HAK-İŞ GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU TOPLANDI BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRİSİ

22 Kasım 2011 14:00, Haberler


HAK-İŞ GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU TOPLANDI

 

BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRİSİ

 

HAK-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulu sosyal, ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirmek üzere Genel Başkan Mahmut Arslan Başkanlığında toplandı. HAK-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısında;

 

Ø  Çalışma hayatı ve sendikal mevzuat hakkındaki gelişmeler ve HAK-İŞ’in tutumu ve katkısı,

Ø  İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatındaki gelişmeler,

Ø  İstihdam, işsizlik ve mesleki eğitim,

Ø  Örgütlenmenin önündeki engeller,

Ø  Van Depremi Sonrası yaşanan gelişmeler ve HAK-İŞ’in katkısı,

Ø  Türkiye’nin çevresindeki gelişmeler

ele alınmıştır.

 

 

Başkanlar Kurulu sendikal mevzuat konusunda yürütülen çalışmaları değerlendirdi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in demokratik, katılımcı ve çağdaş bir sendikal mevzuatın gerçekleşmesi süreçlerinde aktif yer aldığını ve elinden gelen katkıyı yaptığını belirterek, Çalışma Bakanlığı ile çalışma hayatına ilişkin yasal mevzuata yönelik yoğun çalışmalar gerçekleştirdiklerini ve belli bir aşamaya gelindiğini söyledi.


Çalışma Bakanı Faruk Çelik başkanlığında gerçekleştirilen Üçlü Danışma Kurulu toplantılarında görüşülen konuların tamamında olmasa bile önemli bir bölümünde uzlaşma sağlandığını anlatan Arslan, toplantılardan çıkan metnin Bakanlar Kuruluna, Toplu İş İlişkileri Kanunu adı altında tek kanun şeklinde gönderildiğini anımsattı.

 

Bazı çevrelerin, bu yasanın uzlaşıldığı şekilde çıkmaması için ciddi çalışmalar yaptığını ifade eden Arslan, “Geçtiğimiz dönemde de bu tasarılar Meclis gündemine geldiği dönemlerde, belli çevreler bu yasayı çıkarmamak için harekete geçiyorlardı. Aldığımız bazı bilgiler aynı lobilerin tekrar harekete geçtiği yönünde. Kanunların değiştirilmesi sürecinin başarılması noktasındayız. Bu süreçte kapris yapmak yerine, Türkiye’nin önemli bir değişimi gerçekleştirmesine herkesin katkı sağlamasını bekliyoruz.

 

HAK-İŞ, iktidar ve muhalefet partilerinin, işçi ve işveren bütün tarafların, itiraz ve önerilerini ortaya koyarak bu sürecin başarılı bir şekilde sonuçlanmasına katkı vermesini istemektedir. Bu aşamada geldiğimiz noktadan geriye götürücü bir yaklaşım gündeme gelirse gerçekten yazık olur. Burada Çalışma Bakanı ve hükümet büyük bir sorumluluk altında” dedi. Üzerinde uzlaşılan konuların geriye götürülmemesi gerektiğini ifade eden Arslan, özellikle sendikal hareketin temel dinamiklerini oluşturan baraj, yönetici güvenceleri ve grev konularının önem taşıdığını söyledi. Arslan, HAK-İŞ’in bu yasaların çıkarılması konusunda büyük bir çaba gösterdiğini belirterek, Genişletilmiş Başkanlar Kuruluna yürütülen çalışmalar ve tasarının içeriği hakkında ayrıntılı bilgi verdi. HAK-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulunda ayrıca Üçlü Danışma Kurulu gündeminde bulunan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa tasarısı da değerlendirildi.

 

HAK-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulunun bir diğer önemli gündem maddesini de son günlerde TBMM’de yaşanan tartışmalar oluşturdu. TBMM’de eski Genel Başkanımız ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu ile Milletvekili Kamer Genç arasında yaşanan tartışmalar ve ardından yürütülen linç kampanyaları da Başkanlar Kurulumuz tarafından değerlendirilmiştir.

 

   

 

Başkanlar Kurulumuz, Sayın Salim Uslu’nun sendikal geçmişi ve Sayın Uslu üzerinden HAK-İŞ’e yöneltilen karalama kampanyalarının her birine ayrı ayrı cevap vermeyi, kamuoyunu bilgilendirmesi açısından bir sorumluluk olarak görmüş, bu hususları aşağıdaki gibi tek tek değerlendirmiştir.

 

TBMM’de yaşanan olay sendikal konular, çalışma hayatı ve HAK-İŞ ile ilgili olmamasına rağmen, USLU’nun sendikal geçmişini karalayarak vurmak isteyenler tarafından HAK-İŞ’in, hedef tahtası haline getirilmek istendiği görülmektedir.

 

Salim Uslu, bilgi ve birikimiyle HAK-İŞ’in ve Türkiye sendikal hareketinin önemli ve güçlü bir lideri olmuştur. Uslu, parlak sendikal geçmişinde toplumun bütün kesimlerinin farklı düşünceleri, farklı anlayışları, düşünce özgürlüğünün etkin bir savunucusu olmuş, gözünü budaktan sakınmayan bir demokrat olarak davranmış, ulusal ve uluslararası sendikal hareketin saygı duyduğu sendikal bir lider olmuştur. Uslu, farklı düşüncelerin özgürlüğü için bilerek ve isteyerek, gönüllü olarak bütün büyük, ağır ve askeri mahkemelerde yargılanmaktan imtina etmemiştir. Diğer konfederasyonların ve sendikaların kurulması için öncülük etmiş ve bazılarının kapatılmasına karşı da her cephede mücadele etmeyi sendikal bir görev bilmiştir. Salim Uslu, Meclis’in iç işleyişindeki yapısal sorunları sonucu yaşanan bu olayın ötesinde, Türk siyasetinde de geniş, demokratik ve kucaklayıcı vizyonuyla Türkiye’nin sosyal, siyasi ve ekonomik gelişmelerine en büyük katkıyı yapacak, sendikal orijinli önemli bir siyasetçidir.

 

Sivil Toplum Kuruluşu yöneticilerinin milletvekili adayı olmalarıyla birlikte kuruluşlarındaki görevlerine devam etmedikleri bilinmektedir. Uslu başta olmak üzere, TBMM’deki bütün milletvekilleri ya sadece kendi partileri tarafından görevlendirilir ya da bağımsızdır ve ona göre hareket ederler. Bütün bunlar bilinmesine rağmen, bazı siyasi partiler, bazı milletvekilleri ve bazı yayın organları tarafından TBMM’de yaşanan ve HAK-İŞ ile ilgili olmayan bir olayın ardından HAK-İŞ paranoyasıyla hareket edilmekte, HAK-İŞ’in sendikal yaşamdaki birikimi görmezden gelinerek, bir karalama kampanyası yürütülmektedir.

 

Bu karalama kampanyalarının, Türkiye sendikal hareketinin önemli örgütlerinden birisi olan HAK-İŞ’in büyümesini ve güçlenmesini istemeyen kimi çevreler tarafından bilinçli bir şekilde yürütüldüğünün farkındayız.

 

HAK-İŞ’in özel sektör başta olmak üzere örgütlenme çalışmalarını “HAK-İŞ- AK Parti” ilişkisine indirgeyenler bilmelidir ki HAK-İŞ, AK Parti kurulmadan önce de vardı. HAK-İŞ, 36 yıldır yaptığı ilkeli ve onurlu sendikal mücadele sonucunda bugünlere gelmiş ve bu vizyonla yoluna devam etmektedir.

 

HAK-İŞ’i AK Parti yandaşlığı ile suçlayanların öncelikle aynaya bakmaları gerekmektedir. Çünkü HAK-İŞ,  İddia edildiği gibi iktidarın duymak istediklerini söyleyen değil, iktidarı uyaran, çalışanların çıkarları doğrultusunda önerilerde bulunan bir Konfederasyondur.  HAK-İŞ, slogan atmak yerine çalışma hayatı başta olmak üzere ülkemizin bütün sorun alanlarına ilişkin politika üreten bir sivil toplum örgütüdür. HAK-İŞ bundan önce olduğu gibi bundan sonra da doğrulara doğru, yanlışa da yanlış diyecek, çalışanların hak ve çıkarlarını korumak için aktif rol alacaktır.

2/5

HAK-İŞ, işsizlik ve yoksullukla mücadeleden asgari ücrete, kıdem tazminatı ve İşsizlik Sigortası Fonu’ndan, terör ve yeni anayasaya kadar çalışanları ve toplumu ilgilendiren hemen her konuda politika üretmekte, bunları da kamuoyu ile paylaşmaktadır. HAK-İŞ, öteden beri sosyal boyutu olmayan özelleştirmelere karşı çıkmıştır. Bunun en somut örneği, Seydişehir özelleştirmesi sırasında gerçekleştirilen eylemlerdir. AK Parti Hükümeti döneminde gerçekleştirilen Seydişehir özelleştirmesi konusunda HAK-İŞ alanlara çıkmış ve tepkisini ortaya koymuştur. HAK-İŞ’in yürüttüğü çalışmalardaki temel ilke hükümet politikalarından ziyade çalışanların ve üyelerimizin hak ve çıkarlarıdır.

 

HAK-İŞ’in son yıllarda örgütlendiği işletmeler ve üye sayıları bellidir. HAK-İŞ, çoğunluğu özel sektörde örgütlü olan bir Konfederasyondur. Ancak kamuda çalışan işçilerden gelen talep üzerine kamu işyerlerinde de örgütlenme çalışmaları yürütmektedir. Ancak üyelerinin taleplerini dikkate almayan, kamuda olmanın rahatlığını rehavete dönüştüren kimi sendikacılar, karşılarına bir rakip çıktığı zaman korku ve panikle saldırıya geçmektedir.

 

Çalışanların sendikalarını, sendikaların da üye olacakları konfederasyonları seçme hakkı vardır. Bu hakkı parayla alınıp satılabilen bir meta gibi göstermek son derece yanlış bir yaklaşımdır. OLEYİS DİSK’ten ayrılarak HAK-İŞ’e katılma kararı almıştır ve katılmıştır. Bunun parayla pulla ilgisini kuranlar, çirkin bir davranış içinde bulunmaktadırlar. OLEYİS, Türkiye’nin köklü ve öncü sendikalarından biridir. OLEYİS, işçinin iradesinin her zaman en etkin bir şekilde ortaya konulması noktasında önemli bir rol oynamıştır. OLEYİS yöneticileri işçi iradesi noktasında hareket eden, başarılı, etkin ve güçlü bir sendikal liderliği gerçekleştirmiştir. Ne satın alınacak bir OLEYİS’in yöneticisi ve bireyi, ne de satın alacak bir HAK-İŞ yöneticisi ve HAK-İŞ parası vardır. Bu çirkin iddiayı ortaya atanlar kendi şuur altındaki ihtiraslarını yansıtmaktadırlar.                                                                  

 

Bunun yanı sıra Konfederasyonumuz ve bağlı sendikamız Hizmet-İş’in bütün itiraz ve eylemlerine karşın üyelerimiz, Torba yasa ile belediyelerden Kamu Kurumlarına gönderilmektedir. Hizmet-İş Sendikamız, bu konuda işkolundaki diğer sendikalarla ortak hareket etme kararı da almış ve birlikte hareket etmiştir. Bütün bunları görmezden gelerek, belediyelerden kamuya geçen üyelerimiz arasında yürüttüğümüz örgütlenme çalışmalarını maddi bir ilişkiye bağlamak büyük bir yalandan ibarettir. Bu iddiada bulananları da ispata davet ediyoruz.

 

HAK-İŞ olarak, siyasete, sermayeye, devlete ve ideolojiye yandaş, oyundaş ya da yoldaş olmadan sendikal kimliğimizi ve üyelerimizin çıkarlarını her şeyin önüne koyarak çağdaş sendikal anlayışa uygun hareket ediyoruz.

 

HAK-İŞ’i Tekel işçilerine destek vermedi diye eleştirenlerin o günleri hatırlamaya davet ediyoruz. HAK-İŞ, Tekel işçilerine ısrarla her türlü desteği vermiş, Tek Gıda-İş Sendikası ısrarla HAK-İŞ’in desteğini istememiştir. Ankara’nın ayazında 78 gün sokakta yatırılan Tekel işçileri bugün neredeler, sendikalarından neden kovuldular? Tekel işçilerinin iyi niyetini başka amaçlarla istismar edenler, konfederasyon içinde iktidar hevesine kapılanlar şimdilerde neden Tekel işçilerini hatırlamıyorlar? Tekel işçileri, kendi sendikaları tarafından reddedilmişliğin hüznünü Tek Gıda-İş’in önünde kamp kurarak göstermektedirler. Bunun hesabını sormak yerine, başarısızlıkla sonuçlanan Tekel eyleminin sorumlusu olarak HAK-İŞ’i görmek sorunlu bir yaklaşımdır.

 

HAK-İŞ, 1 Mayıs’ın Türkiye’de barışçıl kutlanmasında geçmişten bu yana öncü bir rol üstlenmiştir. 1 Mayıs’ın tatil ilan edilmesi ve Taksim’de kutlamaların gerçekleştirilmesi konularında HAK-İŞ aktif ve etkin bir rol oynamıştır ve başarılı olmuştur. 1 Mayıs konusunda gösterdiği bütün duyarlılığa, karşın HAK-İŞ’i eleştirmek, 1 Mayısın ruhuna aykırıdır. 1 Mayıs kimsenin tekelinde değildir. Biz HAK-İŞ olarak, 1 Mayıs’ları ekmek, barış ve özgürlük taleplerinin yükseldiği günler olarak değerlendiriyoruz ve bu amaçla hareket ediyoruz, bundan sonra da bu bilinçle hareket etmeye devam edeceğiz.

 

CHP’de siyaset yapmaya soyunan, ancak listede kendisine verilen yeri beğenmediği için aday olmaktan vazgeçen, ardından ayrıldığı Birgün Gazetesine geri dönen Enver Aysever’in “sendikanın sağcısı” başlıklı yazısı da CHP zihniyetinin bugüne kadar neden iktidar olamadığını çok açık bir şekilde gösteriyor. Aysever’in bu yaklaşımı, sendikacılığı ve 1 Mayıs’ları kendi tekelinde gören hastalıklı solcu bir anlayıştır. Siyasete emek bilgi ve birikimi ile alnının akı ile gelmek değil, tepeden inme gelmeyi bekleyen Aysever’e göre sendikacılık yapabilmenin ya da 1 Mayıs’lara katılabilmenin tek şartı solcu olmaktır. Onun dışındakilerin yaptıkları sendikacılık değildir. Topluma yön verme iddiasında olan Aysever’in Avrupa’daki ve dünyadaki sendikal hareketten haberi olmadığı, konuştukça cehaletini ortaya koyduğu görülmektedir. Aysever’in Avrupa’da Hristiyan olan sayısız sendikadan ve bunların uluslararası sendikal hareketi oluşturduğundan haberi bulunmamaktadır. Uluslararası sendikal hareketi her ideoloji ve dinden sendikaların oluşturduğundan bihaberdir. Hadi bütün bunlardan Aysever’in haberi yok, peki sendikacılıkta öncülük yapmak isteyen Birgün Gazetesi’nin de mi yok? Yoksa yalan yanlış bilgilerle HAK-İŞ’i karalamak esas hedef midir? Aysever şunu bilmelidir ki toplumdan kopuk ne siyaset yapılır ne sendikacılık ne de yazarlık. Biz HAK-İŞ olarak yerelle küreseli birleştirerek, geçmişimizi yok saymadan ancak yeniliklere de kendimizi uyarlayarak sendikacılık yapıyoruz.

 

Meclis’te yaşanan tartışmaların ardından, kimi siyasilerin, HAK-İŞ ve sendikalarının genel kurullarını tartışma ve kavgaların yaşandığı alanlar olarak göstermeye çalıştıklarını da üzüntüyle izliyoruz. Bilinmelidir ki HAK-İŞ ve bağlı sendikalarının genel kurulları bütün düşüncelerin açıklıkla ifada edildiği, en ufak bir kavga ya da gürültünün olmadığı son derece demokratik ortamlardır. 21-23 Ekim tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen 12. Olağan Genel kurulumuz bunun en önemli göstergesidir. Bunu söyleyen siyasilerimize, kendi parti kongrelerinde havalarda uçuşan sandalyeleri, kongre salonuna dahi alınmayan muhalifleri hatırlatmamıza bile gerek yoktur.

 

Eski Genel Başkanımız Salim Uslu 12 Haziran seçimlerinde istifa ederek Ak Parti’den milletvekili seçilmiştir. Ancak HAK-İŞ camiası Uslu’nun milletvekili olması konusunda geçmişte ve günümüzde pek çok partiden teklif geldiğini yakından biliyoruz. Uslu’nun milletvekili olmasını, “AKP politikalarına destek verilmesi karşılığında bir ödül olarak görenler” bugüne kadar milletvekili seçilen bütün sivil toplum kuruluşu temsilcilerini yakından incelemek zorundadır. Örneğin şuanda CHP milletvekili olan DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, ATO Başkanı Sinan Aygün, Harb-İş’ten İzzet Çetin, DİSK eski Başkanı Rıdvan Budak, ve yine CHP milletvekili olan Türk-İş eski Başkanı Bayram Meral neyin karşılığında milletvekilliğiyle ödüllendirilmiştir? HAK-İŞ olarak, bu yaklaşımı çok çirkin buluyoruz. Biz Sayın Uslu’nun Çelebi’nin, Çetin’in, Budak’ın ve Meral’in siyasete gitmesini iktidar ve muhalefet partilerini emekten yana etkilemelerini olumlu bir süreç olarak görüyoruz.

 

Eski Genel Başkanımız Salim Uslu’nun başkanlığı döneminde Konfederasyonumuza alınan Mercedes marka makam arabası maalesef halen tartışılmaktadır. Konfederasyonumuz kuruma bir hizmet aracı satın almıştır. Siyasi parti liderlerinden, oda, dernek ve sendika başkanlarına kadar herkesin kullandığı makam araçlarının Mercedes’ten hiç de geri kalmadığı hatta birçoğunun daha pahalı olduğu görülecektir. Arabaların kalitesinin aynı şekilde yüksek olduğu gelişmiş bir dünyada bir araba takıntısını Türk toplumunun gelişmişliğine uygun bulmuyoruz.

 

HAK-İŞ olarak, Meclis’in rolüne ve gücüne inanıyoruz. Siyasi partilerimizin ve milletvekillerimizin deneyim ve birikimleriyle Meclis’te yaşanan sorunları meclis dışındaki unsurları devreye sokmadan kendi aralarında çözecek güçte ve yetenekte olduğunu biliyoruz. Mecliste yaşanan bir olayın ardından, olaya sebep olan aktörler ve Meclis iç tüzüğünün fiziki gücü çağrıştıran yanlış uygulamalarını tartışmak yerine HAK-İŞ’i tartışmaya dönüştürülmesi anlamsızdır. Meclis’te yaşanan olay, sendikal hareketle ya da HAK-İŞ ile ilgili olmamasına rağmen, konunun HAK-İŞ’e getirilmesini, ağır suçlamalar yöneltilmesini ve karalama kampanyası yürütülmesini kabul etmemiz mümkün değildir.

 

Türkiye’nin ikinci büyük işçi konfederasyonu olan HAK-İŞ, 36 yıllık onurlu bir tarihe sahiptir. HAK-İŞ olarak sendikal mücadelemizde, insan, emek, demokrasi eksenli düşüncemizden, kararlı, ilkeli, sorumlu, sendikacılık anlayışımızdan asla sapmıyoruz.  HAK-İŞ olarak bizler; çalışma hayatının her alanında yeni modeller ve yeni politikalar üretme çabasındayız. Sosyal model, sosyal diyalog, sosyal sorumluluk, istihdam, üretim, verimlilik, rekabet, örgütlülük, endüstriyel demokrasi gibi kavramları ön yargılardan uzak, içselleştirerek ve içini doldurarak kullanmaya özen gösteriyoruz.

 

Türk sendikal hareketinin önemli örgütlerinden birisi olan HAK-İŞ’in kurumsal kimliğinin öznel ve olumsuz yargılar içeren yorum ve haberler dolayısıyla zarar gördüğünü düşünmekteyiz.

 

Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in kurumsal kimliğine zarar veren, Konfederasyonumuzun bugüne kadar yürüttüğü başarılı çalışmaları görmezden gelerek, bir HAK-İŞ paranoyasıyla hareket edildiğini görüyoruz. HAK-İŞ ile ilgili yapılacak yorum ve söylemlerde, HAK-İŞ’in yarım milyonluk iradeden oluştuğunun dikkate alınmasını bekliyoruz.

 

HAK-İŞ’in Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantısında, Van depremi sonrasında yaşanan gelişmeler de değerlendirdi.  HAK-İŞ’in, Van depreminden zarar gören vatandaşlarımız için, Konfederasyonumuzun da aralarında bulunduğu Birliğe Çağrı Platformu tarafından başlatılan yardım kampanyasına katılımı 100 bin TL ile başlattığı anımsatılarak, tüm teşkilatımızın bu kampanyaya etkili bir şekilde katılımı konusunda seferberlik başlatmıştır.

 

Türkiye’nin etrafında yaşanan gelişmeleri de değerlendiren HAK-İŞ, bu ülkelerin halklarının demokratik taleplerinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, bu süreçte Türkiye başta olmak üzere uluslararası toplumun demokrasiye geçişin daha barışçıl olması konusunda daha büyük katkı yapmaları gerektiğine olan ihtiyaca dikkat çekmiştir.

 

 

HABERE AİT GÖRSELLER :

22 Kasım 2011 14:00, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu