HUKUK FAALİYETLERİ

 

 

  Konfederasyonumuzun 9. Olağan Genel Kurulu ile başlayan ve 10. Olağan Genel Kurul dönemine kadar geçen dört yıllık faaliyet döneminde, hukuk sahası Sendikalar için son derece hareketli ve yoğun çalışmaların sürdüğü bir dönem olmuştur. Bu döneme damgasını vuran en önemli gelişme şüphesiz, “ İş Güvenliği ve hemen beraberinde gelen yeni İş Kanunu’ dur. ”Ancak biz Parlamentomuzun 21 ve 22’ nci dönemlerinin büyük bir bölümünü kapsayan sürecinde çalışma hayatını ilgilendiren ve önemli olduğunu düşündüğümüz yasal düzenlemeleri tarih sırasına göre sıralayıp hatırlamanın faydalarına inanıyoruz.

  Buna göre ;

-   10. 07. 1999 tarih, 23751 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4407 sayılı “SAKATLARIN MESLEKİ REHABİLİTASYONU VE İSTİHDAMI HAKKINDA 159 SAYILI ULUSLAR ARASI ÇALIŞMA TEŞKİLATI (ILO) SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN”

-  08. 09. 1999 tarih, 23810 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4447 sayılı “İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU”

-   07. 04. 2001 tarih, 24366 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4632 sayılı “BİREYSEL EMEKLİLİK, TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU”

-   21. 04. 2001 tarih, 24380 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4641 sayılı “EKONOMİK VE SOSYAL GÜVENLİK KONSEYİN KURULUŞU, ÇALIŞMA ESAS VE YÖNTEMLERİ HAKKINDA KANUN”

-   12. 07. 2001 tarih, 24460 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4688 sayılı “KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI KANUNU”

-   01. 04. 2002 tarih, 24714 mükerrer sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4747 sayılı “İSTİHDAMIN TEŞVİKİ AMACIYLA ÜCRET DIŞI YÜKLERDEN BAZILARININ ÖDENMESİNİN ERTELENMESİ İLE SOSYAL SİGORTALAR KANUNU, ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU VE 631 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMEDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN”

-   01. 06. 2002 tarih, 24772 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4759 sayılı “SOSYAL SİGORTALAR KANUNU, TARIM İŞÇİLERİ SOSYAL SİGORTALAR KANUNU, ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU İLE TARIMDA KENDİ ADINA VE HESABINA ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KANUNUNUN BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN”

-   15. 08. 2002 tarih, 24847 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4773 sayılı “İŞ KANUNU, SENDİKALAR KANUNU İLE BASIN MESLEĞİNDE ÇALIŞANLARLA, ÇALIŞTIRANLAR ARASINDAKİ MÜNASEBETLERİN TANZİMİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN”

-    06. 03. 2003 tarih, 25040 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4817 sayılı “YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN”

-    24. 04. 2003 tarih, 25093 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4853 sayılı “ÇALIŞANLARIN TASARRUFLARINI TEŞVİK HESABININ TASFİYESİ VE BU HESAPTAN YAPILACAK ÖDEMELERE DAİR KANUN”

-   10. 06. 2003 tarih, 25134 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4857 sayılı “İŞ KANUNU”

-   05. 07. 2003 tarih, 25159 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4904 sayılı “TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNU”

-   24. 07. 2003 tarih, 25178 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4947 sayılı “SOSYAL GÜVENLİK KURUMU TEŞKİLATI KANUNU”

-   06. 08. 2003 tarih, 25191 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren,

4958 sayılı “SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU”

 

Bu önemli kanunların yürürlüğe girmesinden başka, aynı dönemde “Gemi Adamları” ile ilgili çeşitli gelişmelerin sağlandığı düzenlemeler, bir çok değişik ülke ile sağlanan karşılıklı sigortalılıkların geçerli sayılması ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Kadınlar ile ilgili olarak, her türlü ayrımcılığı ortadan kaldıracak uluslar arası sözleşmelerin, yine çocuklarla ilgili olarak uluslar arası gelişmelerin sağlandığı sözleşmelerin kabulü de aynı dönemde sağlanan gelişmelerdir. Bunlara son olarak önemli saydığımız “Bilgi Edinme Hakkı” nı düzenleyen kanuni düzenlemeler ile Dernekler Kanunu ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunlarındaki iyileştirmeleri de katabiliriz.

Hukuki boyutları ile özetlemeye çalıştığımız son dört yıllık sürede çalışma hayatını dolaylı olarak etkileyen ancak içinde yaşadığımız toplumun bir parçası olarak hepimizi etkileyecek çok önemli bir gelişme de 18. 06. 1999 tarihinde başlayan ve devam eden ANAYASA’ daki değişikliklerdir. Bunlardan 03. 10. 2001 tarihinde yapılan ve kapsamlı olan değişikliklerin altının çizilmesi ise ayrı bir öneme sahiptir.

Konfederasyonumuz tüm bu süreçte konuların takipçisi olmuş ve bizzat katıldığı toplantılar ile çıkan kanuni düzenlemelerde çalışanların haklarını gözetme yolunda büyük gayret göstermiştir. Bu çalışmalarında mevzi de olsa belli kazanımlar elde edilebilmiştir. Ancak bu konuda tüm çalışanları temsil eden diğer örgütler ile daha koordineli ve daha çok bilgiye dayalı çalışmaların devam ettirilmesi ülkemiz insanı açısından önemini arttırarak devam ettirecektir inancındayız.

  Çalışma hayatı için, başlıklarını saydığımız hukuki gelişmeler içinde şüphesiz yeni iş kanunu ve içine yerleştirilmiş olan iş güvenliği kanunu birinci derece önemli gelişmedir. Ancak bize göre en az onun kadar önemli olan “4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu”ile “4759 sayılı kanundur. ” Bütün bu çalışmalarda önemli kriter mevzuatımızın Avrupa Birliği kriterlerine, Uluslar arası sözleşmelere daha uyumlu hale getirilmesidir.

Bu sağlanmış mıdır?

 Tam olarak sağlanmıştır demek mümkün gözükmemektedir. Bilhassa 4641 sayılı Ekonomik ve Sosyal Güvenlik Konseyi Kuruluşu, Çalışma Esas ve Yöntemleri Hakkında Kanun ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’ nda bunu söylemek mümkün gözükmemektedir. Her iki konuda da meselenin hallindeki düşünce tarzımız, Avrupa’ daki düşünce tarzından oldukça uzak kalmıştır. Diğer yasal düzenlemelerdeki eksiklikler ise giderilebilir nitelikte gözükmektedir.

4857 Sayılı Yeni İş Kanunu: Yeni İş Kanununda, çalışma hayatında Avrupa’ da uygulanan bir çok müessese hukukumuzdaki boşlukların doldurulması anlamında yasadaki yerini almıştır. Ancak hala amacından uzaklaşmış düzenlemeler de mevcuttur. Bu konuda bilhassa iş güvenliği ile ilgili maddeler ile fazla mesai ile ilgili maddeleri sayabiliriz. Kanuna girmiş diğer yeni maddelerin ise uygulama sırasında ne gibi sonuçlar yaratacağının takip edilmesi gerekmektedir. Burada uygulama sırasında yargının oluşturacağı içtihatlar önem kazanmaktadır. O zaman da yargıçlarımızın kanun maddelerini yorumlarken Avrupa’ daki emsal uygulamaları takip etmeleri ve bu konularda kendi bilgilerini ve ufuklarını geliştirmeleri gibi bir gereksinim ortaya çıkmaktadır. Konu Adalet Bakanlığının da artık bu tip çalışmaların içinde yer almasının önemini göstermektedir. Son zamanlarda konuşulan Adalet Akademisi kurulması yönündeki düşünceler bizce son derece müspettir. Çünkü Dünyanın ulaştığı noktada çok süratli değişimler yaşanmakta ve bunlar insanların günlük hayatını etkilemektedir. Dolayısıyla bu hayatı tanzim etmek ile görevli hukuk ve onun uygulayıcılarının bunu günlük takip etmeleri ve bu sürece katkı sağlayacak yorumlar getirmelerinin önemi açıktır.

Yeni iş kanunun önemli ve olumlu bir maddesi ise, Danışma Komitesi’nin kurulmasının öngörülmesidir. Bu komite, demokratik ve katılımcı bir yapıla kurulabilirse Türk çalışma hayatında sosyal diyaloğun yerleşmesi ve etkin olması bakımından önemli olacaktır.

Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu: Çalışma hayatında gerçekleşmiş bu hukuki düzenlemelerin dışında gerçekleşmemiş bulunan çok, çok önemli iki kanun düzenlemesinden de bahis etmek durumundayız. Bunlardan birisi çalışanların örgütlenme haklarını düzenleyen “Sendikalar Kanunu” ile bunun tabi sonucu olan “Toplu İş Sözleşmesi , Grev ve Lokavt Kanunu” dur. Sendikaların, artık hükümetlerin veya işverenlerin istedikleri oran ve şekillerdeki örgütlenme haklarından bahis etmek yerine çalışanların serbest olarak , istekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda örgütlenme hakkına geçilmesinin zamanı gelmiş ve geçmektedir. Burada “Sendika” olarak belirlediğimiz kavramın çalışanlar ile ilgili olduğunun altını çizelim. İşverenlerin konu ile ilgili örgütlenmeleri tüm Dünyada “Birlik” kavramı ile ifade edilmektedir. Sendikalaşma, çalışanlar ile ilgili bir kavramdır. Bu kavram kargaşasının da bundan sonra çıkarılacak yasal düzenlemelerde düzeltilmesini temenni ediyoruz.

İş Kollarının tamamen Uluslar arası kodlama sistemine uygun hale getirilmesi ve bunun da sigortalamada kullanılan ve yine aynı kodlamanın esas alındığı meslek kodları ile uyumlu olması sağlanmalıdır. Bu konuda teknik gerçeklerin dışında siyasi yaklaşımlardan uzak durulması da önemini korumaktadır.

 Kolektif sözleşme yapma hakkını düzenleyen mevcut 2822 sayılı“Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’ nun Dünyada bir eşinin daha olduğunu biz bilmiyoruz. Bunun bir an önce düzeltilerek toplu sözleşme yapma hakkının zamanında kullanılabilmesinin önü açılmalıdır. Grev hakkının kullanılmasının şartlarının iyileştirilmesi ve hakkın sadece düzenleme şeklinde kalmasının önüne geçilmelidir. Konu ile ilgili görüşlerimiz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmiş ve bu kanun düzenlemeleri ile ilgili çalışmaların da artık belli bir hıza kavuşturulmasına gayret gösterilmektedir.

  Çalışma hayatının doğal olarak çok dinamik olması, burada uygulanacak kuralların da buna ayak uydurabilmesi bakımından önemlidir. Üretimde günümüzde gelinen , Dünya ölçekli rekabet koşulları içinde verimli çalışma yapmak ve kaliteyi yakalamak nerede ise birinci öncelikli bir hal almıştır. Bunu gerçekleştirecek olanlar da bizzat çalışan insanlardır. İşte bu insanların düşüncelerini ne kadar üst seviyede işe konsantre edersek o kadar verim elde edileceği, denenmiş bir sonuçtur. Dolayısıyla çalışma yaşamında çalışanların örgütlenmesi ve işyerlerinde bu sayede oluşan belli dengelere dayalı üretim yapılmasının daha iyi sonuç vereceği iddiasındayız. Çalışma yaşamını dizayn edecekler bizzat sosyal tarafların kendileridir. Bunun olabilmesi ise sosyal tarafların belli güç dengelerini oluşturarak karşılıklı uzlaşmalarından geçecektir.

HAK-İŞ olarak, 4 yıllık faaliyet döneminde hukuk alanında gerçekleştirilen girişimlerin hepini ve başta yeni iş kanunu olmak üzere bütün çalışmalara aktif ve yoğun olarak katılmış, rapor ve sunuşlar yoluyla katkılar sunmuştur.