HAK-İŞ’İN 13. SENDİKASI MEDYA-İŞ OLDU

06 Eylül 2012 14:00, Haberler


HAK-İŞ’İN 13. SENDİKASI MEDYA-İŞ OLDU

 

Medya İşçileri Sendikası (Medya-İş), 25-26 Ağustos 2012 tarihlerinde gerçekleştirilen 1. Olağan Genel Kurulunda delegelerin oybirliği ile HAK-İŞ’e katılma kararı aldı. Medya-İş, HAK-İŞ’in 13. sendikası oldu. Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Medya-İş Sendikası delegelerinin HAK-İŞ’e katılma konusunda verdiği kararı onurla, şerefle ve memnuniyetle kabul ettiklerini söyledi.

 

 

Medya İşçileri Sendikası’nın 1. Olağan Genel Kurulu 25-26 Ağustos 2012 tarihinde Anadolu Ajansı Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Genel Kurula, Genel Başkanımız Mahmut Arslan, AA Genel Müdürü Kemal Öztürk, HAK-İŞ Yönetim Kurulu üyeleri, Konfederasyonumuza bağlı sendikaların genel başkanları ve Medya-İş üyeleri katıldı.

 

ESER: “Sendikacılıkta Temel Adres Olarak HAK-İŞ’i Gördük”

 

Medya-İş Genel Başkanı Gürsel Eser ve bir gurup sendika üyesi, gündem maddeleri arasında yer alan “Üst kuruluş üyeliğinin görüşülmesi ve karara bağlanmasına ilişkin bölümde verdikleri önerge ile Medya-İş’in HAK-İŞ’e katılmasını önerdiler. Medya-İş Sendikası Genel Başkanı Gürsel Eser, HAK-İŞ’e katılma kararına ilişkin olarak şunları söyledi:

                “Bilindiği gibi bağımsız olarak kurduğumuz sendikayı altı aydır sizlerin de desteğiyle bir yerlere taşımak için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Ama dönüp arkamıza baktığımızda var olan bir ihtiyaç ve bu ihtiyaç doğrultusunda yaptığımız araştırmalar ve değerlendirmeler sonucunda konfederasyonlar arasında güçlü, ilkeli, saygın, mücadeleci ve en önemlisi güvenilir bir konfederasyon olarak HAK-İŞ’i gördük. Ve biz bugün HAK-İŞ Konfederasyonu’na üye olmak için yola çıktık. Bugün sizlerde burada bize destek vereceğinizden hiçbir şüphem yoktur. Medya İşçileri Sendikası için temel adresin HAK-İŞ olduğuna inanıyorum. Bize vereceğiniz destek için hepinize teşekkür ediyorum.”

 

Eser’in konuşmasının ardından Divan Kurulunca yapılan oylamada, önerge oybirliği ile kabul edildi. Medya-İş Sendikası’nın 1. Olağan Genel Kurulunda alınan bu kararla, Medya-İş Sendikası HAK-İŞ’in 13. Sendikası oldu.

 

ARSLAN: “HAK-İŞ OLARAK KARARINIZI ONURLA, ŞEREFLE KABUL ETTİK”

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Medya-İş Sendikası’nın HAK-İŞ’e katılması yönünde alınan kararın ardından kürsüye çıkarak bir konuşma yaptı. Arslan, “Medya İşçileri Sendikamızın saygıdeğer delegelerinin HAK-İŞ topluluğuyla birlikte yürüme kararını, HAK-İŞ topluluğu adına onurla, şerefle ve memnuniyetle kabul ettiğimizi ifade etmek istiyorum ve sizlere teşekkür ediyorum” dedi.

 

Medya İşçileri Sendikası’nın kuruluşundan itibaren geçen kısa süre içerisinde kamuoyunda büyük tartışmalar yaşandığını, Medya-İş’in hak etmediği suçlamalarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Arslan, “Başta Gürsel Eser arkadaşımız olmak üzere, bu zor ve meşakkatli görevi, sıkıntılı süreci başarıyla sonuçlandırdınız. Bugün Medya-İş Sendikası’nın 1. Olağan Genel Kurulunun yapılması gerçekten çok önemli bir başarıdır” dedi.

 

 

“Sektörün En Büyük ve Güçlü Sendikasının Kongresi”

 

Medya sektöründe sendikacılığın kalmadığı bir dönemde Medya-İş Sendikası’nın sektörün en büyük sendikası olduğuna dikkat çeken Arslan, “Medya sektörünün en büyük, en güçlü sendikasının kongresini yapıyoruz. Bu başarıda emeği geçen, başta Genel Başkan olmak üzere Sayın Gürsel Eser’i ve ekibini kutlamak istiyorum” dedi. Genel Kurul’da Medya-İş’in HAK-İŞ’e katılması konusunda bir prosedürün yerine getirildiğini ve HAK-İŞ Yönetim Kurulunun da en kısa sürede cevaplandıracağını belirten Arslan, “Bize büyük bir sorumluluk yüklediniz. HAK-İŞ Konfederasyonunun var olan 12 sendikasının yanına 13. sendikamızı da ilave etmiş oluyoruz. Bu HAK-İŞ’in sorumluluklarını daha da artıracaktır” dedi.

 

“Türkiye’de Basın Emekçilerinin Durumu İçler Acısı”

 

“HAK-İŞ olarak, ülkemizde, bölgemizde ve dünyamızda HAK-İŞ’e ihtiyaç duyan herkesin HAK-İŞ’ten alacaklı olduğuna inanıyoruz” diyen Arslan, “Dolayısıyla sadece HAK-İŞ’e üye olan Medya-İş sendikasının mensuplarının değil, ülkemizde ve bütün dünyada medya sektöründe çalışan basın emekçilerinin üzerimizde hakkı olduğuna inanıyoruz” dedi. HAK-İŞ’in misyonunun sadece üyeleriyle sınırlı olmadığını söyleyen Arslan, şöyle devam etti:

 

“Biz bütün dünyada kendimizi bir aktör olarak görüyoruz. Özellikle sendikal mücadelenin, gerek ülkemizde gerekse dünyada ciddi şekilde ivme kaybettiği, adeta ters takla attığı bir dönemde yeniden bir inşa sürecini başlatıyoruz. Biz HAK-İŞ’in kimliğini tarihsel olarak bizim medeniyetimizin, kültürümüzün çok önemli unsurlarıyla birlikte ete kemiğe büründürerek, modern çağdaş ve evrensel bir sendikacılığın yolculuğunu yapıyoruz. Biz, sendikacılığı aynı zamanda bir erdemlilik hareketi olarak görüyoruz. Aynı zamanda bir insan hakları mücadelesi olarak görüyoruz. Aynı zamanda ülkemizi, bölgemizi ve bütün dünyayı kuşatan ve dünyada barışı, kardeşliği, dostluğu hakim kılmaya çalışan bir inşa süreci olarak görüyoruz. Bu inşa sürecinin çok önemli bir aktörü olarak görüyoruz. O nedenle HAK-İŞ’in misyonu, HAK-İŞ’in değerleri HAK-İŞ’in gelecek tasavvuru, HAK-İŞ’in dünya tasavvuru HAK-İŞ’in emek tasavvuru özgün ve bize ait hususları kapsamaktadır. Onun için daha çok konuşacağız daha çok bir arada olacağız. Daha çok sizinle birlikte mücadele edeceğiz.

                Türkiye’de basın emekçilerinin durumu gerçekten içler acısı. Yıpranma hakkı gibi varolan bir kısım yasal kazanımların çeşitli düzenlemelerle geriye gittiğini biliyoruz. O dönemde basın sektöründe bir sendikamız olmamasına karşın yıpranma hakkının kaldırılmasına karşı çıktık ve bu düzenlemeye engel olmak için ciddi bir mücadele verdik. Ancak o gün sendikamız olmadığı için konunun tarafı olamadık. Ancak bugün sizlerle birlikte bu konuda daha güçlü mücadele edeceğiz, bu sorunun çözümü için çaba sarfedeceğiz.

                İkinci sorunumuz kayıt dışı çalışma sorunudur. Ne yazık ki çok sayıda basın emekçisinin sırtlarında kameraları, ellerinde fotoğraf makineleriyle 24 saat görev başında oldukları halde kayıt dışı çalıştırıldıklarını biliyoruz. Özellikle özel sektörde, medya sektörünü kendisinin ticari alanının bir unsuru olarak gören çevreler ne yazık ki basın emekçilerine, gerçekten basın emekçisi gibi davranmadığının farkındayız. Medya sektöründe fazla çalışma son derece yaygın. Yasalarda belirlenen sürelerin çok çok üzerinde çalışma süreleri var. Medya sektöründe iş güvencesi yok. Yıpranmadan kaynaklı problemlerimiz var. Basın çalışanlarının büyük bir çoğunluğu da sendikasız. SGK verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 25.000 basın emekçisi var. Ancak bunlardan sadece Anadolu Ajansı’nda çalışanlar örgütlü. Demek ki var olan sendikalar görevlerini yerine getirememişler. O zaman bizim bir başka görevimizde,  ülkemizdeki basın emekçilerini, Medya İşçileri Sendikasına üye yapmak. Bunun çabası içerisinde görüyorum arkadaşlarımı. Bunların biz destekçisi olacağız ve bu süreci daha da ileriye taşıyacağız.

               

Tabiî ki Anadolu Ajansı medya sektörünün amiral gemisi, Anadolu Ajansını bir yerlere taşımak isteyen, iddia sahibi bir ekip var.  Biz işçi–işveren ilişkilerini bir çatışma üzerine kuran, işçi–işveren ilişkilerini işverene bir rakip olarak gören ve mağlup edilmesi gerektiğine inanan bir anlayışta değiliz. Biz işçi–işveren ilişkilerinin birlikte çalışan, birlikte başaran, birlikte geleceği inşa eden ve birlikte sorunlarını çözen, birlikte geleceği tasavvur eden bir işçi–işveren ilişkisini düşünüyoruz. Dolayısıyla çatışma yerine dayanışmayı, kavga yerine uzlaşmayı, birbirimizin ayağına çelme takmak yerine omuz omuza geleceğe yürümeyi esas kabul ediyoruz. Biz sosyal diyalog dediğimiz sihirli sözcüğün içini dolduran bir örgütüz. Sosyal diyalog ile sadece oturup konuşan değil,  aynı zamanda konuştuklarını hayata geçiren bir HAK-İŞ’ten bahsediyoruz”

                Üyelerimizle birlikte Anadolu Ajansı’nı geleceğe taşırken elimizi taşın altına koyduğumuz zaman,  gerçekten sizde gövdenizi taşın altına koyma cesaretini göstereceksiniz. Ama o bunu yaparken tabiî ki çalışanların, emek verenlerin Anadolu Ajansı’nın geleceğe taşınmasında büyük sorumluluk üstlenmiş arkadaşlarımızın da gelecek kaygısı olmamalı. Evimin kirasını nasıl ödeyeceğim? Çocuğumun taksidini nasıl ödeyeceğim kaygısı olmamalı. Ne olmalı? Geleceğe güvenle bakan ücret, geleceğe güvenle bakan iş güvencesi olmalı. Böyle olduğu zaman da inanıyorum ki Anadolu Ajansını hedef koyduğunuz dünyanın ilk beş ajansı içinde olma hedefini yakalayacağımızı düşünüyorum. Biz, bu konuda birlikte çalışmaya varız. Biz, elini uzatan kim olursa elimizi uzatmaya elini sıkmaya hazırız. Ama sıkılmış yumrukları sıkamazsınız. Maalesef çevremizde, etrafımızda yumruklarını sıkarak hala soğuk savaş dönemlerinin argümanlarıyla konuşan, o ezberlerden bir türlü vazgeçememiş, ideolojik kalıplara kendilerini hapsetmiş, duvarları aşamayan çağın gerisinde kalmış insanlarla da muhatap olmak zorundayız.

Değişim taleplerinin öncüsü olan Medya-İş Sendikası aslında gerçekten her alanda olduğu gibi sendikacılık alanında da ezberleri bozdu. Statükoyu yerle bir etti. Değişim taleplerinin öncülüğünü yaptı.”

Basın sektöründe bir sendika kurmanın uzun zamandır HAK-İŞ’in hedefleri arasında olduğunu anımsatan Arslan, “Medya-İş Sendikasının bize katılmasıyla bizim işimizi de kolaylaştırmış oldunuz. Ben Medya-İş Sendikamızın bu vesileyle Sayın Genel Başkanına teşekkür ediyorum. HAK-İŞ, medya sektöründe var olan sorunların hepsinin farkında. Bunu biz sizlerle birlikte iç içe yaşıyoruz, birlikte çalışıyoruz. Bu sorunların çözümü konusunda bir takvimimiz kuşkusuz olacak ama en önemli sorunumuz bugün toplu sözleşme yetkilerinin alınıp, toplu sözleşme yapacak sendikaların belirlenmesi sorunudur” dedi.  

 

Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı’nın çıkarılmaması dolayısıyla sektörde bir kaos yaşandığını ve yetkiler verilmediği için toplu iş sözleşmelerinin yapılamadığına işaret eden Arslan, “Endişe etmeyin, aman bizim sendikamız ne olacak telaşına kapılmayın. HAK-İŞ ailesi olarak sizi toplu iş sözleşmesiz, haklarınızın geriye götürüldüğü bir sendika beklemiyor. Tam tersi, HAK-İŞ ailesi olarak, var olan haklarınızı daha ileri taşımaya çalışan, var olan toplu iş sözleşmelerinizi daha ileriye götürmeye çalışan ve size yeni haklar kazandırmaya çalışan bir HAK-İŞ ten bahsediyoruz” dedi.

 

“Medya-İş Sektörde Varolan Boşluğu Dolduracak”

 

                HAK-İŞ olarak, Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısının biran önce Mecliste görüşülüp kanunlaşması konusunda yoğun bir çaba gösterdiklerini söyleyen Arslan, “Umarım bu sorunları çözdüğümüz zaman da Medya-İş Sendikamızın hem yeni dönem Toplu iş sözleşmesini yapabilmesi, hem de arkadaşlarımızın var olan haklarını daha ileriye taşıyacak bir sendikal vizyonu, yeni sendikal anlayışı buraya yerleştirmiş olacağız” dedi. Medya-İş’in sektörde varolan boşluğu dolduracağına olan inancını dile getiren Arslan, Türkiye’de Anadolu basını dahil birçok medya sektöründe çalışanların Medya-İş’e üye olması gerektiğini söyledi. Arslan, “Biz de bu konuda HAK-İŞ ailesi olarak üzerimize düşen bütün sorumlulukları bütün çabaları yerine getirmeye çalışacağız. Basın emekçileri, sizin HAK-İŞ gibi bir güvenceniz olduğunu unutmayın. HAK-İŞ, aynen Anadolu Ajansı gibi bir küresel örgüttür. Dünya Emek Konfederasyonu ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun saygın üyeleridir. Dolayısıyla küresel ölçekte, bölgesel ölçekte ve ülkemiz düzeyinde üye sayısıyla kıyaslanmayacak bir etkinliğe ve saygınlığa sahiptir. HAK-İŞ çok büyük bir toplumsal tabanı olan, çok yüklü sosyolojik desteği olan ve Türkiye’nin en etkin, en saygın bir konfederasyonudur. Bu konfederasyona Hoş geldiniz… Kararınız hayırlı olsun, yolunuz aydınlık ve açık olsun…” dedi.

 

ÖZTÜRK: “ÖRNEK BİR SENDİKA-İŞVEREN İLİŞKİSİNİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

 

Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk de yaptığı konuşmada, yeni kurulan Medya-İş Sendikası'nı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, ''Umuyorum ki herkese örnek olabilecek bir sendika-işveren ilişkisini AA'da gerçekleştireceğiz. Bizim bu konuda ellerimiz açık. Tokalaşmaya, sarılmaya her zaman hazırız'' dedi.

 

Medya sektöründe toplu iş sözleşmesi hakkının sadece AA'da olduğunu hatırlatan Öztürk, sendika içindeki yönetici kadroların yeni bir sendika kurmaya karar vermeleriyle Medya-iş Sendikası'nın kurulduğunu dile getirdi.

 

Türkiye'de ilk defa AA'da, iki sendikanın aynı anda aktif olarak görev yaptığına dikkati çeken Öztürk, ''Basın sektöründeki diğer kuruluşlarda tek bir sendika bile yokken biz de iki tane sendika var. Allah bize kolaylık versin. Ama işveren tarafı olarak bu durumdan şikayetçi olmadığımızı belirtmek isterim. Türkiye'de hep tartışılması gerektiği düşünülen, korkulan, ürkülen, hep kavga çıkacağı zannedilen bir kavram olsa da bizim sendikal yaşamı desteklediğimizi belirtmek isterim'' dedi. ''İşveren'' tabirinin kendisine çok yabancı gelen bir kelime olduğunu ifade eden Öztürk, şöyle devam etti:

 

 

''Ben hiçbir zaman işveren pozisyonunda olmadım. Ama burada beni sendika üyeleri böyle tanımlıyor. Ben 'işverenmişim' ama 1995'de muhabir olarak bu mesleğe başladım Yenişafak Gazetesi'nde. Muhabir olarak bu meslekte 15 yılımı verdim ve halen de kendimi bir muhabir olarak hissediyorum. 2 gün önce Suriye sınırında diğer meslektaşlarımla, arkadaşlarımla beraber Suriye'den göç eden insanların haberini yaptım, fotoğrafını çektim, kampları gezdim, oradaki insanların yaşamlarını haber yaptım. Yani bu mesleği halen yapıyorum, heyecanını yaşıyorum. Ve bir basın çalışanı, işçisi olarak da diğer çalışan arkadaşlarımın haklarını kendi hakkım kadar korumayı bir görev biliyorum.

Biz haber yazarız, fotoğraf çekeriz, kamera kullanırız ve evimize ekmeğimizi böyle götürürüz. Ben de böyle götürüyorum, sıradan bir çalışan arkadaşım da böyle götürüyor. Dolayısıyla ikimizin arasında fark olmadığını düşünüyorum. İkimizin arasında fark yoksa neden yıllardan beri bu kurumda kavga çıktı onu anlamadım, anlayamıyorum da hala. Yani ben bir çalışan arkadaşın hakkını kendi hakkım kadar sıkı koruyorsam, korumak istiyorsam destekliyorsam, güçlendiriyorsam, niye sendikayla kavga çıkar- O yüzden bu Medya-İş Sendikası ilk kurulduğu zamanlarda söylediği bir şey vardı; 'Biz toplu iş sözleşmesini burada çoğunluğu kim sağlarsa pasta keserek yapmak istiyoruz'. Neden ısrarla bir eylem olacak, bir gösteri olacak, bir grev olacak, bir kavga çıkacak diye bakılıyor. Bunu hiçbir zaman anlamadım. Belki de hiç sendikalı bir hayatta olmadığım için anlamadım. Sendikanın geleneğinde mi vardır bunlar, genlerinde mi vardır bilmiyorum.''

 

 
İşveren tarafı olarak kavgalara karşı olduğunu belirten Öztürk, sendikanın da bunu fazlasıyla desteklemesi gerektiğini dile getirdi. Bir hayal kurduklarını ve yola bu hayalle çıktıklarını ifade eden Öztürk, bütün kurum olarak bu hayalin peşinden koştuklarını bildirdi.
AA'nın 100. yıl vizyonunu konuşurken, ''Dünyanın en büyük 5 ajansından birinde çalışma gururunu sizinle beraber yaşamak istiyorum. Benimle var mısınız, yok musunuz-'' diyerek çalışanlara seslendiğini anımsattı. Çalışanların kendisine birlikte yürümeye var olduklarını söylediğini ve 1 yıldır bu hedefin peşinden koştuklarını dile getiren Öztürk, şöyle konuştu:

 

''Yardımcı muhabirden stajyerden en üst editöre kadar herkes bu hayalin peşinde koşuyor ve Allah'a hamd olsun ki 1 yıl içinde kat ettiğimiz mesafe bizim en başından beri planladığımız mesafenin iki katı. Bugün AA'nın internet sitesini açtığınızda 5 tane yayın dili görürsünüz. 1 yıl içinde geldik biz bu duruma. Bugün Ortadoğu'nun neresinde bir olay olursa olsun o haberi anında gören, çeken haberi yazan bir ekibimiz var. Ve o haberi anında Arapça'ya, İngilizce'ye, Boşnakça'ya, Türkçe'ye, Rusça'ya çeviren bir sistemimiz var artık. Bu, burada çalışan insanların ilk başta kurduğu hayalin bir ürünüdür. O büyük hayalin peşinde koşarken ben sendikadaki arkadaşlarıma şunu söylemiştim; 'bu hayalde sizin yeriniz neresidir- Bu ülkenin milli ajansında, ulusal ajansında bir milli dava gibi sahip çıktığımız bu hayalin peşinde siz nerede yer alacaksınız-' Soru bu sendika içinde geçerlidir. Bu kavganın neresindesiniz- Biz bu dünyada bir kavga veriyoruz şu anda. Suriye'de bir yabancı ajans yalan haber yapıyor, biz doğrusunu yapıyoruz. Lübnan'da biri bir kışkırtma haber yapıyor, biz doğrusunu yapıyoruz. Mısır'da birisi manipülasyon yapıyor, biz doğrusunu yapıyoruz. Yani gerçek haber ve gerçek hayat için bir kavga veriyoruz. Bu kavganın her neferinin üye olduğu sendika nerededir-''

 

“Sizden Destek Bekliyoruz”

 

Her iki sendikaya da aynı soruyu sorduklarını yineleyen Öztürk, diğer sendikadan hala cevap beklediklerini söyledi. ''Bizim yanımızda, haber cephesinde bizimle beraber kavga etmek, mücadele etmekse başımızın üzerinde yeriniz var'' diyen Öztürk, şöyle devam etti:

 

''Ama biz cephede haber peşinde koşarken, Sinan gibi arkadaşlarımız ayaklarından yaralanırken, hastanelerde yatarken veya arkadaşlarımız -dün yeni kurtardık Halep'te- abluka altında kalırken, ateş altında kalırken, saldırı altında kalırken, biz bunların kavgasını verirken, buradaki insanlarımız buradaki haberin kavgasını verirken, siz bizim arkamızdan ideolojik sendikacılık yaparsanız bizim yollarımız sizle ayrılır. Biz bu işte yokuz deriz. Bizim işimiz var çünkü. Büyük bir hayalimiz ve hedefimiz var. Bu hedef ve hayal peşinde koşarken biz, sizden ayağımıza bağ olmanızı istemeyiz. Biz, sizden destek istiyoruz. Bir sendika olarak uluslararası medya yaşamında sizinle beraber nasıl daha iyi gazetecilik yapılabilir onu beraber araştırmak, öğrenmek istiyoruz. Bize bu konuda destek verin. Bir çok çalışan arkadaşımızın yabancı dil sorunu var. Bu arkadaşlarımızın yabancı dil eğitimi için organizasyonlar yapalım. Daha iyi nasıl muhabirlik yapar bize proje getirin. Bu projelere aç ve destekleyen bir yönetim var.''

 

AA'da sendikacılık yapmanın çok kolay olduğuna işaret eden Öztürk, ''Çünkü sendika başkanından daha çok çalışanın haklarını koruyan bir genel müdür var burada. O zaman sizin burada işiniz kolay. İşiniz kolay olduğu için de bizim de sizden sendika ve konfederasyon olarak beklentilerimiz var'' dedi. Öztürk, Türkiye'de medya alanında sendikanın sadece AA'da yetkili olduğunu ancak bunun yaygınlaşmasını istediklerini söyledi. AA’da çok yüksek hedefleri olan bir ekip bulunduğunu ifade eden Öztürk, “Bizim aramızda yönetici ve çalışan ayrımı yoktur. Bir muhabir ve bir genel müdür ya da bir editör aynı haberin aynı heyecanını çok yoğun bir şekilde paylaşır” dedi.

 

AA yönetimi ve çalışanları olarak yeni kurulan Medya-iş Sendikasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:

'Konfederasyonun da ayrıca bu çalışma içinde yer almasını memnuniyetle karşılıyoruz. Umuyorum ki herkese örnek olabilecek bir sendika işveren ilişkisini AA'da gerçekleştireceğiz. Bizim bu konuda ellerimiz açık tokalaşmaya, sarılmaya her zaman hazırız. Bizimle bu düzeyde, bu seviyede ilişki kurmak isteyen her sendikayla işbirliğine varız yeter ki iyi niyetli ve çalışan insanların niteliklerini yükseltecek, haklarını, hukuklarını yükseltecek niyette olsun. Bunu da yeni sendikanın göstereceğine inanıyorum. AA'da çalışan herkes iki sendikadan birine üye olmakta özgürdür istediğiniz sendikayla çalışabilirsiniz. Hangi sendika sizin haklarınıza daha çok destek veriyorsa onu seçin.''

 

ESER: “TÜRKİYE’Yİ KUCAKLAYAN KATILIMCI SENDİKA OLACAĞIZ”

 

 Medya-İş Sendikası Genel Başkanı Gürsel Eser, "Tarihi bir zorunluluğun ve sorumluluğun neticesinde kurdukları" Medya-İş'in 9 Mart 2012'de resmiyet kazanarak çalışmalarına başladığını anımsattı.Medya İş'in çalışmalarına başlamasının üzerinden henüz 6 ay geçmesine rağmen üye sayılarının 700'e ulaştığını belirten Eser, üyelerden 536'sını Anadolu Ajansı çalışanlarının oluşturduğunu, Anadolu Ajansı'nın yanı sıra Türkiye çapında diğer medya kuruluşlarında da örgütlenmelerinin sürdüğünü söyledi.

 

Amaçlarının medya, alın teri, dayanışma, insan hakları, özgürlükler ve Türkiye ortak paydasında herkesi kucaklamak ve birlikte mücadele etmek olduğunu ifade eden Eser, "Yıllardır iş yerimizde örgütlü olan malum sendikanın amacının bunlar olmadığına hepimiz birebir tanık olduk. Bu sendika yıllardır iş kolunda tek olmanın saltanatını sürdü. Çağdaş sendikacılığın gereklerini yapmayı, kendilerini yenilemeyi, herkesi kucaklamayı hiçbir zaman akıllarına bile getirmedi. Bizler Ankara ve İstanbul arasında dar ve çıkmaz bir koridora hapsolmuş sendika modeli yerine, tüm Türkiye'yi kucaklayan katılımcı sendika olma kararlılığıyla yola çıktık ve bunun için mücadelemizi sürdürüyoruz" diye konuştu.

 

 

 

Medya İş'in, Türkiye'nin dışına taşan, dünyanın dört bir yanına açılan pencere olacağını vurgulayan Eser, "İlişkilerimiz kağıt üzerinde kalmayacak, ortak çalışmalarımız imzalardan ibaret olmayacak, bizzat hayata yansıyacak ve sonuç verecek. Medyada yaşanan gelişmelere, dünyada olup bitenlere mesleğimizin ve meslektaşlarımızın sorunlarına, işyeri barışına, iş yerlerimizin kalkınmasına misyon ve vizyon olarak ne tür katkılar sağlarız, ülkemizin sosyal, siyasal ve kültürel meseleleri karşısında neler yapabiliriz; mesleğimiz, eski-yeni tüm meslektaşlarımız ve meslek adaylarımız için neler yapabiliriz, işte tüm bu konularda yoğun çalışmalar yürüteceğiz" şeklinde konuştu.

 

Anadolu Ajansı'nın 100. yılında, onun dünyanın en büyük haber ajansları arasına girme hedefine ellerinden gelen tüm katkıyı sunacaklarını ifade eden Eser, "Anadolu Ajansı'nın yanı sıra, örgütlendiğimiz ulusal medya ve Türkiye'nin dört bir yanında örgütlendiğimiz yerel medyanın güçlenmesine de katkı sağlayacağız. İş barışının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine gayret edeceğiz. Medya-İş Sendikası medya iş kolunun lider sendikası olarak sendikal modellerini etkin bir şekilde hayata geçirecektir. Medya-İş olarak, üyelerimizin kazanılmış haklarını korumak ve daha da güçlendirmek için mücadele vereceğiz" değerlendirmesinde bulundu. Gazetecilerin yıpranma hakkının geri verilmesini talep eden eser şunları kaydetti:

                “Temel sorunumuz olan 'yıpranma hakkı' sorunumuza dikkat çekmek istiyoruz. 'Yıpranma hakkı' gazetecilerin maruz kaldığı, şiddetli ve riskli çalışma şartları nedeniyle 1977 yılında 2098 sayılı yasa ile tanınmıştı. Ancak, fiili hizmet zammı olarak da bilinen bu hakkımız, 1 Ekim 2008'de yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile kaldırılmıştır. Oysa çok zor koşullarda görev yapan gazeteciler, çalışma koşullarının ağır olması nedeniyle çabuk yıpranmakta, haber peşinde koşarken canından olmakta, yaralanmakta, cinayetlere kurban gidebilmektedir.

Bunun son örneğine Suriye'deki çatışmalarda tanık olduk. Ajansımızın foto muhabiri Medya-İş üyesi Sinan Gül arkadaşımız kurşunlara hedef olmuş ve ayağından yaralanmıştır. Buradan bir kez daha Sinan kardeşimize geçmiş olsun diyoruz. Sinan Gül Suriye'ye gitmeden önce Ajansımızda savaş muhabirliği eğitimi almıştı. Bu eğitim oradaki çatışma ortamında daha büyük musibetlerden korunması için yaşamsal rol oynadı.

Bu vesileyle, savaş muhabirliği gibi özel eğitimlerle çalışanlarının iş güvenliğine verdiği önemi açıkça gösteren AA yönetimine de teşekkür ediyorum. Buradan tüm yöneticilere bir kez daha sesleniyorum: Çalışanlarınızın iş güvenliğine gereken özeni göstermekten kaçınmayın. Çatışma bölgelerine göndermeden önce çalışanlarınıza mutlak surette savaş muhabirliği eğitimi aldırın.

Kamu görevi yapan biz basın emekçilerinin, fiili hizmet süreleri yani yıpranma hakları yeniden düzenlenmeli ve hakları iade edilmelidir. Yapılacak düzenlemede, 2008 yılında kaldırılan ve bugüne kadar uğradığımız 4 yıllık kayıplarımız da telafi edilmelidir. Biz Medya-İş olarak bunun da takipçisi olacağız. Aynı zamanda 5 üyemizi savaş muhabirliği eğitimine bizzat göndererek, medya yöneticilerine örnek olacağız.”

Eser'in ardından söz alan Anadolu Ajansı Ekonomi Editör Yardımcısı Abdullah Kıratlı, eski sendika yöneticilerine sürekli farklı kesimleri de içerisinde barındırması gerektiğini söylediğini ancak bunun göz ardı edildiğini ifade ederek, "Şimdi bu pırıl pırıl arkadaşlarım sağ olsunlar yeni bir sayfa, tap taze bir başlangıç yaptılar. Kendilerini kutluyorum, başarılar diliyorum ve her zamanda yanlarında olacağımı belirtmek istiyorum”  diye konuştu.

AA Haber Akademisi'nin ilk mezunlarından ve sendika üyesi İlkay Güder de söz alarak, Akademi'nin ilk mezunları olarak, dünyanın en iyi 5 ajansından biri olmayı hedefleyen Anadolu Ajansı'nda meslek hayatlarına başladıkları için çok mutlu oldukları söyledi. Güder, sendikalı bir kurumda çalışmaktan ve haklarının Medya-İş sendikası tarafından korunuyor olmasından dolayı da ayrıca mutlu oldukları ifade etti.

 

ESER, YENİDEN GENEL BAŞKAN

 

Medya-İş 1. Olağan Genel Kurulu, yapılan seçimlerle son buldu. Seçimlerde Gürsel Eser yeniden Genel Başkanlığa seçildi. Eser başkanlığındaki yönetim kurulu Osman Kurt, Eda Ay, Sezai Ballı ve Ogün Duru'dan oluştu.

 

Genel Başkanlığa seçilen Gürsel Eser, genel kurulun ardından yaptığı açıklamada, katılımlarını ve desteklerini esirgemeyen delegelere teşekkür etti. Medya-İş'i ''yeni doğan bir sendika'' olarak tanımlayan Eser, şunları kaydetti:

                ''Medya-İş bizim yeni doğan bir bebeğimiz gibi. Bugün ilk adımı atarak, ilk genel kurulunu yaparak, yürümeye başladı. Dün aldığımız kararla HAK-İŞ'e katılmamız da bize büyük güç ve onur vermiştir. HAK-İŞ'te büyük işler yapacağımıza inancım tamdır. Önümüzdeki günlerde güzel toplu sözleşmeler yaparak, yıpranma hakkımızı alarak, kazanılmış haklarımızı kaybetmeden daha ileriye götürerek ve Medya-İş'i daha da büyüterek birlikte güzel günler geçireceğimize inanıyorum.”

 

 

 

 

GENEL KURULDA ÖNEMLİ KARARLARA İMZA ATILDI

 

Medya İşçileri Sendikası’nın 1. Olağan Genel Kurulunda medya çalışanlarını ilgilendiren konularda önemli kararlara da imza atıldı. Kararlardan bazılarının başlıkları şöyle:

 

1.       Yıpranma Hakkımız Geri Verilsin

2.       Çağdaş Sendikacılık ve Katılımcı Demokrasiyi Güçlendireceğiz

3.       Dünyaya Açık Sendikacılığın Öncüsü Olacağız.

4.       Toplu İş İlişkileri Kanunu Acilen Yasalaşmalıdır

5.       Uluslararası Sendikal Dayanışma ve İşbirliğine Önem Vereceğiz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

06 Eylül 2012 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu