkin yasal düzenlemeler yeniden ele alınmalı ve güvencelere kavuşturulmalıdır.”

"Taşeron İşçisinin Sorunu Sendikal Mücadeleyle Mümkündür"

 

Taşeron işçilik uygulaması ve bunun yarattığı sorunların HAK-İŞ ve Hizmet-İş tarafından yakından takip edildiğini ve mağduriyetlerin giderilmesi için yoğun çaba harcadıklarını belirten Arslan, şunları söyledi:

 

"Son günlerde Taşeron işçilikle ilgili medyada ve kamuoyunda yer alan haberler “taşeron işçilere kadro verileceği” yönündeki umutlar artırmıştır. Ancak Maliye Bakanlığı, böyle bir çalışmanın olmadığını belirtmiştir. Biz bu noktada 600 bin taşeron işçinin umutlarıyla, duygularıyla oynandığını düşünüyoruz. Taşeronluk sistemine kökten ve doğrudan karşıyız. Bundan sonra da konuya yönelik yasal düzenleme hazırlıklarına görüş ve önerilerimiz ile katkı vermeye devam edeceğiz. Ancak, her şeye rağmen bütün hakların “mücadele ile alınacağını biliyoruz. Onun için mücadelemiz büyüktür. Onun için buradayız."

 

Taşeron İşçilerine Kadro Verilmelidir"

 

“Kamu kurumları ve belediyelerde, yıllardır muvazaalı bir şekilde asıl işlerde çalıştırılan, taşeron işçilerine kadro verilmelidir” diyen Arslan, şöyle devam etti;

 

“Kamu kurumları ve belediyelerde, muvazaa tespitine yönelik mahkeme kararlarının gereği bir an önce yapılmalıdır. İşçilere mahkeme kararlarına uygun olarak, kadroları ve yasal hakları verilmelidir. Kamu kurumları ve belediyelerin vize işlemlerini, usulüne uygun olarak yapmamış olmaları nedeniyle, sürekli işçi kadrolarına atanamayan işçilerin, mağduriyetleri giderilmelidir. Geçici işçilerin yıl içerisindeki çalışma sürelerini, 6 ayla sınırlandıran kanun hükmü değiştirilmelidir. Belediyelerde çalışan teknik lise ve üniversite mezunu geçici işçilerin mağduriyetleri giderilmelidir.”

 

"Kıdem Tazminatı Olmazsa Olmazımızdır"

 

Arslan, çalışma hayatının önemli gündem maddelerinden bir diğerini de Kıdem Tazminatının oluşturduğunu söyledi. Arslan, “Biz, kıdem tazminatı haklarımızın garanti edilmesinden yanayız. Kıdem tazminatının kaldırılması, yok edilmesi, düşürülmesi gibi bir yaklaşımı asla kabul etmeyiz, edemeyiz” dedi. Arslan, kıdem tazminatının alınması konusunda yaşanan sorunları ortadan kaldıracak, kıdem tazminatını istisnasız her bir çalışan için güvence altına alacak, haksızlıkların, adaletsizliklerin olmadığı, uygulanabilir ve sürdürülebilir güçlü bir sistemin kurulmasından yana olduklarını söyledi. Arslan, “Biz kıdem tazminatı fonu ile özellikle özel sektörde çalışan binlerce işçinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesini, alacaklarının kıdem tazminatı fonundan ödenmesini istiyoruz. Kıdem Tazminatı bizim “olmazsa olmaz”ımızdır."

 

İşsizlik ve istihdam oranlarında rakamsal iyileşmeler görülse de işsizliğin ülkemizin önemli sorunlarından birisi olmaya devam etmekte olduğunu ve bu durumun taşeronlaşmayı tetikleyerek yoğun bir sömürüye dönüştüğünü vurgulayan Arslan, çalışma hayatının sorunlarının çözümü, eksikliklerin giderilmesi için politika ve araçların bütüncül bir yaklaşımla hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

 

"İşverenler Sendikalara Karşı Tutumlarını Gözden Geçirmeli"

 

Dünyada ve çalışma hayatında yaşanan değişime paralel olarak sendikalar açısından da değişimin şart olduğuna vurgu yapan Arslan, şunları kaydetti:

 

“Sendikalar eski ezber ve alışkanlıklardan kurtulup, değişime ve gelişime ayak uydurmak, tenkit etmek yerine teklif üretmek, klasik anlayış yerine yenilikçi fikirler oluşturmak, sendikal mücadeleye yeni boyutlar ve ufuklar kazandırmalıdır. Aynı şekilde işverenlerin de yeni bir vizyon geliştirmeleri ve yeni süreçlerle uyumlu çağdaş uygulamalara kapılarını açmaları gerekiyor. Özellikle haksız rekabet unsuru olarak gördükleri sendikalara karşı önyargı ve tutumlarını gözden geçirerek, eski ezberlerini bozmalıdırlar. Geçmişteki kötü örneklerden kaynaklanan bu tavır ne yazık ki dünyadaki değişim ve ekonomik dönüşümle paralel olarak değişmemiştir. Bunun en somut örneğini yeni Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun hazırlık sürecinde yaşadık. Sendikaların işyerlerini savaş alanına çevireceği, işçiler arasında çatışma ve kavga ortamı yaratacağı, işyerlerindeki çalışma barışının ve huzurun bozulacağı gibi ciddi ithamlarla karşı karşıya kaldık. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasasının yürürlüğe girmesinin üzerinden geçen süre içerisinde yayınlanan çalışma istatistiklerine bakarsak, söz konusu kaygıların ne kadar yersiz ve anlamsız olduğunu görebiliriz. İşverenlerin iddia ettiği gibi ne sendikal kavgalar yaşanmış, ne de işletmelere zarar verilmiştir.”

 

Türkiye'de sendikal örgütlenmede ciddi bir geriye gidiş olduğuna dikkat çeken Arslan, sendikal örgütlenme oranının Ocak 2013’te yüzde 9.21 iken, Temmuz ayında yüzde 8.88’e gerilediğini ifade etti. Türkiye'deki toplam 11 milyon 628 bin olan işçinin sadece 1 milyon 32  bininin sendika üyesi olduğunu söyleyen Arslan, “Bu ülkemize yakışmayacak kadar düşük bir orandır” dedi. Barajı aşan sendika sayısının da ocak ayına göre değişmediğine dikkat çeken Arslan, 100’ü aşkın sendika içerisinde sadece 44’ünün yüzde 1’lik barajı aşarak toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi alabildiğini söyledi. Arslan, işkolu barajını geçen bu sendikalardan bazılarının da işletme barajını aşamadığı için sözleşme yapamadığını belirterek, “Ülkemiz çalışanları böyle bir endüstri ilişkiler sistemini hak etmiyor" diye konuştu.

 

"Güçlü Bir Geleceği Birlikte İnşa Edeceğiz"

 

“Bugün Türkiye dünyanın parlayan bir ekonomisi, G 20’nin en aktif üyelerinden birisi durumunda ise bu ülkemiz işçi ve işverenlerinin birlikte inşa ettiği bir başarıdır” diye konuşan Arslan, şunları kaydetti:

 

“Türkiye her şeye rağmen, her alanda büyük iddialar ve büyük atılımlar içerisindedir. Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada önemli bir konuma geldiği bir dönemde, her türlü olumlu gelişmeye rağmen, bazı kesimlerin kaos oluşturmaya yönelik bir çaba içerisinde olduğunu görüyoruz. Türkiye biran önce normalleşmeli, gerçek gündemine dönmelidir. Bildiğiniz Gezi olaylarıyla başlayan ve 17 Aralık operasyonlarıyla devam eden yaşadığımız olaylar, ülkemiz üzerinde büyük uluslararası projelerin, komploların, operasyonların hangi boyutlarda olduğunu göstermektedir. Konfederasyonumuz HAK-İŞ ve Sendikamız Hizmet-İş de bu komploların içine çekilmek istenmekte, HAK-İŞ ve Hizmet-İş’le ilgili müthiş bir algı operasyonu yürütülmektedir. Bizim misyonumuz, duruşumuz ve istikametimizden rahatsız olanlar var. Onun için de zaman zaman yargısız infazlarla, haksız suçlamalarla, linç kampanyalarıyla karşılaştık, halen de karşılaşıyoruz. Türkiye zor bir koridordan geçiyor. Bizler, emekçiler olarak bu koridorda birbirimize ne kadar kenetlenirsek, ışığa o kadar yakın olacağız. Bizim güçlü bir geçmişimiz var. Onun için de inşallah güçlü bir gelecek inşa edeceğiz. Bizim ülkemize, bölgemize ve küremize sorumluluklarımız var. Büyük bir borcun altında olduğumuzu biliyoruz. Bu borç Medeniyet Tasavvurumuzun emekçiler üzerine yüklediği “Erdemli Bir Sendikal İnşa” borcudur. Madem ki derdimiz bir, dersimiz de bir olmalıdır. Hep birlikte geleceğimizi düşünmek, geleceğimizi kurmak zorundayız. Bunun da yolu fikir ve güç birliğinden geçiyor.”

 

USLU: "Taşeronlaşma Mafya Uygulamalarına Dönüştü"

 

HAK-İŞ Onursal Genel Başkanı ve TBMM İdare Amiri, AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, taşeron uygulamalarının mafya uygulamalarına dönüştüğünü belirterek, "Gazete haberlerine bakarsanız, taşeron uygulamalarının mafyalaşma boyutuyla sadece işçilerin değil, işverenlerin de can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini görebilirsiniz. Geçmişte geçici işçileri genel kurulunda oy kullandırmayan Yol-İş, verilen mücadelelerden sonra bugün taşeron işçilerin hak ve menfaatleri için mücadele vermeye başlamıştır. Taşeron işçileri olarak sizler, hem şerefinizi hem de haklarınızı korumak için mücadele edeceksiniz" dedi.

“İşkolu sözleşmesi yapmak, toplu iş sözleşmesi hakkının bir parçasıdır” diyen Uslu, yeni Toplu İş İlişkileri ve Sendikalar Kanunu çıkartılırken işkolu sözleşmesi hakkı verilmesine TİSK ve TÜRK-İŞ'in karşı çıktığını ancak, bu hakkın verilmesi için HAK-İŞ'in sonuna kadar mücadele ettiğini hatırlattı. Uslu, şunları kaydetti:

 

“Haklarınızın ertelenmesine, ötelenmesine asla izin vermeyin, mücadele edin ve sendikanıza destek çıkın. Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve hükümete çağrım odur ki; Kıdem Tazminatı Fonu kurulması için herkesin onayını almaya çalışmayınız; çünkü, herkes iyi niyetli değildir, kanunların arkasından dolaşmaktadırlar. Kıdem Tazminatı Fonu kurulması, işçiyi özgürleştirecek yegane çözümdür. ‘Kıdem Tazminatı Fonu kurulmasın’ diyenler, işverenlerin ekmeğine yağ sürmektedir; kadrolu işçilerle taşeron işçiler arasındaki ayrımlar devam etsin demektir. O yüzden yasa teklifini hazırlayıp Meclis’e gönderiniz. Yasal açıdan taşeron işçisiyle diğer işçiler arasında bir fark yoktur. Sorun uygulamadadır. ‘Zor Oyunu Bozar’ şeklindeki kural gereği, mücadelesini vererek, ter dökerek, bedel ödeyerek hakkınızı alınız. Hacı Bektaşi Veli’nin deyişiyle; ‘bir olalım, iri olalım, diri olalım’. Haklarımızı korumak ve geliştirmek için birlikte mücadele vermeye mecburuz. Haklarınızı almak için Meclisi zorlayın, Hükümet üzerinde baskı kurun, Sendikanızı doğru seçin ve o sendikaların mücadelesine ortak olun. Memleketinize döndüğünüzde HAK-İŞ ve bağlı sendikalara üye olun, arkadaşlarınızı üye olmaya teşvik edin."

 

TANRIVERDİ: "Hak ve Haklıların Kazanması İçin Birlikte Mücadele Vereceğiz"

 

Hizmet-İş’in Kurucu ve Onursal Genel Başkanı, AK Parti Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, “Önce İnsan, Önce Emek’ diyerek yola çıkan Hizmet-İş, önemli başarılara imza atmaktadır. Bugün de burada, önemli bir soruna ve yaraya parmak basarak bir kampanya başlatmaktadır. Bugün bu tören anlamlı bir kampanya ile buluşmaktadır. Yıllar önce, ücret sendikacılığı yerine sosyal sendikacılık, hizmet sendikacılığı anlayışıyla yola çıkan Hizmet-İş, toplu iş sözleşmelerini ‘imzamız işçinin kararıdır’ diyerek imzalamaktadır. Kadın, Genç, Engelliler ve Kültür-Sanat Komiteleriyle, eğitim yardımlarıyla, ferdi kaza sigortasıyla hizmet sendikacılığını sürdüren Hizmet-İş, sizlerin vereceği destek ve katkı ile sendikal mücadelesini daha güçlü bir şekilde sürdürecektir” dedi.

Tanrıverdi, “Taşeron sorununun yakıcılığının farkındayım. Taşeron işçisi kardeşlerimize kendilerini insan olarak görebildikleri, ücretleri ve sosyal haklarını alabildikleri sürdürülebilir bir sistem getirmek durumundayız. Ülkemizde geçmişi 1936 yılına kadar giden taşeron uygulamalarının emeği ve alın terini göz ardı eden boyutlarını düzeltmek, hükümetimizin görevidir. 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak yerel seçimleri kullanarak AK Parti hükümetinin ve Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ayağını kaydırmak isteyenler var. Önümüzdeki yerel seçimlerde bazı durumlara kızarak oy vermekten kaçınmayın. Bir olalım, iri olalım, diri olalım. Geleceğimiz aydınlık olsun. İnşallah, bu sorunun çözüldüğü günlerde tekrar buluşacağız. Haksızlık karşısında susmamak, hakkınızı aramak adına Ankara’ya geldiniz. Bu vahşi dünyada adaletin tescilli etmesi, hak ve haklıların kazanması için birlikte mücadele vereceğiz” şeklinde konuştu.

 

Konuşmasından sonra Tanrıverdi’ye, sendikacılığa başladığı 1979 yılına ait bir fotoğrafı hediye edildi.

 

KAMALAK: “Bugün Maalesef Adil Bir Paylaşım Yok”

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, “Bu ülkede herkese yetecek kadar yer de vardır, iş de vardır, gelir düzeyi de. Bugün maalesef adil bir paylaşım yoktur. Refahyol Koalisyon Hükümeti döneminde olduğu üzere, sizlerin sorunlarınızı çözecek olan yine Saadet Partisi’dir. Maliye profesörü olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki açık bütçe, sizlerin ödediği vergilerle karşılanmaktadır. Bu nedenle, sömürünün engellenebilmesi ve vergi adaletsizliğinin giderilmesi için havuz sistemine ve denk bütçe sistemine geçilmelidir" dedi.

Kamalak, “Üretmeyen bir ekonominin, yatırım yapmayan bir hükümetin, fabrikalar kurmayan bir devletin işsizlik sorununu çözmesi mümkün değildir. Herkesin rahatça çalışabileceği bir işe ve yaşayabileceği bir gelire kavuşmasını temenni ediyorum. Örgütlenme kampanyasının hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

 

DESTİCİ: “Taşeron İşçileri Eli Öpülesi İnsanlardır”

 

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, sosyal devlet anlayışının aksine, fakirden alıp zengine veren mevcut vergi sistemini eleştirdi. BBP olarak taşeron işçiler ve asgari ücretle çalışanlar başta olmak üzere tüm emekçilerin yanında oldukları belirten Destici, “Ülkemizin neredeyse yarıya yakını açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Ülkemizde haksız bir vergi sistemi vardır. En büyük adaletsizlik, cebimizdeki paramızın vergilerle cebimizden alınmasıdır” dedi.

Tüm taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi gerektiğini belirten Destici, “Bunun devlet bütçesine ek bir yükü yoktur. Hiç kimse bunun aksini iddia edemez. Şirketler, devletten ihale alıp sizleri çalıştırarak işlerini yaptırmaktadırlar. Taşeron işçilerin tüm haklarının kendilerine gecikmeksizin verilmesi gerekmektedir. Siz taşeron işçiler de tek yürek olmak, Sendikanıza ve mücadelenize sahip çıkmak zorundasınız. Siz, israfçı değilsiniz, üretensiniz. Ülkemizde eli öpülesi insanlarsınız” diye konuştu.

 

ETYEMEZ: “Çalışma Hayatına Önemli Yasalar Kazandırdık”

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Halil Etyemez, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak 2023 yılı Türkiye hedeflerine ulaşmak için çalışıyoruz. 6356 sayılı Toplu İş İlişkileri ve Sendika Kanunu’nu konfederasyon temsilcileriyle birlikte çıkartarak e-devlet üzerinden sendikalara üyelik imkanını sağladık. Bu kanaldan 63 bin kadar işçinin e-devlet üzerinden sendikalara üye olduğunu görmekteyiz" diye konuştu.

Kavga nedeni olan 1 Mayıs’ı resmi tatil haline getirdiklerini ifade eden Etyemez, şunları kaydetti: "Müstakil bir İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nı çıkardık. Önceden günde ortalama 4 işçi iş kazalarında hayatını kaybederken bu yasasının uygulanmaya başlanmasından sonra günlük iş kazası kaynaklı can kaybı 2’lere inmiştir. Kayıtdışı çalışma oranını %37’lere indirdik. Bunlar çalışma hayatında sağlanan ilerlemelerdir. Ülkemizde işsizlik %15’lerden tek haneli rakamlara inmiştir.”

 

MEMİŞ: "Taşeron İşçilerin Tüm Hakları Sağlanmalı"

 

Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Metin Memiş, Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen’in kuruluş sürecinde HAK-İŞ ve Hizmet-İş’in önemli bir yeri olduğunu söyledi. Memiş, "HAK-İŞ ve Hizmet-İş, uluslararası alandaki sendikal bilgi ve birikimini Memur-Sen ve üyesi sendikalarla paylaşmaya devam etmekte, mücadelemize katkı vermektedir" dedi.

Taşeron işçiliğin, sürdürülebilir olmaktan çıktığını belirten Memiş, şunları kaydetti:

 

“Zorunluluk olmadıkça taşeron işçi çalıştırılmamalıdır. Taşeron işçilik istisnai bir uygulama olmalı, bu durumda da tüm hakları sağlanmalıdır. Taşeron işçiler için 4-C’liler için izlenen yol izlenerek yasal haklarının verilmesi sağlanabilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı yöneticileri bir araya gelerek 1 milyon taşeron işçisinin sorunlarını çözecek ortak ve uyumlu politikalar geliştirmelidir.”

 

"Hakkın Bize Emanet" Temalı Örgütlenme Kampanyası Tanıtıldı

 

Konuşmalardan sonra “Hakkın Bize Emanet” temalı Örgütlenme Kampanyasının tanıtımı yapılarak kampanyanın startı verildi.

 

Çalışan herkesin e-devlet üzerinden sendika üyesi olmaya çağrıldığı tanıtım çerçevesinde, yazılı ve görsel medyada, cadde ve sokaklardaki billboardlarda yer alacak afiş ve pankartlar gösterildi. Bu arada salondaki taşeron işçilerden birisinin okuduğu “Hizmet-İş’e kayıt olduk” içerikli şiir, büyük alkış aldı.

 

Kampanya hakkındaki tüm materyal ve haberlere www.hakkinbizeemanet.com ve www.hizmet-is.org.tr web portalları ile twitter ve facebook üzerinden de ulaşılabilecek.

 

Örgütlenme Kampanyasına Yoğun İlgi...

 

Kampanyayla ilgi konuşan Genel Başkanımız Arslan, şunları söyledi:

 

“HAK-İŞ olarak yasal mevzuat için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile görüşmeler yapıyoruz. Ancak, sorun çok acı ve acildir. O yüzden yasal düzenlemeleri bekleyemeyiz. E-devlet üzerinden sendikal üyelik için HAK-İŞ çok büyük mücadele verdi. Sendikaya üye olmazsanız sizi kimse tanımaz, muhatap almaz. Öncelikle sendikamıza üye olacağız. Mutlaka mücadele edeceğiz. Bugün 5 bin kişi ile Ankara’ya geldiniz. 500 bin kişi ile Ankara’ya gelirseniz, yasa çıkmadan Ankara’dan ayrılmazsınız. Bir şeyler yapmak zorundayız. E-devlet üzerinden üyeliklerini, toplu iş sözleşmesi için yetki isteyene kadar kimse bilemez. Türkiye burada. Meşakkatli, sinir bozucu, ince ve uzun bir yola çıkıyoruz. Dayanışmamızı güçlendirelim, zorluluklarla birlikte mücadele edelim; sorunları birlikte aşalım."

 

 

 

 


HABERE AİT GÖRSELLER :

25 Ocak 2014 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu