HAK-İŞ’TEN AB BAKANI EGEMEN BAĞIŞ’A ZİYARET

23 Mart 2012 14:00, Haberler


 

HAK-İŞ’TEN AB BAKANI EGEMEN BAĞIŞ’A ZİYARET

 

BAĞIŞ’TAN AB STANDARTLARINDA SENDİKA MEVZUATI İÇİN DESTEK SÖZÜ

 

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan başkanlığındaki HAK-İŞ heyeti AB Bakanı Egemen Bağış’ı 21 Mart 2012 tarihinde TBMM’de ziyaret etti. Ziyarete Genel Başkan Yardımcılarımız Settar Aslan, H. Ferudun Tankut, Mehmet Şahin, Mustafa Toruntay ve Genel Sekreterimiz Dr. Osman Yıldız katıldı.

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, ziyarette yaptığı konuşmada, Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleşip gerçekleşmemesinden daha önemlisinin AB normlarının yakalanması olduğunu belirterek, “Eğer biz Türkiye olarak Avrupa Birliği değerlerini bütünüyle karşılayan bir yapıyı inşa edebilirsek Türkiye’de üyeliğin kabul edilip edilmemesi siyasi bir karardır. Çok da önemli değildir” dedi.

 

“SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER GENİŞLETİLMELİ”

 

AB konusunda bu hükümet döneminde çok önemli adımlar atıldığını ancak hala atılması gereken adımlar bulunduğunu ifade eden Arslan, özellikle 19. faslın açılması için ekonomik sosyal konularda atılması gereken adımlar olduğunu kaydetti. Sendikal hak ve özgürlükler başta olmak üzere kayıt dışılıkla mücadele konusunda AB’nin hem ILO’nun eleştirileri bulunduğunu anımsatan Arslan, “HAK-İŞ olarak 19. faslın açılması bizim için çok önemli. Ama daha önemlisi Türkiye’deki sendikal hakların ve özgürlüklerin karşılanmasıdır” dedi. Bunun sağlanabilmesi için, Türkiye’nin özellikle sendikal mevzuatta değişiklik yapması gerektiğine dikkat çeken Arslan, sendikal mevzuatın değiştirilmesi konusunda 2009 yılında çeşitli çalışmalar yapıldığını, yasanın komisyondan geçtiğini ve TBMM Genel Kurul gündemine geldiğini, ancak bir türlü görüşülemediğini ve kadük kaldığını anımsattı. Arslan, “Bugün aynı noktaya yeniden geldik. Komisyonlarda, alt komisyonlarda yasa tasarısı görüşüldü. Genel kurul gündemine geldi. Açıkçası endişemiz var. Şu anda ciddi bir şekilde lobi çalışması olduğun biliyoruz. Bunun engellenmesi için, bu yasanın çıkmaması ve çıkartılırsa bile içinin boşaltılması konusunda özellikle bazı işveren çevrelerinin bir lobi kuşatması var. Bu bizi endişelendiriyor” dedi.

 

 

TOPLU İŞ İLİŞKİLERİ KANUNU İÇİN DESTEK İSTEDİ

 

HAK-İŞ olarak Avrupa Birliği Bakanlığının Toplu İş İlişkileri Kanununun çıkarılması konusunda daha çok inisiyatif almasını ve destek vermesini isteyen Arslan, “Çünkü her ILO toplantısında önümüze getirilen hususlar var, sendikal hak ve özgürlükler konusu. Yine AB ile bütün ilişkilerimizde sürekli gündeme getiriliyor. Türkiye olarak artık bu kamburdan kurtulalım istiyoruz” dedi.

 

 Türkiye sendikal hareketinin çok ciddi bir kriz ve 30 yıl önceki olumsuz bazı gelişmelerden dolayı bir sosyal kabul sorunu yaşadığına işaret eden Arslan, “Bu tablo Avrupa Birliği üyesi olma çabasında olan, dünyanın 16. büyük, Avrupa’nın 6. büyük ekonomisine sahip bir Türkiye’ye yakışmıyor” dedi. Arslan, AB’nin sistematiğinin ikili ve üçlü diyalog üzerine kurulduğunu anımsatarak, “Onun için Türkiye işçi hareketinin bu temsil krizini aşabilmesi için sendikal mevzuat önemli bir eşik. Bunun aşılması gerekiyor” dedi.

 

 

HAK-İŞ’in tekstilden gıdaya ve metale kadar pek çok alanda proje yürüttüğünü,  ETUC ile birlikte ve tek başına, 30’a yakın AB projesini başarıyla hayata geçirdiğini ifade eden Arslan, “HAK-İŞ, bu deneyimlerinden hareketle daimi bir Mesleki Eğitim Merkezi kurma aşamasındadır ve bunun altyapısını geliştirmektedir. HAK-İŞ olarak, Konfederasyonumuzun kapasitesine uygun olarak, tek başımıza yeni projeler hayata geçirmek istiyoruz. Bu konuda desteğini bekliyoruz” dedi.

 

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun (ETUC) ortaklaşa kurdukları ve İngiltere’den Kazakistan’a kadar 50 ülkenin sendikasını içine alan PAN Avrupa Bölgesel Konseyi (PERC) Gençlik Komitesi Başkanlığını HAK-İŞ Gençlik Komitesi Başkanı ve Uzmanı Tuğba Balcı’nın yürüttüğünü söyleyen Arslan, “HAK-İŞ Gençlik Komitesi, sonbahar aylarında PERC ile birlikte Türkiye’de bir Gençlik Zirvesi gerçekleştirmeyi planlamaktadır. Bu zirveyi gerçekleştirilmesi konusunda Avrupa Birliği Bakanlığımızın katkı ve desteğini önemsiyoruz. Zatıalinizin de katkılarıyla bu zirvenin işbirliği içerisinde gerçekleştirilmesini arzu ediyoruz” dedi.

 

“HAK-İŞ, TÜRKİYE’NİN YÜZ AKI KURUMLARINDAN”

 

AB Bakanı Egemen Bağış da yaptığı konuşmada, HAK-İŞ Türkiye’nin yüz akı kurumlarından biri olduğunu belirterek, ITUC ve ETUC bünyesindeki çalışmaları yakından takip ettiklerini söyledi. HAK-İŞ’in bugüne kadar ülkenin birlik ve beraberliği için üzerine düşeni yapmak konusunda sorumluluklarını yerine getiren bir konfederasyon olduğunu kaydeden Bağış, “Gün geldi grev yaptı, gün geldi direniş ortaya koydu. Ama bunların hiç birini ülkeye zarar verecek şekilde yapmadı” dedi.

 

Bağış, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda attığı reform adımlarının belki de Cumhuriyet tarihinin en önemli adımları olduğunu, Cumhuriyet tarihinin en reformist hükümetinin görev başında olduğunu belirterek, “1 Mayıs’ı emek bayramı ilan eden bir hükümetin mensubu olmaktan da ben onur duyuyorum. İşçinin emek sahibinin emeğinin kıymetini bilen bir başbakanın kabinesinde görev yapmaktan büyük bir onur duyuyorum. HAK-İŞ’le birlikte yapabileceğimiz çok önemli çalışmalar olduğunu biliyorum” dedi.

 

 

HAK-İŞ’in 36. Kuruluş Yıldönümünde Türkiye’ye gelen Avrupa’nın efsanevi sendikal lideri, eski Polonya Cumhurbaşkanı Wałęsa’nın “Sendikalar virüs gibi olmamalı, bakteri gibi olmalı” sözünü anımsatan Bağış, “Yani içinde bulundukları kurumlara firmalara öldürücü darbeler yerine canlandırıcı, enerji verici, daha da güçlendirici fonksiyon içerisinde olmalı” dedi. Bu toplantı dolayısıyla HAK-İŞ’i bir kez daha kutlayan Bağış, “Avrupa Birliği Bakanlığı olarak HAK-İŞ’le başka ortak projelerle birlikte çalışabileceğimizi ümit ediyorum” dedi.

 

“HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERMEYE HAZIRIM”

 

Bakanlık görevine geldiği üç yıldan bu yana 19. Faslın açılması konusunda çok çaba sarf ettiğini anlatan Bağış şunları kaydetti:

“Bugünkü Çalışma Bakanımız daha evvelde çalışma bakanımızken kendisiyle sabahlara kadar çalıştığımız geceler olmuştur. Ama maalesef Türkiye’nin hem işveren, hem işçi liderlerinin o faslın açılmasını engellemek keza bir sendika yasasının Meclisten geçişini engellemek için nasıl iş birliği yaptıklarına da ben bizzat şahit oldum. Yani burada çıkarlar söz konusu olunca işçi, işveren ayrımı yapmadan nasıl ortak cephede birlikte mücadele verdiklerinin mağduru olduk. O faslın açılamaması en çok beni üzmüştür. Ama inşallah Faruk Çelik Bakanımızla birlikte yeni bir süreci başlattık. Kabineden bu tasarının Meclise gönderilmesi konusunda ben kendisine gerekli desteği verdim. Bundan sonraki süreçte de her türlü desteği vermeye devam edeceğim. Bu süreçte Türkiye’nin sendika yasalarının, mevzuatının AB standartlarında ILO standartlarında olması Türkiye’nin gücünü arttırır. Kimileri bunu Türkiye’nin ekonomisine zarar vereceğini söylüyorlar. Eğer bu gün Avrupa’nın içinden geçmekte olduğu krizin sebebini Avrupa’nın sendikal yasalarına bağlamak isteyen varsa burada çok ciddi bir hata içerisine düşerler. Avrupa’nın sorunu kuralları değildir. Avrupa’nın sorunu mevzuatı değildir, kendi mevzuatını uygulamamış olmasıdır. Avrupa Birliği üyesi ülkeler oy birliği kuralı nedeniyle birbirlerinin eksikliklerine göz yummak zorunda kalmışlardır. Ve bu yüzden de gerekli mali denetleme mekanizmalarını çalıştıramadıklarından, bu gün bu duruma düşmüşlerdir.

Türkiye’ye yakışır bir sendika mevzuatına inşallah kısa bir süre içerisinde kavuşacağız. Ben burada Türkiye Büyük Millet Meclisinde elimden gelen desteği vereceğim konusunda sizleri temin etmek isterim. Tabi sendikalarımızın temsil sorunu konusundaki hassasiyetlerini anlıyorum. Bu konuda da eğer biz AB standartlarında kuralları getirirsek o sorun kendiliğinden otomatikman çözülecektir. Maalesef Türkiye’de herkes kendine yontma konusunda çok marifetli, ama özveriye gelince kendi muadillerinin Avrupa’da yaptığı özverileri gündeme getirmemekteler. O konuda da Türkiye’nin bütün ilgili aktörlerinin sivil toplum örgütleri, kamu kurumları, akademik çevreleri, medyası herkesin üzerine düşeni yapması gerekir. Türkiye’yi her geçen gün daha demokratik, daha çağdaş, daha müreffeh, daha özgüvene sahip saygın bir ülke haline getirmek için birlikte ter dökeceğiz, birlikte çalışacağız.”

 

  

HABERE AİT GÖRSELLER :

23 Mart 2012 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu