ÖZ ORMAN İŞ ARAP BAHARINI MASAYA YATIRDI

21 Aralık 2011 14:00, Haberler


ÖZ ORMAN İŞ ARAP BAHARINI MASAYA YATIRDI

 

HAK-İŞ’e bağlı Öz Orman-İş Sendikası “Bölgesel ve Küresel Etkileriyle 1. Yıldönümünde Arap Baharı ve Türkiye” konulu bir sempozyum düzenleyerek “Arap Baharı” konusunu tartışmaya açtı. Genel Başkanımız Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in sorumlu bir sivil toplum örgütü olarak, endüstriyel ilişkilere verdiği önem kadar, dünyanın geleceğine ilişkin siyasî kararların alınmasına temel teşkil edecek bu tür organizasyonları da sorumluluk alanında gördüğünü ifade etti. Arslan, “Biz insana dair nerede, ne zaman, hangi sorun varsa HAK-İŞ olarak orada olmak zorunda olduğumuza inanıyoruz. O nedenle dünyada ülkemizde bölgemizde yaşanan her türlü gelişme bizi ilgilendiriyor” dedi.

 

 

17-18 Aralık 2011 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen uluslararası sempozyuma Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Onursal Genel Başkanımız ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, HAK-İŞ’e bağlı sendikaların genel başkanları, Türkiye, Afrika ve Ortadoğu’dan akademisyenler, gazeteciler ve çok sayıda izleyici katıldı.

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada HAK-İŞ’in sorumlu bir sivil toplum örgütü olarak, endüstriyel ilişkilere verdiği önem kadar, dünyanın geleceğine ilişkin siyasî kararların alınmasına temel teşkil edecek bu tür organizasyonları da sorumluluk alanında gördüğünü ifade etti. Arslan, “Biz insana dair nerede, ne zaman, hangi sorun varsa HAK-İŞ olarak orada olmak zorunda olduğumuza inanıyoruz. O nedenle dünyada ülkemizde bölgemizde yaşanan her türlü gelişme bizi ilgilendiriyor” dedi.

 

Bu tür organizasyonların işaretlerinin HAK-İŞ’in 12. Olağan Genel Kurulunda verildiğini ifade eden Arslan, HAK-İŞ’in 21-23 Ekim 2011 tarihinde gerçekleştirdiği Genel Kurulunun temasının “Medeniyetler Buluşmasından Küresel Sendikal İnşaya” olduğunu anımsattı. Arslan, “Dolayısıyla biz bu ülkede olup bitenleri, bu ülkeyle sınırlı görmeden bu ülkede yaşananları bölgemizde küremizde yaşananları yeni bir sendikal inşa için nasıl dönüştürebiliriz, bunu nasıl değiştirip, geliştirebiliriz kaygısını hedefini koyuyoruz. O nedenle bu sempozyumun önemi, anlamı bizim için gerçekten farklı bir faaliyet olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

 

Arap Baharıyla ilgili kavramsal tartışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunan Arslan, bölgede ne olup bittiğinin anlaşılabilmesi için bir asır öncesinde ne olup bittiğinin iyi bilinmesi gerektiğini kaydetti. HAK-İŞ’in bölgeye ve bölgede yaşananlara bakış açısını bu tarih şuurunun oluşturduğunu anlatan Arslan, HAK-İŞ’in özellikle Ortadoğu Afrika ve Asya’daki sendikalarla önemli ilişkileri bulunduğunu kaydetti. “Bütün dünyada diktatörlerin yıkılmasını yerine, hak iradesine dayalı, demokratik, katılımcı, çoğulcu bir anlayışın iktidar ve hakim olmasını istiyoruz” diyen Arslan, Türkiye’nin bu süreçte rol model olması konusunda çok daha dikkatli olması gerektiğini de söyledi.

 

Genel Başkan Yardımcımız ve Öz Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Settar Aslan, Türkiye’nin, Arap Baharı yaşayan ülkelerle tarih içinde oluşmuş derin kardeşlik bağları bulunduğunu ve bu bağların kendisine büyük sorumluluklar yüklediğini hatırlatarak, “Bölge halklarının daha müreffeh bir hayata, daha özgür ve demokratik yönetimlere kavuşması, Arap kardeşlerimiz kadar bizleri de mutlu edecektir” dedi.

 

Bölgede yaşanan olayların Türkiye’yi ekonomik ve politik bakımdan etkilediğini ve sivil toplum örgütleri olan sendikaları da ilgilendirdiğini belirten Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Bir sendikanın, böyle bir konuda, geniş çaplı bir uluslararası sempozyum düzenlemesi, ülkemizde pek alışılmış bir durum olarak görülmeyebilir. Çünkü Türkiye’de işçilerin yığınla sorunu var. İşsizlik, taşeron uygulaması ve geçici işçilik bunların başında geliyor. Ormancılıkta yılın 12 ayında iş varken, sadece 5 ay 29 gün çalıştırılan işçilerimizin yaşadığı ağır sorunlar henüz çözülemedi. Kayıtdışı istihdam ve gelir dağımı adaletsizliği de sona ermedi. Biz bu noktadaki aslî görevlerimizi aksatmadan, sendikal hizmetlerimizi ve etki alanımızı genişletmeye, evrensel bir vizyon geliştirmeye çalışıyoruz.

 

            Küreselleşen dünyada, işçi kuruluşları da olup biten her şeyden etkilenir. Sendikaların uluslararası faaliyetleri bu gerçeğe dayanır. Bizim sendikal anlayışımız çalışma hayatı ile sınırlı değildir. Kendimizi, dünyada olup bitenlerden, gücümüz ve idrakimiz ölçüsünde sorumlu kabul ederiz.”

 

HAK-İŞ Onursal Başkanı, TBMM İdare Amiri Salim Uslu ise, Türkiye’nin Arap ülkelerine olan ilgisinin herhangi bir hesaptan ileri gelmediğini anlatarak, “İlgimizi, tarihî sorumluluk olarak, medeniyet refleksi ve demokratik talep olarak görmek gerekmektedir. Onun ötesindeki senaryolar, Türk ve Arap halklarının arasını açmaya yöneliktir. Türkiye, mevcut statükoyu desteklemek yerine, Arap halklarının taleplerini dikkate almıştır. Etrafımızdaki ülkeler istikrarsızlık ve belirsizlik içindeyken Türkiye buna kayıtsız kalamaz. Sendikaların da bu sürece katılımı son derece önemlidir” dedi.

 

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Birliği Üyesi, Ankara Milletvekili Prof. Dr. Emrullah İşler de, Arap Baharı karşısında, Türkiye’nin izleyebileceği ‘mevcut sistemden yana olma’, ‘bekle-gör politikası izleme’ veya ‘kardeşçe çaba sarf edip inisiyatif alma’ seçenekleri bulunduğunu belirterek, “Biz üçüncü yolu seçtik. Ancak onlar bizi dinlemeyip tavsiyelerimize kulak asmadılar” dedi.

 

Daha sonra, sempozyumun sunumuna geçildi. Sunum bölümünde Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay, Lübnan’da yayın yapan An Nahar Gazetesi’nden Sarkis Naoum ve Osmangazi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ahmet Uysal birer sunum yaptı ve izleyicilerin sorularını cevaplandırdı.

 

2 gün süren uluslararası sempozyumda ‘Ortadoğu’da Değişen Ne? Arap Baharı Halkları Ne İstiyor’, ‘Arap Baharı ve Bölgesel Güçlerin Yaklaşımı’, ‘Arap Baharı, Ortadoğu’da Yeni Türkiye Örneği, İslam ve Demokrasi Tartışmaları’, ‘Arap Baharı ve Küresel Güçlerin Yaklaşımı’, ‘Arap Baharı ve Yeni Ortadoğu: Riskler ve Fırsatlar’, ‘Arap Baharı Sonrası Türk Dış Politikası’ ve ‘Türkiye Tecrübesi: Türkiye’de Değişim ve Demokratik Dönüşüm/STK’ların Etkisi’ konulu 7 oturum yapıldı.

 

 

HAK-İŞ Genel Sekreteri Osman Yıldız da ‘Türkiye Tecrübesi: Türkiye’de Değişim ve Demokratik Dönüşüm/STK’ların Etkisi’ konulu oturumda bir sunum yaptı. Yıldız, bölgeye dışarıdan nasıl bakıldığı ve sosyal olarak nasıl değerlendirildiği konularında tespitlerde bulundu, Türkiye’de değişim dönüşüm sürecine sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin nasıl katkı verdiği konusuna değindi.

 

 

Bütün Arap ülkelerini içine alan bölgeye yönelik olarak AB’nin büyük ve kapsamlı bir politikası bulunduğunu ifade eden Yıldız, şunları kaydetti:

  

                “AB, 1990’lardaki Doğu Avrupa’daki dönüşümlerden hemen sonra Akdeniz Politikasını ortaya koymuştur. Bu sürecin adı Avrupa-Akdeniz Ortaklığı kısa adı EURO-MED sürecidir.

  

                1994’lerde çalışmaları başlatılan bu süreç 1996 yılında Barselona’da yapılan Devlet Başkanları zirvesiyle resmen başlatılmıştır. Bu nedenle, bu süreç, Barselona Süreci olarak da bilinmektedir.  Bu sürecin 3 temel özelliği;

 

- Akdeniz’in güney ülkelerinde

 

 

* Demokratik dönüşümü gerçekleştirmesidir

* Toplumların ekonomik ve sosyal transformasyonun gerçekleşmesidir

* Ekonomik olarak co-development (birlikte kalkınma) sürecin ……. 15 yıllık süreç örgütlenme ve bu süreci finanse edecek önemli oranda büteçe/fon ortaya konulmuştur.

 

Bu sürecin;

  

             * Siyasi alanda

             * Ekonomik (iş dünyası) alanda

             * Sendikal (emek dünyası) alanda

 

Kurumsal yapılanması ortaya konularak önemli oranda başarıyla gerçekleştirilmiştir.

  

                AB son yıllara bu ülkelere yönelik olarak ortaya koyduğu politika belgelerinde Demokrasinin Konsolide edilmesi, demokrasinin yoğunlaştırılması kavramına vurgu yapmaktadır.”

  

ABD’nin, 500 milyon fonluk, bu ülkelerde başta kadın olmak üzere toplumsal dönüşümü sağlamak üzere müteşebbislik adı altında bir projeyi STK’ları destekleme projesini hayata geçirdiğini anlatan Yıldız, 15 gün içerisinde bu konudaki 2. Zirvenin Türkiye’de yapıldığını ve Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın  katıldığını kaydetti.

  

Yıldız, Türkiye, Avrupa ve uluslararası sendikal hareketin, bölge sendikal hareketinin güçlendirilmesine yönelik önemli çalışmaları ve önerileri ortaya koyduğunu belirterek, “Bölge ülkelerinde ve hem de bölgedeki uluslararası sendikal oluşumlar için sendikal hareketin; bağımsız, demokratik ve çoğulcu olması için önemli katkılar sağlanmıştır” dedi.  

 

Yıldız, bölge ülkelerindeki ulusal ve uluslar arası sendikal yapıların kendilerini yenileme ve değişim konusunda yeterince proactif davranmadıklarını ve batı dünyası ile irtibatlarının ya koptuğunu ya da zayıfladığını kaydetti. Yıldız, bu kapsamda Arap ülkelerinin en önemli uluslararası sendikal yapısı olan ICATU ile ETUC ve ITUC’un ilişkilerinin kopma noktasına geldiğini ve toplantıların protesto edildiğini ifade etti.

 

Yıldız, HAK-İŞ’in bu kuruluşlara değişim ve dönüşüm yaşamaları konusunda katkı verdiğini, demokratik, bağımsız sendikal hareket için girişim ve önerilin cesurca yaptığını söyledi.  

 

Türkiye’deki değişim ve dönüşüm sürecinde STK’ların rolüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yıldız, şunları kaydetti:

   

“Biz Türkiye’de; sendikalar olarak özellikle de HAK-İŞ olarak,

   

* Sosyal modelin geliştirilmesini istiyoruz.

* Ulusal istihdam stratejisinin geliştirilmesini istiyoruz.

* Sosyal diyalogun kurumsallaştırılmasını, yaygınlaştırılmasını ve etkinleştirilmesini istiyoruz.

* Yapıların çoğulcu ve katılımcı yapıda geliştirilmesini istiyoruz.

* Mesleki eğitimin güçlendirilmesini istiyoruz.

* Yeni endüstriyel ilişkiler kültürünü istiyoruz.

* Kadın ve gençliğin istihdamını ve örgütlenmesini istiyoruz.

 

Biz HAK-İŞ olarak bu taleplerin ortaya konulması ve gerçekleşmesi için bir ay önce yapılan kongremizde 42 ayrı kongre kararı aldık. Bu kararların ortak noktası, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasi dönüşüme yönelik olmasıdır.

   

* Biz Türkiye’nin değişim ve dönüşüm sürecine politika, faaliyet önerilerimizle katılmak istediğimizi ortaya koyuyoruz.

* Arap ülkelerindeki sendikalara da aynı yaklaşımı öneriyoruz.

            * Biz sendikaların, öneri ve projeleri ile ülkelerinin dönüşümlerine katılmalarını öneriyoruz.

            * Çoğulcu yapıların geliştirilmesini öneriyoruz. Bu noktada STK tanımını da yapmanın gerekliliğine inanıyoruz.

  

               Biz HAK-İŞ olarak sivil toplumu ‘pozitif değerler etrafında toplanan sorumluluk taşıyan bireylerin ortak bir organizasyonu ve çabası’ olarak tanımlıyoruz. Bu tanımı önemsiyoruz.”

 


SEMPOZYUM SONUÇ BİLDİRGESİ

 

Sempozyum konuşmacılarınca dile getirilen konuların ortak bir özeti, sonuç bildirgesi olarak yayınlandı. ‘Bölgesel ve Küresel Etkileriyle 1. Yıldönümünde Arap Baharı ve Türkiye’ konulu uluslararası sempozyumun sonuç bildirgesinde şu görüşler dile getirildi:

 

“Küresel ve Bölgesel Etkileriyle I. Yıldönümünde Arap Baharı ve Türkiye” uluslararası sempozyumu 17-18 Aralık 2011 tarihleri arasında Ankara’da yerli ve yabancı akademisyen, gazeteci araştırmacı ve uzmanların katılımıyla samimi ve yapıcı bir ortamda, karşılıklı görüş alış-verişi, anlayış ve iyi niyet temennileri ile sona ermiştir.

 

Türkiye’nin en önemli işçi sendikalarından biri olan Hak İş Konfederasyonu üyesi Öz Orman İş Sendikasının düzenlediği bu uluslararası sempozyumda Arap Baharı’nın küresel ve bölgesel etkileri, yeni Ortadoğu’nun nasıl şekilleneceği, Türkiye’nin değişim ve dönüşüm süreciyle birlikte bölgesinde yaşanan gelişmeler karşısındaki tutumu, İslam ve demokrasi tartışmaları, Arap halklarının gelecek düşüncesi ve muhtemel gelişmeler ele alınmıştır. Sempozyuma, başta Arap Baharı’nın yaşandığı Ortadoğu ülkeleri ile ABD ve Avrupa ülkelerinden akademisyenler, uzmanlar, gazeteci ve araştırmacılar, diplomatik misyon temsilcileri ve medya temsilcileri katılmışlardır. Sempozyum çalışmalarında Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin etraflıca ele alındığı 7 oturumda şu noktalar öne çıkmıştır:

        

Bölge halkları, özgürlük, eşitlik, barış ve demokrasi talepleriyle Arap baharı olarak adlandırılan yeni ve tarihi bir değişim sürecini başlatmıştır. Bu süreç yayılma istidadı göstererek devam etmektedir. Arap halkları bu şekilde kendi geleceklerine sahip çıkmaktadırlar.

 

1)      Bölgesel güçler, Arap halklarının taleplerini dikkate alan ve geçiş sürecinin barışçı bir şekilde tamamlanmasını kolaylaştıran işbirliği ve dayanışma politikaları izlemelidir.

 

2)      Küresel güçler, bu tarihi dönemde çıkar odaklı politikalarını bir yana bırakarak bölgenin ve dünyanın uzun vadeli geleceğini düşünerek sürece olumlu katkılar sunmalıdır. Bu bağlamda, bölgedeki süreci destekleyecek yeni işbirliği ve dayanışmayı esas alan kurumsal alt yapının oluşması için adımlar atılmalıdır.

 

3)      Bütün taraflar, Arap baharı kapsamında ortaya çıkan risk ve fırsatların sadece bölgeyle sınırlı değil küresel etkilerinin de olacağını dikkate alarak büyük bir sorumluluk ve sağduyuyla hareket etmelidir.

 

4)       Arap baharının yaşandığı ülkelerdeki Müslüman halkların ağırlığını göz önünde bulundurarak bölgenin demokratikleşme ve kalkınma imkânı, Batıdaki yaygın İslam karşıtlığı ve ayrımcılığının ortadan kalkması için bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Bu şekilde Müslüman toplumların demokratik hukuk devleti tecrübelerinin giderek yeni açılımlarla zenginleşeceği yeni bir vizyon olarak ortaya çıkmıştır. Arap Baharı ile demokratik hukuk devleti ilkesi, artık küresel bir ortak payda haline gelmiştir.

 

5)      Türkiye, tarihi, beşeri ve coğrafi olarak güçlü bağlarının bulunduğu değişim bölgesiyle yakından ilgilenmektedir. Bu ilginin temelinde, Arap kardeşlerimizin değişim taleplerinin gerçekleşmesi arzusu yatmaktadır. Türkiye’nin yeni dış politikasıyla bölgesinde ve bütün dünyada barışın inşa edilmesine verdiği katkı ile öne çıkması memnuniyet vericidir. Türkiye, bölgeyle ilişkilerini karşılıklı işbirliği ve dayanışma çerçevesinde devam ettirmelidir.

 

6)      Bölgede demokrasinin güçlenmesi için bireylerin örgütlenme özgürlüğünün sağlanarak sosyal modellerin ve ekonomik yönetişimin geliştirilmesi bundan sonraki sürecin barışçı ve başarılı olarak ilerlemesini sağlayacaktır. Bu çerçevede Öz Orman-İş Sendikası’nın öncülük ettiği gibi, sivil toplum kuruluşları arasındaki işbirliğinin tesis edilmesi ve geliştirilmesi sürecin başarısına büyük katkı sağlayacaktır.

 

 

Bölgesel ve Küresel Etkileriyle 1. Yıldönümünde Arap Baharı ve Türkiye Uluslararası Sempozyumu katılımcıları olarak bizler, Türkiye’nin ve bölgenin demokratik hukuk devleti idealine ulaşması için karşılıklı işbirliği ve dayanışma ruhu içerisinde çalışmaya devam edeceğimizi uluslararası kamuoyuna duyururuz.”

 

 

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

21 Aralık 2011 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu