ANAYASA İÇİN 40 GÜNDE 40 İLDEYİZ

09 Mart 2017 11:23, Haberler


ANAYASA İÇİN 40 GÜNDE 40 İLDEYİZ

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, “HAK-İŞ olarak, 40 günde 40 ilde Anayasa değişikliği konusunda kamuoyunu bilgilendirme çalışmaları sürdüreceğiz. Bunun yanı sıra sendikalarımızın düzenleyeceği müstakil programlar ile günde birkaç toplantı ile yoğun bir kampanya dönemini başlatmış oluyoruz” dedi.

 

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in Anayasa kampanya programını açıklamak üzere 9 Mart 2017 tarihinde bir basın toplantısı düzenledi. Genel Sekreterimiz Dr. Osman Yıldız’ın da katıldığı toplantıda, Arslan, HAK-İŞ’in Anayasa çalışmaları hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

 

Arslan, HAK-İŞ’in Anayasa konusunda 41 yıllık tarihi içerisinde sivil, demokratik, katılımcı ve özgürlükçü Anayasa talebini her fırsatta ve ısrarla dile getirdiğini ifade etti. HAK-İŞ’in 1982 Anayasasının topluma dayatılmasından önce 1961 Anayasasının vesayetçi yapısına da itiraz etmiş, yeni ve sivil bir Anayasa konusunu kurulduğu tarihten bugüne kadar hep seslendirdiğini söyledi.

 

“Yoğun Bir Kampanya Dönemini Başlatıyoruz”

 

Arslan, ülkemizin gündeminde olan kısmi Anayasa değişikliğinin Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in yetkili organlarında geniş bir anlamda tartışıldığını ve 22 sendikamızın oy birliği ile Anayasa değişikliğine tam destek kararı verdiğini kaydetti. Arslan, “HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, Anayasa değişikliklerindeki açık ve net tavrımızı bundan önce olduğu gibi bundan sonra da aynı şekilde sürdürmeye kararlıyız” dedi.

 

Arslan, Anayasa konusunda yürütülecek kampanya sürecine ilişkin şu bilgileri verdi:

         “Öncelikle kurucuları arasında yer aldığımız Sivil Dayanışma Platformunun Türkiye genelinde gerçekleştireceği kampanyaların bir bölümüne logomuzla ve teşkilatımızla HAK-İŞ olarak biz de destek veriyoruz. Konfederasyonumuz HAK-İŞ yaklaşık 25 ilde Sivil Dayanışma Platformuyla ortak olarak hareket edecektir.

         Ayrıca Türkiye AB Karma İstişare Komitesinin bünyesinde oluşturulacak olan 7 tanesi 16 Nisan’dan önce, 5 tanesi de 16 Nisan’dan sonra olmak üzere 12 ilde gerçekleştirilecek olan ekonomi ağırlıklı yapılacak toplantılarda da HAK-İŞ olarak, Anayasa değişikliği konusundaki görüşlerimizi paylaşacağız ve bu toplantılarda teşkilatımızla birlikte yer alacağız.

HAK-İŞ’in kendi belirlediği yaklaşık 10 ilde bağlı sendikalarımızla birlikte büyük salon toplantılarıyla bu değişiklikleri kamuoyuyla paylaşmaya, anlatmaya devam edeceğiz.

Özet olarak 40 günde 40 ilde HAK-İŞ Anayasa değişikliği konusunda kamuoyunu bilgilendirme çalışmalarını sürdürecektir. Sendikalarımızın düzenleyeceği müstakil ayrı programlar aracılığıyla bunun üzerinde günde birkaç toplantıyı gerçekleştirmek suretiyle yoğun bir kampanya dönemini HAK-İŞ olarak başlatmış oluyoruz.”

 

“Demokratik Bir Olgunluk İçerisinde Geçmesini Temenni Ediyoruz”

 

Anayasa değişikliği referandumunun demokratik bir olgunluk içerisinde geçmesi temennisinde bulunan Arslan, Türkiye’de ve yurtdışındaki bütün yurttaşlarımızı referanduma katılmaya davet etti. Arslan, “Referandumda milletimizin vereceği her türlü karar, gerek evet, gerekse hayır bizim için takdire şayandır ve kabul edilecek, saygı duyulacak onun sonuçlarının tartışılmayacağı bir sonuçtur” dedi.

 

HAK-İŞ “Anayasa Değişikliğine Tam Destek Geleceğimiz İçin Evet” sloganıyla yola çıktığını ifade eden Arslan, “Lütfen kampanya sürecinde gerek 'Evet' gerek 'Hayır' diyecek olanlar, bu ülke içinde birlikte yaşadığımız ve yaşayacağımızı unutmadan üsluplarına, kampanyalarına dikkat etsinler. HAK-İŞ hiçbir kampanyasında ayrıştırıcı, kamplaştırıcı, toplumu bölücü bir üslup kullanmamıştır. 16 Nisan'da milletimizin en doğru kararı vereceğine inanıyorum. Milletimizin sağduyusuna güveniyoruz ve inanıyoruz. Bize düşen görev, milletimize bu değişikliği doğru, objektif bir şekilde anlatarak sürdürmektir” dedi.

 

HAK-İŞ olarak, Anayasa değişikliğini Türkiye için çok elzem ve son derece önemli olduğunu ifade eden Arslan, “Türkiye devletinin demokrasiye geçtiği 1950 yılından bu tarafa gerçekleştirilen, kurulan hükümetler yaşadığımız krizler, cumhurbaşkanlığı krizleri, ekonomik krizler, hükümet krizleri bütün bunları yan yana koyduğumuz zaman maalesef dünyanın bazı ülkelerinde Parlamenter sistem olarak yürüyen ve ülkemizde de bunu gerçekleştirmek için ortaya koyduğumuz çalışmalar başarısız olmuştur. Keşke Türkiye Parlamenter sistemi gerçek anlamda demokratik ülkelerde olduğu ölçüde yaşatabilseydi. Teamülleri uygulayabilseydi. Ülkemizin sorunlarını çözebilecek hükümetleri kurabilseydi. Ülkemizin menfaatlerini düşünerek vesayet odaklarına karşı çıkabilseydik, bugün bunları tartışmayacaktık” dedi.

 

“Güçlü Bir Türkiye Cumhuriyeti Devletine İhtiyacımız Var”

 

Türkiye’nin değişmesine ve yeni bir Türkiye yaklaşımıyla bütün sorunları çözecek bir perspektifle hareket etmesine duyulan ihtiyaca dikkat çeken Arslan, “Türkiye devletinin içerden ve dışarıdan her türlü saldırıya açık olduğu bir dönemde hem FETÖ terör örgütü hem DEAŞ, PKK ve benzeri terör örgütlerin saldırısıyla karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekten güçlü iktidarlara güçlü hükümetlere güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti devletine ihtiyacımız her zamankinden daha fazladır” dedi.

 

Türkiye’nin bölgesinde ve özellikle dünyada etkin, oyun kurucu, ülkenin içerdeki ve dışarıdaki sorunlarını çözebilecek kapasiteye ve iradeye sahip güçlü yönetimlere ihtiyacı bulunduğuna dikkat çeken Arslan, “Onun için bu Anayasa değişikliği öncelikli olarak güçlü bir yönetim vadettiği için ve getirilecek olan düzenlemeler hükümet krizlerini ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler olduğu için Türkiye’nin bu konuda evet diyerek buna destek vermesini istiyoruz” dedi.

 

“Rejim Değişikliği Değil, Bir Sistem Değişikliğidir”

 

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin niteliklerinin Anayasanın ilk 4 maddesinde başlangıç bölümüyle beraber açıkça ilan edildiğini ifade eden Arslan, şunları kaydetti:

“Bu Anayasa değişikliği Türkiye Cumhuriyeti Devletinin niteliklerine yönelik herhangi bir düzenleme getirmemektedir. Türkiye devletinin şekli Cumhuriyettir. Türkiye demokratik, sosyal, laik bir Hukuk devletidir. Bu kavram yerinde durmaktadır. Başkenti Ankara’dır. Marşı İstiklal Marşıdır ve Türkiye’nin bayrağı beyaz hilal ve yıldızlı Albayrak’tır. Bütün bu Cumhuriyetin niteliklerini, rejimimizi ifade eden bu kavramlarda herhangi bir değişiklik sözkonusu değildir. Yapılmak istenilen değişiklik bir rejim değişikliği değil, bir sistem değişikliğidir.

Biz Anayasa değişikliğinin bütün maddelerinin Türkiye Devletinin geleceği açısından sivilleşme, daha çok demokratikleşme, güçlü bir yönetim biçimi, katılımcılığın sağlanması, daha geniş kitlelerin oy kullanmasını ve seçilmesini sağlayacak olan bir değişiklik olarak görüyoruz. Onun için HAK-İŞ olarak Anayasa değişikliğine tam destek, geleceğimiz için evet sloganıyla yola çıktık.”

 

Mahmut Arslan, 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimini hatırlatarak, “Bugün Anayasa değişikliğine karşı çıkanların bir bölümünün, bu Anayasa değişikliğinin müsebbibi olduğunu unutmaması gerekiyor. Eğer Türkiye, 2007 yılında Cumhurbaşkanını teamüllere uygun olarak seçebilseydi belki bugün bunları tartışmıyor olacaktık. Ama her şerde bir hayır vardır. Türkiye böyle bir Anayasa değişikliği ile vesayet odaklarının vesayetinden kurtulacak” dedi.

 

Arslan, HAK-İŞ’in 41 yıllık onurlu tarihinde Anayasa konusunda pek çok çalışma yürüttüğünü belirterek, bunları şöyle sıraladı:

“1982 Anayasası hem yapılış süreci, hem Anayasayı bize dayatanlar hem Anayasa komisyonunun oluşturulması, referanduma götürülüp, referandumda oylatılmasına kadar geçen bütün süreçler arızalı, problemli, meşruiyeti tartışmalı bir süreç olan olağanüstü bir dönem Anayasasıdır.

HAK-İŞ, 1982den başlayarak bu demokratik olmayan Anayasanın sivil ve yeni bir Anayasa ile taçlandırılması talebini ısrarla ve inatla sürdürmüştür. 1987’de gerçekleştirilen siyasi yasakların kaldırılması referandumuna HAK-İŞ destek vermiştir.

1992 yılında gerçekleştirdiğimiz 3 gün süren Anayasa Kurultayında da yine toplumun değişik kesimleri Anayasayı tartışmış, Türkiye’nin yeni bir Anayasaya ne kadar çok ihtiyacı olduğu da açıkça sonuç raporunda ifade edilmiştir.

1990’lı yıllarda AB sürecinin gerçekleştirilmesi için yapılan bütün Anayasa değişikliklerine HAK-İŞ tam destek vermiştir.

12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen kısmi Anayasa değişikliği referandumunda HAK-İŞ,  “Darbelerin karanlığından demokrasinin aydınlığına evet” diyerek vesayetçi yapının ortadan kaldırılması için tam destek vererek kampanyasını sürdürmüştür.

Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin yeni bir Anayasa ihtiyacını bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Özellikle 2011 yılında başlayan partilerin tamamına yakınının yeni Anayasa talebini vurguladığı ve Mecliste uzun görüşmelerin yapıldığı Anayasa Uzlaşma Komisyonuyla bu sürecin ete kemiğe büründürüldüğü 60 küsur madde üzerinde uzlaşıldığını, ama ilerisinin getirilemediğini üzüntüyle ve hayal kırıklığıyla yaşadık.

HAK-İŞ olarak, o süreçte de özgün Anayasa çalışmamızı yaptık ve kendimize ait olan bir Anayasa önerisini hazırlayarak TBMM Uzlaşma Komisyonuna ve kamuoyuna sunduk.

Yapılacak olan kısmi Anayasa değişikliğinin kabul edilmesi durumunda bile bizim bütün sorunlarımızı çözmeye yetmeyecektir. Darbecilerin, cuntacıların, olağanüstü dönemin, o güçlü apoletli paşalarının Anayasanın üzerindeki o ruhu maalesef hala ortadan kalkmayacaktır.

Biz kez daha bu Anayasa değişikliği referandumuna giderken darbeci zihniyetin ürünü olan bu antidemokratik darbe ürünü Anayasadan kurtulma zamanının geldiğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Maalesef Meclisteki görüşmelerde genel bir uzlaşma olamadığı için kısmi bir değişiklik söz konusudur. Bugün biz bu kısmi değişikliği tartışıyoruz.”

Toplantıda Konfederasyonumuz HAK-İŞ tarafından hazırlanan "Anayasa Değişikliğine Tam Destek Geleceğimiz İçin Evet" kitapçıkları da kamuoyu ile paylaşıldı. Söz konusu kitapta, Konfederasyonumuzun Anayasa değişikliğine neden "Evet" dediği ve geçmişte yürüttüğü Anayasa çalışmaları hakkında bilgi verildi. 

HABERE AİT GÖRSELLER :

09 Mart 2017 11:23, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu