HAK-İŞ VE MEMUR-SEN’DEN SURİYELİLER İÇİN YARDIM KAMPANYASI

05 Aralık 2012 14:00, Haberler


HAK-İŞ VE MEMUR-SEN’DEN SURİYELİLER İÇİN YARDIM KAMPANYASI

Suriye’de yaşanan insani trajedi karşısında HAK-İŞ ve Memur-Sen Konfederasyonları ulusal ve uluslararası kamuoyuna duyarsız kalınmaması çağrısı yaparken çeşitli sıkıntılarla boğuşan Suriye halkına dönük bir yardım kampanyası başlattı.

Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısına yardım kuruluşlarından İHH, Deniz Feneri, Kimse Yok Mu, Yardımeli ve Cansuyu’nun temsilcileri de katıldı.

Toplantıda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu Kuzey Afrika ve Ortadoğu'yu etkisi altına alan ‘Arap Baharı’yla birlikte söz konusu coğrafyalarda ciddi dönüşümlerin yaşandığını kaydetti. Gündoğdu, "Bölgedeki diktatörlere ve onların zulme varan uygulamalarına başkaldırı olarak Tunus’ta başlayan süreç daha sonra Mısır, Libya, Yemen, Cezayir, Ürdün ve Suriye gibi ülkelere sıçradı. Birçok ülkede diktatörlerin tasfiyesiyle sonuçlanan süreç Suriye’de tam bir insanlık trajedisine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı.

Genel Başkan Gündoğdu, Beşşar Esed’in halkın taleplerine kulaklarını tıkaması ve diktatörlüğünü sürdürme ısrarının ülke insanı için büyük bir felakete sebep olduğunu ve bu felaketin tüm insanlığın gözleri önünde şiddetini arttırarak devam ettiğine dikkat çekti. Suriye’de 10 milyon insanın açlık ve barınma sorunuyla karşı karşıya bulunduğunu belirten Ahmet Gündoğdu, "20 aydır devam eden iç savaşta Esed; 2 bin 148’i çocuk yaklaşık 50 bin sivili katletti. 250 bin kişi yaralandı, 400 bin kişi tutuklandı ve 100 bin kişi de kayıp. Suriye’de ölenler yalnızca kadınlar değildir, yalnızca çocuklar, gençler ya da yaşlılar değildir. Onlarla birlikte, o zulme sessiz kalan insanlık vicdanı da insanlık onuru da ölmeye yüz tutmuştur" diye konuştu. Gündoğdu kendi örgütünün 130 bin TL ile yardım kampanyasını açtığını belirtti.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ise “Hak-İş’in 12. Genel Kurulunda aldığımız ve ilan ettiğimiz bir ilkemiz var. Biz ülkemizde, bölgemizde ve küremizde mazlum durumda olanların bizden alacaklı olduğuna inanıyoruz, dolayısıyla mazlumun dinine, diline, bölgesine, derisine bakmıyoruz, bu mazlumlarla birlikte olmayı ve yardım etmeyi kendimize bir görev telakki ediyoruz. O nedenle dünyanın neresinde olursa olsun bize ihtiyaç duyan herkesin yanında olmak, onun sıkıntılarını çözmek için çaba sarf etmek, yaralarını sarmak, sıkıntılarını gidermek bizim görevimizdir” dedi.

Suriye rejiminin olayları insani trajedi boyutuna tırmandırdığını belirten Genel Başkan Arslan sözlerine şöyle devam etti: “Elimizin uzandığı gücümüzün yettiği bütün her yere ulaşmaktayız. Filistin’de, Somali’de, Myanmar da sıkıntı varsa biz oradayız. Dünyanın neresinde bir sıkıntı varsa biz orada olacağız. Bugün İbrahim’in atıldığı ateşi söndürmek isteyen karınca gibi en azından tavrımızı, yönümüzü, duruşumuzu göstermek adına Suriye konusunda üzerimize büyük görevler düşüyor. Biz HAK-İŞ Konfederasyonu ve burada bulunan örgütler olarak Suriye konusundaki duyarlılığı sadece Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine bırakamayız. Türkiye Cumhuriyeti üzerine düşen görevi yapmıştır ve hiçbir ülkenin üzerine almadığı sorumluluğu üstlenmiştir. Şu an 50 bin civarında pasaportlu, toplamda 175 bin civarında Suriyelinin Türkiye’de olduğu belirtiliyor. Bu konuda hükümetin yaptığı çalışmalar önemli, kamplarda insani ihtiyaçların giderilmesi konusunda gerçekten ciddi çalışmalar var, ama Suriye sadece 175 binden ibaret değil. Bizim mutlaka sınırın diğer tarafına ulaşmamız gerekiyor. Sınırın öbür tarafında gerçekten katliamlar yaşanıyor. Savunmasız insanlar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar… velhasıl silahsız ve sivil insanlar katledilmekte. Bu konuda devletlerarası hukuk, ne yazık ki Birleşmiş Milletler, uluslararası güçlerin hesapları nedeniyle Suriye konusunda bir çekimserlik ve isteksizlik içinde. O zaman bu iş yine bize düşüyor. Biz Türkiye’de sivil toplum örgütleri olarak Suriye içerisindeki milyonlarca masum Suriyeliye ulaşacağız. Onlara insani yardımlar ulaştıracağız. Bazı sivil toplum örgütlerimizin Suriye’ye ulaştığını biliyoruz. Bu örgütler aracılığıyla Suriyeli kardeşlerimizle dayanışma içerisinde olacak bir organizasyona ihtiyacımız var.”

Kamuoyu duyarlığının önemine dikkat çeken Arslan: “Türkiye’de kamuoyunu iyi bilgilendirmemiz gerekli. Yanan ateşin sadece Türkiye’ye gelen 175 bin Suriyeliden ibaret olmadığını, Suriye’de milyonlarca insanın mağdur olduğunu ve bu mağduriyetin giderilmesi için bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda uluslararası örgütleri duyarlılık göstermesine çalışmamız lazım. Üyesi bulunduğumuz uluslararası örgütlerde duyarlılık çağrısı yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Birleşmiş Milletleri güvenlik koridoru oluşturması için çaba sarf etmeye çağırıyoruz. Uluslararası yardım kuruluşlarını Türkiye’dekilerle işbirliği yaparak, birlikte o bölgeye ulaşma konusunda davet ediyoruz. En önemlisi de kadirşinas milletimize Suriye’de yaşananları anlatıp, kamuoyu aracılığıyla onların yardımına ihtiyacımız olduğunu belirtmemiz gerekiyor. HAK-İŞ olarak biz gereken hassasiyet, çaba ve gayreti göstereceğiz. Sınıra yakın bölgelerdeki şubelerimizle bu konuda bir duyarlılık oluşturmak için yine bir hamle yapacağız. Ayrıca örgütümüzün katkılarından oluşan 100 bin lira ile yardım kampanyasını açıyoruz. Hepinizi Suriye’de yaşananlarla ilgili daha fazla duyarlılığa davet ediyorum” dedi.

Toplantıya katılan yardım kuruluşlarının temsilcileri ise Suriye'deki son durum hakkında bilgi verdi. Kendilerine gelen yardımları Suriyeli savaş mağdurlarına ulaştıklarını belirterek, bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesini beklediklerini dile getirdi. Söz konusu dernekler, Suriye’de yaşananlara dikkat çekmek için Memur-Sen ve Hak-İş’in gösterdiği duyarlılıktan dolayı iki konfederasyona da teşekkür etti.

 

HAK-İŞ ve Memur-Sen Konfederasyonlarının hazırladıkları basın bildirisi ise şöyle:

Bildiğiniz üzere Arap coğrafyası ve Kuzey Afrika ile Ortadoğu'yu etkisi altına alan “Arap Baharı” sürecini yaşamaktayız. Bölgedeki diktatörlere ve onların zulme varan uygulamalarına başkaldırı olarak Tunus’ta başlayan süreç daha sonra Mısır, Libya, Yemen, Cezayir, Ürdün ve Suriye gibi ülkelere sıçramıştır. Birçok ülkede diktatörlerin tasfiyesiyle sonuçlanan süreç Suriye’de tam bir insanlık trajedisine dönüşmüştür.

Beşşar Esed’in halktan gelen taleplere kulaklarını tıkaması ve diktatörlüğünü sürdürme ısrarı ülke insanı için büyük bir felakete neden olmuştur. Bu felaket tüm insanlığın gözleri önünde şiddetini arttırarak devam etmektedir. Suriye’de 10 milyon insan açlık ve barınma sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. 20 aydır devam eden iç savaşta Esed; 2 bin 148’i çocuk yaklaşık 50 bin sivili katletti. 250 bin kişi yaralandı, 400 bin kişi tutuklandı ve 100 bin kişi de kayıp. Suriye’de ölenler yalnızca kadınlar değildir, yalnızca çocuklar, gençler ya da yaşlılar değildir. Onlarla birlikte, o zulme sessiz kalan insanlık vicdanı da, insanlık onuru da ölmeye yüz tutmuştur.

Bu gidişe uluslararası kamuoyu bir an önce 'dur' demelidir. Devletler, hükümetler, sivil toplum kuruluşları akan kanın durması için inisiyatif almalıdır.

Bizler Memur-Sen ve Hak-İş olarak Suriye’deki kardeşlerimize el uzatmak için bugün burada bir süreç başlatıyoruz. “İnsan odaklı” sendikacılık anlayışımızla, dünyanın neresinde ve kime bir zulüm yapılsa, bir afet yaşansa orada olmayı temel bir görev olarak kabul ettik. Bu doğrultuda, Pakistan Depremi’nde Pakistan’ın, Somali’deki kıtlıkta Somali’nin, Filistin’e uygulanan vahşi tecrit ve yapılan katliamlarda Filistin’in, Myanmar'daki soykırımda hiç tereddüt etmeden Arakan Müslümanlarının yanında yerini almış ve yardımsever üyelerimiz ile halkımızın yardımlarını buralara ulaştırmıştır.

Saydığımız yerlerdeki kardeşlerimize ilk yardım elini uzatan biz olduk. Doğu Türkistan’da ilk bizim sesimiz yankılandı. Samsun’daki sel felaketine ilk biz koştuk. Van Depremi’nde, en az Van kadar sarsıldık ve maddi-manevi yardımlarımızla Vanlı kardeşlerimizin yanında yer aldık.

Daha önce misyonları gereği ortak birçok çalışmaya imza atan Memur-Sen ve Hak-İş ailelerine bugün yine iş düşüyor. Daha önce dünyanın çeşitli coğrafyalarında yaşanan sıkıntılara, katliamlara, doğal afetlere “bana ne” demeden koşan Memur-Sen ve Hak-İş, Suriye’deki katliama da sessiz kalamadı. Bizler ülkemizde, bölgemizde ve dünyanın neresinde olursa olsun bize ihtiyaç duyan herkesin üzerimizde hakkı vardır bilinciyle hareket ediyoruz. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” diyen bir medeniyetin savunucuları olarak Suriye’deki kardeşlerimizin, komşularımızın içinde bulundukları trajediye göz yumamayız. Daha önce Suriyeli kardeşlerimizin yanında yer aldığımızı, bu zulmün bir an önce durması gerektiğini defaatle deklare ettik. Şimdi maddi yardımlarımızla da Suriyeli kardeşlerimizin yanında yer alıyoruz. Bugün burada Memur-Sen ve Hak-İş Konfederasyonları olarak yardım kampanyamızı başlatıyoruz. Büyük Memur-Sen ve Hak-İş ailelerinin tüm fertlerinin bu kampanyaya karınca kararınca katkıda bulunacağına ve Suriyeli kardeşlerimizin içinden geçtiği bu zor süreci bir an önce atlatması için her türlü çabayı göstereceğine olan inancımız sonsuzdur.

 

                                 MAHMUT ARSLAN                                                                 AHMET GÜNDOĞDU
                                HAK-İŞ GENEL BAŞKANI                                                          MEMUR-SEN GENEL BAŞKANI

 

 

 

 

 

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

05 Aralık 2012 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu