ARSLAN: "TAŞERON SORUNU KANGRENE DÖNÜŞÜYOR"

16 Aralık 2013 14:00, Haberler


ARSLAN: "TAŞERON SORUNU KANGRENE DÖNÜŞÜYOR"

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, belediyelerde çalışan taşeron firma işçilerinin yaşadığı sorunların kangrene dönüşmek üzere olduğu söyledi. Belediyelerce istihdam edilen kadrolu işçi sayısının her geçen gün azaldığını ifade eden Arslan, ihale sözleşmeleri ve hizmet alımı yoluyla temin edilen işçi sayısında büyük bir artış meydana geldiğini belirtti.

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, 16 Aralık 2013 tarihinde Hizmet-İş Sendikası Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında “Sendikal Bakış Açısıyla Genel İşler İşkolunun ve Yerel Yönetimlerin Sorunları”na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arslan, Hizmet-İş Sendikasının faaliyette bulunduğu “Genel İşler” işkolu çalışanlarının sorunlarına ve bu sorunların çözümüne yönelik HAK-İş ve Hizmet-İş Sendikası tarafından yapılan çalışmalara değindi.

 

“Taşeron İşçi Sayısı 400 Bin Civarında ve Kaygı Verici”

 

Arslan, "Bugün itibariyle, doğrudan belediye hizmetlerinde çalışan alt işveren (taşeron) işçi sayısı 400 bin civarındadır. Bu sayı giderek artış göstermektedir. Bu durum, işkolumuzda çalışanlar ve sendikalar bakımından kaygı verici boyutlara ulaşmıştır" dedi.

 

Alt işveren işçilerinin Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’ndan doğan örgütlenme ve toplu sözleşmeden yararlanma haklarını kullanamadıklarını hatırlatan Arslan, şunları kaydetti:

 

"Belediye şirketlerinde ve alt işverenler yanında, hizmet alımı suretiyle çalıştırılan işçilere, belediye hizmetlerinde çalışan emsal işçilere göre düşük ücret ödenmektedir. İhale sürelerinin kısa olması nedeniyle, alt işverenler yanında çalışan işçiler, yıllık ücretli izinlerini kullanamamaktadır. Alt işveren işçileri, iş sözleşmelerinin fesih edildiği durumlarda, genellikle ihbar ve kıdem tazminatlarını alamamaktadır. Alt işveren işçilerinin, asıl işveren işçisi olduğu, alt işverenlerle asıl işveren durumunda olan belediyeler ve belediye şirketleri arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu, işçilerin iş sözleşmelerinin başından itibaren asıl işveren olan belediyelerin veya belediye şirketlerinin işçisi oldukları yönündeki mahkeme kararları uygulanmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesine, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarına ayrıcalık getirecek şekilde, 2008 yılında eklenmiş olan düzenlemeler nedeniyle, kamu kurum ve kuruluşları, çalışanların mevzuattan doğan haklarını kısıtlamaktadır."

 

Hizmet-İş Sendikası’nın, alt işveren işçilerinin mahkeme kararlarından doğan haklarının teslim edilmesi ve sürekli işçi kadrolarına atanabilmeleri için, işveren kuruluşları, belediyeler, bağlı kuruluşlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezdinde ısrarlı bir şekilde girişimlerde bulunduğunu belirten Arslan, şöyle konuştu:

 

"Sendikamızın, alt işveren işçilerinin, emsal işçilerle aynı haklara sahip olmalarını, bu kapsamda, çalışma mevzuatının 94 sayılı ILO Sözleşmesine uyumlu hale getirilmesini, asıl işveren durumunda olan kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı işyerlerinde çalışan alt işveren işçilerinin sürekli işçi kadrolarına geçirilebilmesini ve belediyelerde ve bağlı kuruluşlarda, belediye şirketlerinde ve faaliyette bulunduğumuz 20 No'lu Genel işler işkolunda çalışan alt işveren işçileri başta olmak üzere, tüm alt işveren işçilerinin sorunlarının çözülebilmesi, ihale mevzuatının 4857 sayılı İş Kanunu başta olmak üzere, iş mevzuatına uyumlu hale getirilmesini talep etmektedir."

 

“İşsizlikle Mücadelede Daha Somut Adımlar Atılmalı”

Arslan, eylül ayında işsizlik oranının yüzde 9.9 olduğunu ve toplam işsiz rakamının da 2 milyon 831 bin kişiye ulaştığını belirterek, Türkiye'de dünyadaki kriz bölgelerine göre işsizlik oranları biraz düşük olsa da Türkiye'nin hedeflerini gerçekleştirme konusunda ciddi bir rakamla karşı karşıya kalındığını söyledi. Türkiye'nin 2023 yılı için yüzde 5 işsizlik hedefi olduğunu hatırlatan Arslan, “Hedeften bugün çok uzak bir yerde durduğumuzu biliyorum. Alınan birçok tedbire rağmen işsizlik oranlarının artış göstermesini Türkiye açısından,
çalışanlar açısından, geleceğimiz açısından önemli bir risk olarak değerlendiriyoruz. İşsizlikle mücadele konusunda hükümetin daha somut, daha sonuç alıcı yeni tedbirler alması gerekiyor” dedi.

 

Asgari Ücret Tespit Komisyonu


Asgari Ücret Tespit Komisyonunun toplantılarına da değinen Arslan, komisyonun yapısından kaynaklı bir sorunla karşı karşıya kalındığını, yapısı itibariyle işveren ve hükümet ağırlıklı bir yapıdan sağlıklı bir asgari ücretin çıkmasının mümkün gözükmediğini söyledi. İşçileri temsil konusunda da sorun yaşandığına işaret eden Arslan, “Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısının daha demokratik daha katılımcı daha çok sonuç almaya yönelik bir yapıya dönüştürülmesi, kriterlerin ayrıntılı bir şekilde ortaya konulması ve bunlarla ilgili yasal zemin oluşturulması, komisyonun daha şeffaf bir çalışma yapması ve kamuoyunun bunu bilmesi gerekmektedir. Bu hususlar gerçekleşmediği müddetçe Asgari Ücret Tespit Komisyonu'ndan beklediğimiz arzu ettiğimiz istediğimiz bir sonuç almak ne yazık ki mümkün değil. Komisyonun bundan sonraki çalışmaları bu yapı devam ettiği sürece bir komediye dönüşür. Böyle bir komedinin gerçekten Türkiye'nin bir ay gündemini meşgul etmesinden de rahatsızız açıkçası. Bu yapı bu anlayış bu hukuki zemin değişmediği sürece asgari ücretten beklentilerimiz ne yazık ki bir türlü gerçekleşmeyecektir” diye konuştu.

 

AB’ye girişteki vize konusundaki gelişmelere de değinen Arslan, geri dönüş anlaşması ile vize konusunun 3,5 yıl içinde çözülecek olmasının Türkiye için önemli olduğunu, vize konusunun bir gelişmişlik göstergesi olduğunu bununla da Türkiye'nin önemli bir eşiği aşmış olacağını söyledi.

 

Hizmet-İş Sendikasındaki İddialara İlişkin Açıklama

 

Hizmet-İş Sendikasının muhasebe biriminde meydana gelen usulsüzlükle ilgili iddiaları da değerlendiren Arslan, Genel Başkan olarak kendisine gelen bir ihbar üzerine harekete geçtiğini ve genel yönetim kurulu kararıyla yargı sürecini başlattıklarını ve yargı sürecinin devam ettiğini belirterek, sendika ile ilgili bazı medya organlarında farklı yorumlarla yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını, söz konusu iddialar ile kamuoyunun yanlış yönlendirildiğinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

 

Hizmet-İş Sendikasında geçmişte görev yapmış olan ve halen göreve devam eden Genel Yönetim Kurulu ve Genel denetim Kurulu üyelerinin, muhasebe bürosunda yaşanan bu usulsüzlükle ilgilerinin bulunmadığını belirten Arslan, “Diğer taraftan, sendikamızın muhasebe bürosunun faaliyetlerinden doğrudan sorumlu olan ve görevinden 05.05.2013 tarihinde istifa etmiş olan Genel Mali Sekreterin, muhasebe bürosu görevlilerine fazlasıyla güven duymasından kaynaklanan ihmali dışında, usulsüz işlemlerle ilgisi yoktur” dedi.

 

Arslan, bu tip usulsüzlüklerin bir daha yaşanmasına izin vermeyecek bir şekilde muhasebe servisini de yeniden yapılandırdıklarını söyledi. Arslan, yürütülen çalışmalar sonucunda üçüncü kişi ve kuruluşlardan ve muhasebe yetkililerinden yaklaşık 2 milyon 800 bin TL’nin geri tahsil edildiğini ve bu yönde yapılan çalışmalarla yargı sürecinin devam ettiğini söyledi.

 

 Arslan, “Sendikamız Yönetim Kurulu, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da muhasebe bürosunda yaşanan usulsüzlüğün bütün yönleriyle açığa çıkartılabilmesi, sendikamız kayıtlarından usulsüz şekilde çıkartılan paranın geri tahsili amacıyla yargı sürecini büyük bir titizlikle ve kararlılıkla takip etmekte, muhasebe sisteminin işleyişindeki olumsuzlukların bir analizi yapılmak suretiyle, gelecekte benzeri bir durumun yaşanmaması için gerekli tedbirleri almış durumdadır” dedi.

 

 

 

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

16 Aralık 2013 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu