ARSLAN, İSTANBUL’DA İŞ YAŞAMI BECERİLERİ EĞİTİMİNE KATILDI 

27 Şubat 2017 16:31, Haberler


Genel Başkanımız Mahmut Arslan, Konfederasyonumuz HAK-İŞ'in, ülkemizin seçkin işveren kuruluşu MÜSİAD ile birlikte yararlanıcısı olduğu “İşçilerin ve İşverenlerin Uyum Kapasitelerinin Sosyal Diyalog Yaklaşımıyla Artırılması Teknik Destek Projesi" kapsamında 27 Şubat 2017 tarihinde İstanbul Avrupa yakasında gerçekleştirilen 5 günlük İş Yaşamı Becerileri Eğitim Programı'nın açılış törenine katılarak çalışma hayatına ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Genel Başkanımız Mahmut Arslan, "Yaklaşık 30 yıldır İstanbul'da bir dizi faaliyet gerçekleştiriyoruz. İş Yaşamı Becerileri Eğitim Programının 14. ilindeyiz ve 15. İl Adana eğitimlerini de 14-17 Mart 2017 tarihlerinde yapmış olacağız. Hedefimiz, 6.500 katılımcıya ulaşmaktı; bu hedefi aştığımızı görmekten memnuniyet duyuyorum. Hem MÜSİAD'a hem de HAK-İŞ'e bağlı sendikalarımıza teşekkür ediyorum" dedi.

“İŞ GÜVENCESİ, REFAH KADAR ÖNEMLİDİR”

Farklı bir sendikal anlayışı temsil ettiğimizin altını çizerek katılımcılardan interaktif şeklinde hareket ederek sorularını yöneltmelerini ve buradan edinecekleri bilgi ve becerileri alana yansıtmalarını beklediklerini kaydeden Arslan, 20 aylık projede geleceğin sendikacılarını yetiştirmek amacıyla İleri Düzey Eğitim Programı'nın uygulandığını hatırlattı.

Arslan, konuşmasına şu şekilde devam etti: 

“Bu projenin önemli yönlerinden birisinin yönlerinden birisi; HAK-İŞ'e bağlı sendikaların büyük bölümü özel sektördeki işyerlerinde ve işletmelerde örgütlü olmaları kaynaklıdır. HAK-İŞ'in ile MÜSİAD'ın birlikte yaptığı ilk somut projemiz ile HAK-İŞ'e bağlı sendikaların özel sektörde örgütlenmesinin öneminin ve gerekliliğine dair farkındalık oluşturmasındandır.  HAK-İŞ ile MÜSİAD Genel Başkanları olarak 1 Kasım 2016 tarihindeki açılış toplantısında işbirliği protokolü imzaladık; 15 ilde ortak faaliyetler yapıyoruz. Bu projede birlikte iş yaparak işçi-işveren örgütlü olarak birbirimizi tanımaya başladık. Sosyal diyalog kavramının içeriğini birlikte doldurarak ülkemiz çalışma hayatında verimli ve etkin şekilde kullanmalıyız. İşçiler olarak işimizi doğru, tam, özenle ve verimli şekilde yapacağız; işyerimizi doğru tanımak durumundayız. Sendikacılar olarak sendikal literatüre hakim olmalıyız. Toplu pazarlık masasında işletmenin geleceğini birlikte inşa etmek, verimliliği yükseltmek, çalışanların taleplerini makul ve mantıklı bir şekilde çözüme kavuşturmak ve çalışanların sosyo-ekonomik haklarını ileriye götürmek durumundayız. Çünkü; çalışanların iş güvencesi, çalışanların refahı kadar önemlidir.” 

“HAK-İŞ, SENDİKACILIKTA EZBERLERİ BOZMAKTADIR”

Genel Başkanımız Arslan, konuşmasında HAK-İŞ üzerinde durduğu sosyal diyalog, sendikal duruş ve müzakerenin önemine şu sözlerle açıklık getirdi:  “Ülkemizde 14 milyona yakın sigortalı çalışan işçiden sadece 120 bin kadarı kadroludur. Bu nedenle, sendikacılığı özel sektörde yeniden inşa edeceğiz. Bağırarak, slogan atarak sorunlar çözülmemektedir. İşverenlerle kavga etmek yerine tüm meseleleri masada müzakere ederek çözüm yollarını birlikte arayacağız. 20 milyona yakın insanın hayatını kaybettiği büyük savaşlar bile müzakerelerle bitirilebiliyorsa, pekâlâ işletmelerimizin sorunlarını da birlikte çözebiliriz. HAK-İŞ, ezberleri bozmak için mücadele etmektedir. Geleceği sorunları müzakere ederek çözümü birlikte arama anlayışı üzerine kurmalıyız. Dolayısıyla, bu anlayış içerisinde geleceğimizi birlikte inşa edebileceğimizi düşünüyorum.  Bu yeni yaklaşımımızı biraz daha ileri taşıyarak son yıllarda üye sayımızı 500 binin üzerine çıkarmayı başardık. Bu projeler, küçük adımlar gibi gözükse de gelecekte birlikte inşa edeceğimiz yapının tuğlalarıdır. 

MÜSİAD üyesi işyerlerinde kayıtdışı çalışma olmaması, üye olmak isteyen işverenleri seçerek belirli kriterlere göre kabul etmesi ve geleceği kendi değerlerimizle inşa etme çabası olduğuna dikkat çeken Arslan, “Bu ortak değerler, HAKİŞ ile MÜSİAD’ı daha da yakınlaştırmaktadır. Küresel kapitalizme karşı birlikte mücadele edebiliriz. Bunu başarabileceğimize inanıyorum.” dedi.

Arslan, 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılacak referanduma dair değerlendirmelerde bulundu.  Anayasa değişiklik paketinin halk oyuna sunulmasının ve sandıktan çıkacak sonucun gündeme yerleştiğine dikkat çeken Arslan,  “HAK-İŞ; Türkiye’nin çağdaş, demokratik, katılımcı, çoğulcu, toplumun bütün kesimlerinin üzerinde uzlaştığı demokratik ve sivil bir anayasa talebini 1980’li yıllardan beri kamuoyuna duyurmuştur. HAK-İŞ; Apoletli paşaların engellemelerine rağmen, 11 yıl kadar gecikmeli de olsa, 1993 yılında 3 gün süren Anayasa Sempozyumu yapan bir sivil toplum örgütüdür. Türkiye olarak, 2007 yılında vesayetçi odakların Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne müdahalesi ve bir kısım siyasal partilerin bu müdahaleyi içselleştirmeleri sonucu Cumhurbaşkanlığı krizi yaşadık. 367 garabetini unutmuş değiliz. 2010 yılında ‘darbelerin karanlığından demokrasinin aydınlığına’ diyerek Anayasa değişikliğine ‘evet’ dedik. 2007 yılında başkanlık sisteminin ön adımlarını attık.

“REFERANDUMDA GÖNLÜMÜZ ‘EVET’TEN YANA”

Darbeci Anayasa’dan kurtulamamış olmanın Türkiye’nin büyük ayıbı olduğunu ifade eden Arslan,  “94 yıllık Cumhuriyet tarihimize baktığımızda, 65. Hükümeti kurmuşuz. Bir hesap yapılıp hükümetlerin ömrü ortalamaya vurulursa, her bir siyasi iktidarın ömrünün 2 yılın altında kaldığını, 16 ay kadar olduğunu tespit etmekteyiz. Görüldüğü üzere; parlamenter sistemi hakkıyla işletemedik, parlamenter sistemde öngörülen mekanizmaları verimli çalıştıramadık. Emekçi kesimler olarak; siyasi istikrarsızlıklardan ve yol açtığı ekonomik dar boğazlardan, yolsuzluklardan ve vesayet yönetimlerinden çok çektik; çok büyük kayıplar yaşadık. Günümüzde, Cumhurbaşkanımızın mevcut yetkileri, yeni getirilecek cumhurbaşkanlığı sistemindeki yetkilerin çok ilerisindedir. Şöyle ki; bugün Sayın Cumhurbaşkanı hakkında hiç bir eylem ve işlemleri nedeniyle soruşturma veya hukuki kovuşturma yapılamamaktadır. Bu kadar geniş yetkileri olan ama hiç sorumluluğu olmayan bir cumhurbaşkanlığı sisteminin devamı yerine; halkın oyuyla seçilmiş, siyasi ve hukuki sorumluluğu olan, yetkileri belirlenmiş ve sınırlandırılmış yeni bir cumhurbaşkanlığı sisteminden yanayız. En tepede, tercihimiz siyasi istikrarın egemen olduğu bir yönetim sistemidir. İyi biliyoruz ki; Türkiye olarak yeterince sorun stoklarımız var; bir de yönetim krizleri olmasın; enerjimizi ve kaynaklarımızı israf etmeyelim. 

Elbette, her vatandaşın ‘evet’ veya ‘hayır’ deme hakkı vardır. Ancak, neden PKK, neden FETÖ, neden DHKP-C ‘hayır’ diyor? Bunun üzerinde düşünmek gereklidir. Rejim değişikliği gündemde yoktur. Son Anayasa değişiklik paketinde Anayasa’nın 4 maddesine dokunulmamıştır. Hesap verebilen bir cumhurbaşkanlığı için, siyasi istikrar için referandumda ‘evet’ diyeceğiz. HAK-İŞ camiası olarak; ülkemize, halkımıza, ülkemizin potansiyeline ve aziz milletimizin sağduyusuna güveniyor ve ülkemizin aydınlık geleceğine inanıyoruz. 16 Nisan’da halkımızın ekseriyetinin tercihini “EVET” yönünde kullanmasını arzu ediyoruz. Kanaatimizce; halk oyuna sunulacak Anayasa değişikliği paketinin tamamı, ülkemizin geleceği için “olmazsa olmaz” mahiyettedir. Halkımız, referandumda Anayasa değişikliğinin kabulü yönünde tercih belirtirse, ülke ve devlet olarak önemli bir krizi aşmış olacağız. 

Halkımızın sağduyu sahibi olduğunu biliyor ve tüm vatandaşlarımıza demokratik haklarını kullanmak üzere sandığa gitmeleri yönünde çağrıda bulunuyoruz. Her vatandaşın “hayır” veya “evet” deme hakkı ve özgürlüğü vardır. Referandum sonucu her ne olursa olsun bir kesimin diğerini şu veya bu gerekçeyle dışlama, öteleme, hor görme hakkı yoktur. Unutmayalım ki; aynı gemideyiz. Her ne kadar arzumuz, referandum sonucunda EVET oylarının galip gelmesi olsa da, tepkimiz bugünkü tepkidir. Yani herkes demokratik haklarını kullanmıştır; milli iradeye saygımız vardır ve hayırlı olsun diyeceğiz. Bu yüzden, ayrıştırmaya, çatıştırmaya, kutuplaştırmaya çalışan dilden uzak kalmak durumundayız. Milletimizin iradesine saygımız sondur. Milletimizin vereceği karar başımızın üstünedir.

Umarım bu referandum Türkiye’nin geleceğinde yeni bir ufuk açmasına, yeni bir yolda yürümesine vesile olur. Onun için referandum için şimdiden ülkemize, milletimize, geleceğimize hayırlar getirmesini diliyorum.”

“TAŞERON VE MEVSİMLİK ÇALIŞANLARIN SORUNLARINI GÜNDEMDE TUTACAĞIZ”

Konuşmasında taşeron ve mevsimlik çalışanların sorunlarına da yer veren Arslan, “Asıl sorunun, taşeron işçilerin geleceği meselesidir. Şu öneride bulunuyoruz: Taşeron emekçiler kamuda işçi statüsünde istihdam edilsin; hem ülke, hem çalışanlar, hem maliyemiz kazansın, hem de ülkemizde iş barışı sağlansın. Orman Bakanlığı ve ÇAYKUR’da ağırlıklı olarak 23 bin civarında mevsimlik işçi statüsünde çalışan üyemiz vardır. Mevsimlik işçisi arkadaşlar yılın belli dönemlerinde çalıştırılıyor, belli dönemlerde de işten çıkarılıyor.  Diyoruz ki; işten çıkarıldıkları durumlarda ya bu arkadaşlarımıza işsizlik maaşı ödensin ya da başka kurumlarda çalışabilsinler. Bunu da Çalışma Bakanımızla konuştuk. İnşallah, referandumdan sonra bu 2 hayati konuyu hükümetle görüşmeye, yoğun bir şekilde tartışmaya, gündemde tutmaya devam edeceğiz.”

Gelecekteki 2 büyük organizasyon hakkında bilgi veren Arslan, önce 4 Mart 2017 tarihinde İstanbul – Haliç Kongre Merkezi’nde HAK-İŞ’in 6. Kadın Buluşmasını gerçekleştireceğini ve bu programa Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrif edeceğini hatırlatarak “Bu etkinlikle Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın üyesi 6 bini aşkın emekçi kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü İstanbul’da kutlayacak” dedi ve HAK-İŞ’in bu yıl 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü Erzurum ve civar illerden gelecek emekçilerle Erzurum’da kutlayacağı bilgisini kamuoyuyla paylaştı.

HAK-İŞ İstanbul İl Başkanı Mustafa Şişman selamlama konuşmasında, İstanbul eğitimlerinin Anadolu yakası programının 2016 yılı Aralık ayında uygulandığını, bugün de Avrupa yakası program için bir araya gelindiğini belirterek, katılımcıların verilen eğitimin içeriğinden ve kalitesinden memnun oldukları yönünde geri bildirim almasından memnuniyetini dile getirdi. 

MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Gülten Durdu, özetle, şunları söyledi: "Ne zaman MÜSİAD'dan bahsedecek olsam, MÜSİAD'ın en büyük ve en önemli projesinin insana verilen değer olduğunu düşünüyorum. MÜSİAD sadece bir iş insanları derneği değildir. Faaliyetlerinin merkezine insanı koyan ve insan kıymetlerine değer veren ve dünyanın dört bir yanında erdemli iş yapmanın yollarını arayan bir işveren örgütüdür.  Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından başlatılan istihdam seferberliğinde 250 bin yeni istihdam oluşturmayı hedefliyoruz. İşsizliğin önüne geçmek ve insan israfını önlemek için istihdamı artırmak şarttır. Koşullar her ne olursa olsun üretmeye ve büyümeye devam ediyoruz. Bu proje, MÜSİAD olarak HAK-İŞ Konfederasyonu ile sosyal diyalogun güçlendirilmesi yoluyla, işçilerin ve işverenlerin ortak çalışmalar yapması, bir araya gelerek politikalar üretmesi açısından çok önemli bir projedir. İş hayatında sorunların büyük bölümü, işçiler ve işverenler arasında sağlıklı iletişim kurulmamasından kaynaklanmaktadır. İşyerlerinde hem bireylerin mutluluğu hem de iş veriminin ve etkinliğinin artırılması ancak doğru ve sağlıklı bir iletişim, işçiler ve işverenler arasında güçlü bir sosyal diyalog ile mümkün olabilir. Çalışanların da birey olduklarını, özel yaşantıları ve aile düzenleri olduğunu göz ardı etmemek durumundayız. Projemiz, işçi-işveren diyaloguna ve sosyal diyalog temelinde ortak faaliyetler imza atmasından dolayı çok önemlidir. 2023 hedeflerine doğru emin adımlarla yürüyen, hızla kalkınan ve sanayileşen ülkemizde eğitim kalkınmanın en etkili ve temel amaçlarından birisidir. Genç ve dinamik nüfusa sahip olmamız, eğitime daha fazla ve imkan ayırmamız gerektirmektedir. Bu projenin hayata geçmesi hususunda önümüzü açan MÜSİAD'ın ve HAK-İŞ'in Sayın Genel Başkanlarına ve yürütülmesinde görev alan takım arkadaşlarına çok teşekkür ederim." 


HABERE AİT GÖRSELLER :

27 Şubat 2017 16:31, Haberler


© 2016 HAK-İŞ Konfederasyonu