GENEL BAŞKAN ARSLAN: SGK’DA TEMSİLİYETTE DEMOKRATİKLEŞME İSTİYORUZ

05 Aralık 2012 14:00, Haberler


SGK’NIN III. OLAĞAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ
GENEL BAŞKAN ARSLAN: “SGK’DA TEMSİLİYETTE DEMOKRATİKLEŞME İSTİYORUZ”

 

Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) 3. Olağan Genel Kurulunu SGK binasında gerçekleştirilen kurula ÇSGB Bakanı Faruk Çelik, Konfederasyonumuz Genel Başkanı Mahmut Arslan, Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Şahin, SGK Başkanı Fatih Acar, KESK Başkanı Lami Özgen, Kamu-Sen Başkanı İsmail Koncuk, Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu, TESK Başkanı Bendevi Palandöken katıldı.

 

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan SGK’nın III. Olağan Genel Kurulunda bir konuşma yaptı.

SGK’nın bürokrasinin azaltılması, otomasyon yenilikleri, iş süreçlerinin hızlandırılması gibi konularda kayda değer önemli atılımlar yaptığını belirten Arslan buna rağmen daha yapılması gereken birçok iş bulunduğunu söyledi.

Genel Başkan Arslan çalışanların sorunlarına değinerek: “Özellikle bizim cenahtan bir işçi temsilcisi olarak işçi çalışanların pozisyonuyla ilgili bazı rakamları sizlerin takdirine sunmak istiyorum. 2010 yılı itibariyle 4A dediğimiz statüde sigortalı işçilerin kurum için ödediği prim yaklaşık 58 milyar. Maaş giderleri 53-55 milyar civarlarında. Tabi burada sağlık giderleri söz konusu değil. Özellikle işçi çalışanların, sigortalı çalışanların ödedikleri primler konusunda gerçekten ciddi bir sorun var. Bu sorunun bir tanesi işçiler sadece ücretlerinden değil, ücrete tekâmül eden bütün yan ödemeleri de, sosyal hakların hepsinden sigorta primi ödemek zorundalar’ dedi.

Emeklilik ile ilgili sorunların sürdüğünü belirten Arslan: Emekli işçilerin yeniden çalışmaya başladıkları zaman destek primi ödemelerinin emekliliğine hiçbir şekilde etki etmemesinin getirdiği sorunlar var. Ben bağımsız çalışanların ve kamu çalışanlarının prim rakamlarını söylemiyorum. Orada gerçekten daha büyük bir sorun var. Toplanan prim gelirleri sadece emeklilik maaşlarını bile ödemeye yetmiyor bağımsız çalışanların. Dolayısıyla bizim sosyal güvenlik sistemimizi sürdürülebilir ve geleceğimizde hepimizin umutları olacak bir konuma taşımamız için yapılması gerekenleri ihmal etmeden yapmamız gerekiyor” diyerek SGK’nın temel sorunlarda derinleşmesi gerektiğine değindi.

Genel Başkan Arslan konuşmasına şöyle devam etti: “Bir başka sorun aktif pasif dengesinin 1.89 olması 1.70’lerden bu gerçekten düşündürücü. Bu çağdaş sigorta sistemlerinde, primli sistemlerde dört çalışanın bir emekliyi finanse etmesi sistemi ve hedefi belirlenmiştir. Bugün bizim bunun yarısının bile altında olmamız düşündürücü. Bir genel kurul konuşmasıyla değil, bence sosyal taraflarla bir araya gelip telaşsız bir ortamda bunu tartışmamız gerekiyor. 4447 Sayılı Yasa çıkarken 1999 yılında bize “sosyal güvenlik sistemi artık tıkandı, bunu sürdürülebilir hale getirmemiz için bu reforma ihtiyacımız var” denmişti. Peki, aradan 13 yıl geçtikten sonra 4447’nin durumu nedir? Şimdi 4447’yi çıkarırken özellikle bu emeklilik sistemiyle, bu yaşta sürdüremeyiz dediğimiz sistemi yeniden masaya taşımaya başladık. Bu gün de “artık bu yaşla bir sosyal güvenlik sistemini sürdüremeyiz” diyen birtakım konuşmalar, sözler sarf ediliyor. Bilin ki, bir süre sonra geçiş sürecindeki yaş artışlarını da yeterli görmeyerek önümüze yeni bir sistem getirilmek istenebilir, bu endişeyi taşıyorum. Ben bunu yaşadığımız tecrübeden söylüyorum. Peki, biz niye 4447’de bu düzenlemeleri yaptık. O zaman da söylemiştik bu insanlar işe girerken hangi yılda emekli olacaklarını bilerek işe girdiler, bunu yapmayalım dedik, yapıldı. Şimdi bunu da değiştirmek için yeni bir çaba var. Sosyal güvenlik sisteminin arızalarını burada aramamak lazım. Burada ararsak tekrar bir yanlış yapmaya doğru gideriz. Korkum o ki, Maliye Bakanının Çalışma Bakanlığı için bir yol haritası olmasın. Temennimiz o, ama onunla ilgili açıkçası kuşkularım da yok değil.”

Sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sisteminin mutlak gerekliliğine işaret eden HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan kayıtdışı istihdamın önlenmesi ne olan ihtiyacı belirterek: “Eğer sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi hedefliyorsak zor olanın önüne gitmemiz gerekli. Kolay olan bir yasal değişiklikle yaşları yükseltmek, kurum sağlık giderlerini azaltmak için katkı paylarını hemen arttırmak vs. bunlar kolaylar. Zor olan kayıt dışı istihdamı kayıt altına almak. Burası mücadele istiyor, yürek istiyor, gayret istiyor, risk almayı gerektiriyor. İlk defa son 2 yılda yüzde 50’lerden yüzde 38’lere inecek şekilde kayıt dışı istihdamda bir gerileme var. Sosyal Güvenlik Kurumu’nu ve Sayın Bakanı bu açıdan kutlamak istiyorum. Ama OECD ortalamalarında bu yüzde 18. OECD ortalamalarına gelmemiz için iki kat daha aşağılara çekmemiz gerekiyor. O zaman Sosyal Güvenlik Kurumu’nun aktüel dengesini, aktif-pasif arasındaki o sorunlu alanları, sağlık giderlerindeki sıkıntılarımızın hepsini büyük ölçüde aşarız. Neyle? Kayıt altına alarak. Burada da sosyal tarafların enerjisinden, birikiminden, tecrübesinden yararlanmanız gerekiyor. Sadece bir müfettiş yönetimiyle bir teftişle değil, sosyal tarafları da bu işin içine katarak bir mücadeleyi sürdürmemiz gerekiyor. Kayıt dışılığın en önemli panzehirlerinden biri de sendikal örgütlenmenin önünün açılmasıdır. Sosyal güvenlik sistemine geniş ölçekli baktığınız zaman toplu sözleşme düzeninin olduğu yerlerde kayıt dışılıktan bahsedemiyoruz. O zaman örgütlülüğün önünü açmamız gerekiyor.

Bir başka konu istihdam. Ulusal istihdam projemizle ilgili endişelerimiz, eleştirilerimiz olmasına rağmen taslakla ilgili, hala ilan edemedik. Niçin biliyor musunuz? Bu bir taahhüt gerektiriyor. İlan ettiğiniz zaman stratejinizde hangi yıl, 2023’e kadar ne yapacağınızı, nasıl yapacağınızı ortaya koyacaksınız. Bakınız bir önceki bakan döneminde devam etti, hâlâ ulusal istihdam stratejimizi ilan edemedik.

Mutlaka sosyal güvenlik reformunu yapmak zorundayız. Neden? IMF öyle istiyor. 4447’de dönemin bakanlarından biri bize dedi ki; “Tamam, itiraz ediyorsun da kardeşim, bu yasa çıkacak”. Neden? Çünkü IMF öyle istiyor. Biz bunları yaşayarak geldik. Artık IMF tehditleri ortadan kalktı diyoruz. O zaman bence o dönemde eksik bazı hususları düzeltme imkanımız da var. Bunu yapabilir miyiz? Bence yaparız. Eksik kalan, o zaman çözemediğimiz konuları çözmek mümkün. Bunun için de bence siyasi iradenin bu işe karar vermesi gerekiyor.

Bir başka sorunlu husus da şudur. Kurumları kastetmiyorum, ama SGK’nın genel kurul yapısını tartışmamız gerekiyor. Biz HAK-İŞ olarak 1 delegeyle temsil ediyoruz. DİSK 1 delegeyle, Türk-İş 7 delegeyle temsil ediliyor. Memur-Sen 4 delege, Kamu-Sen 3, TESK 2 delege. Şimdi sistem farklı farklı kuruluyor. Bence MYK’da biz bunu bir ölçüde başardık. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun genel kurulunda yine büyük konfederasyonlarımız daha fazla temsil edilsin. Ama en azından genel kurul seçsin kimi seçecekse. Burada da bir problemimiz var. Türkiye’nin en büyük kurumu Sosyal Güvenlik Kurumu’nun genel kurulunun yapısının oluşmasının oylama tekniklerinin bence yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Burada Sosyal Güvenlik Kurumu’nda bizi temsil eden arkadaşımız ve onun kurumunu asla hedef alarak söylemiyorum. Ama onlar da bence bundan rahatsız. Daha demokratik bir yapı kurulamaz mı? Bence bunun üzerinde durmamız gerekiyor. Bu tespitleri Sayın Bakanın huzurunda daha ayrıntılı yapmam gerekiyordu. Ama Sayın Bakanımızın buradan daha önemli bir toplantısı var kuşkusuz. Sayın başkana biz bunu iletmiş olalım.

HAK-İŞ ailesi olarak kurumun başarılarını kendi başarımız olarak görüyoruz. Çünkü bu kurumun bir parçasıyız. Bu kurumun başarıları bizim çalışanlarımızın, emeklilerimizin, topyekûn milletimizin hayrına olduğuna inandığımız için olumlu olanları destekliyoruz. Sayın Bakanın, Yönetim Kurulumuzun başarılı çalışmalarını destekliyoruz. Ama eksik bulduğumuz, gelecekte kurumda olmasını istediğimiz hususların da altını çiziyoruz.”

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

05 Aralık 2012 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu