HAK-İŞ TARİH OLMAZ, TARİH YAZAR…

29 Temmuz 2011 14:00, Basın


HAK-İŞ TARİH OLMAZ, TARİH YAZAR…

    

HAK-İŞ DİMDİK AYAKTADIR!...

    

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in düzenlediği bir basın toplantısında gazetecilerin soruları üzerine sendikalaşma oranının işçilerde yüzde 59.8, memurlarda ise yüzde 67.3 göründüğünü ama SGK verilerine göre sendikalı işçi oranının yüzde 8.9 olduğunu belirterek, ''İstatistikler yayımlandığı zaman yanılmıyorsam 35 sendika devre dışı kalıyor. Haberleri var. TÜRK-İŞ'in 15-16 sendikası kalıyor. HAK-İŞ, DİSK tarihe karışmış oluyor'' yönünde bir ifade kullanmıştır. Sayın Bakanın bu ifadelerinin ardından kamuoyunda ve üyelerimiz arasında HAK-İŞ kapanıyor mu yönünde bir kaygı oluşmuştur. Öncelikle belirtmemiz gerekir ki HAK-İŞ’in kapanması söz konusu değildir. HAK-İŞ dimdik ayaktadır. HAK-İŞ, tarih olmaz, HAK-İŞ tarih yazar.

     

HAK-İŞ Konfederasyonu şu anda 10’u Türkiye içinde biri ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde olmak üzere 11 sendikası ve 550 bin üyesiyle sendikal işlevini büyük bir etkinlik içerisinde sürdürmektedir. HAK-İŞ Konfederasyonu, 36 yıllık onurlu mücadelesinde her dönem çeşitli zorluk ve engellemelerle karşılaşmış, daha henüz mücadelesinin başındayken 12 Eylül engeliyle karşılaşmıştır. Ancak HAK-İŞ bütün bu zorluklarla mücadele etmeyi bilmiş varlığını ve etkinliğini her geçen gün daha da artırarak bugünlere gelmiştir. Bundan sonra da HAK-İŞ varlığını üyelerinden aldığı güçle sürdürmeye devam edecektir. HAK-İŞ, tamamen kendi gücüne güvenerek ve tabandan gelen talep üzerine örgütlenme çalışmaları başlatmakta ve sonuca ulaşmaktadır. HAK-İŞ’in örgütlenme çalışmaları ve örgütlü olduğu işyerlerindeki faaliyetleri bundan önce olduğu gibi budan sonra da devam edecektir.

     

HAK-İŞ olarak sendikal mücadelemizde, insan, emek, demokrasi eksenli düşüncemizden, kararlı, ilkeli, sorumlu, sendikacılık anlayışımızdan asla sapmıyoruz.  Birbirimizi ve ilkelerimizi sahiplenerek, işçi hareketinin “güçlü, farklı ve özgün” sesi olmak, Sivil ve demokratik bir kitle örgütü olmanın farkında, değişime açık, aklı ve bilgiyi, duygu ve sezgiyi doğru kullanan yenilikçi bir anlayışın öncüsü olmak iddiasındayız. Slogancılığı, şablonculuğu, konjonktüre göre pozisyon tutma kolaycılığını, alışkanlıkları ve ezberleri her fırsatta sorgulamaya ve gerektiğinde cesaretle reddetmeye özen gösteriyoruz. 

    

HAK-İŞ olarak bizler; çalışma hayatının her alanında yeni modeller ve yeni politikalar üretme çabasındayız. Sosyal model, sosyal diyalog, sosyal sorumluluk, istihdam, üretim, verimlilik, rekabet, örgütlülük, endüstriyel demokrasi gibi kavramları ön yargılardan uzak, içselleştirerek ve içini doldurarak kullanmaya özen gösteriyoruz. Son dönemde HAK-İŞ olarak proje bazlı çalışma kültürü doğrultusunda, sendikal mücadelemizle birlikte, ülkemiz çalışma hayatının bugünkü ve gelecekteki sorunlarına ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek özgün ve örnek proje çalışmalarına imza atarak birçok ilki gerçekleştiriyoruz.

   

HAK-İŞ olarak hayata geçirdiğimiz bu projelerde model, modül ve istihdam üçlüsünü ortaya koyan çalışmalar yaptık, yapıyoruz. Bu çalışmalarımızı günübirlik rutin bir faaliyet olarak değil, mesleki eğitim ve istihdam sorununa yönelik bir çözüm modeli olarak bütünsel şekilde ele almakta ve hayata geçirmekteyiz.  HAK-İŞ olarak politikalarımızın içerisinde 2 hususun altını çiziyoruz. Sendikal Rönesans diyoruz. Sendikal Rönesans, sendikal hareketin silkinmesi ve baştan sona yenilenmesi anlamına geliyor.  Yeniden doğması anlamına geliyor. Bu sendikal hareketin doğal görevleri olan örgütlenme, TİS ve grevin ötesinde sosyal hayata, ekonomik hayata dair vizyonunu, misyonunu ve hareket alanını genişleterek sorumluluk alması anlamına geliyor. Biz, bunun gereğini yapıyoruz. Bunun projelendirmesini yapıyoruz ve uyguluyoruz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bunları yapmaya devam edeceğiz.    

      

Çalışma Bakanının Açıklamalarının Anlamı

 

Sayın Bakanın açıklamaları Konfederasyonları tasfiye etmek amacı taşımamakta, aksine varolan mevcut yasal düzenlemelerin işletilmesi durumunda sendikaların karşı karşıya kalacağı duruma dikkat çekmektedir. Şöyle ki sendikaların toplu iş sözleşmesi yetkisi alabilmesi için gerekli olan işkolu barajları ile ilgili istatistikler bilindiği üzere Temmuz 2009’dan bu yana yayınlanamamaktadır. Bunun nedeni de yetkili sendikanın belirlenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinin esas alınması konusunda yapılan yasal düzenlemedir. Yüzde 10 işkolu barajı devam ederken, SGK verileri baz alınarak istatistiklerin yayınlanması durumunda şuanda toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olan pek çok sendikanın baraj altında kalması riski ile karşı karşıyayız. Böyle bir durumda HAK-İŞ’in baraj şartı olmayan işkolları dışındaki bütün sendikalarının, DİSK’e bağlı bütün sendikaların ve Türk-İş’e bağlı 11 sendika dışındaki diğer sendikaların baraj altında kalacağı iddia edilmektedir. Ancak henüz böyle bir duruma dair ortada bir açıklama ya da bir istatistik bulunmamaktadır.

    

Yetkili sendikanın belirlenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinin esas alınması konusunda yapılan yasal düzenleme yapılırken ortaya çıkabilecek problemlerin Toplu İş Sözleşmesi Kanununda yapılacak düzenleme ile çözüleceği varsayılmış, ancak bu yasal düzenleme bugüne kadar bir türlü gerçekleştirilememiştir. Bu nedenle Ağustos 2010 tarihinden bu yana söz konusu düzenlemeye ilişkin madde 3 kez ertelenmiştir. Son erteleme de Eski Genel Başkanımız Ak Parti Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri  Salim Uslu’nun verdiği bir önergeyle gerçekleşmiştir.

    

HAK-İŞ Konfederasyonu, 2821 ve 2822 sayılı yasalar değiştirilmeden istatistiklerin SGK verilerine göre yayınlanması çalışma hayatında bir kaosa neden olacağına, çalışanların büyük bir bölümünün sendikasız kalacağına sürekli dikkat çekmiş ve yasaların biran önce çıkarılması çağrısında bulunmuştur. Çünkü çalışma hayatının bir dinamizm yakalaması, çağa ayak uydurması, Avrupa müktesebatına uygun bir sosyal model oluşturması, sendikal mevzuatın değiştirilmesiyle mümkün olabilir.

    

Sayın Bakan Faruk Çelik’in bir önceki bakanlığı döneminde ve Sayın Ömer Dinçer’in bakanlığı döneminde bu konuda çalışmalar yapılmış, ancak çeşitli kesimlerin engellemeleri sonuncunda bu yasaların çıkarılması mümkün olamamıştır.

  

Sayın Faruk Çelik’in yeniden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevine gelmesinin ardından 12 Eylül ürünü, 30 yılı aşkın bir süredir yerinde sayan, uluslararası belgelerde sürekli eleştiri konusu olan 2821 Sayılı Sendikalar ve 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt yasalarının değiştirilmesine yönelik çalışmalara hız verilmiştir. Sayın Bakan bu konuda samimi bir tavır ortaya koymuş yılsonuna kadar söz konusu yasaların değiştirilmesi konusunda bir takvim oluşturmuştur.      

    

HAK-İŞ olarak, sendikal mevzuatın değiştirilmesi ve örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını, ülkenin demokratikleşmesine, ekonomik kalkınmasına ve aynı zamanda sosyal gelişmesine bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Hükümet ve Parlamento tarihi bir sorumluluğu yerine getirmeli, AB ve ILO normlarını dikkate alarak 2821 ve 2822 sayılı yasaları biran önce çıkarmalı ve Türkiye’yi 12 Eylül ayıbından kurtarmalıdır.

  

  

HABERE AİT GÖRSELLER :

29 Temmuz 2011 14:00, Basın


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu