Genel Başkan Salim USL'U'nun Bugün Gazetesi Yazıları     -9-              31.07.2006

 

 

Terör ekenler kan (b)içiyorlar!
                                                                                                          

Salim USLU

                                                   (Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı)

 

Tanıdık bir senaryo ama çok kötü ve ürkütücü, oyuncular yeteneksiz. Dekor derme çatma bir Ortadoğu coğrafyası.

ABD’nin Irak’ı işgaliyle başlayan film, İsrail’in bölgede pozisyonunu daha da güçlendirmesiyle devam ediyor. Senaryonun ucu açık, roller ve oyuncular her an  değiştirilebilir. Yedi Filistinli gencin katledilmesinin ardından iki İsrailli askerin kaçırılmasıyla devam eden film akılları ve vicdanları esir alıyor.

BM, NATO, AB, İKÖ, Arap ligi filmi localardan seyrediyor, ABD-İsrail yazıyor, yönetiyor, oynuyor ve oynatıyorlar.

Hukuk, vicdan, akıl, barış, egemenlik, yaşam hakkı gibi tüm değerler bu ‘kirli savaşın’ aksesuarı bile olamıyorlar. İnsanlık, bu trajediye işgale, soykırıma sessiz ve kayıtsız, itiraz edemeyecek kadar yüreksiz, hatta tarihe tanıklık yapamayacak kadar da mecalsiz.

Ortadoğu ve Amerikalı iki kültürün yarattığı melez savaşçı kimliği şövalye ruhundan, asaletten, adaletten ve mertlikten ne kadar da uzak! Bu kültürün tek ve belirgin bir karakteri var; ‘pusuculuk’!

•••

Polonya’da ki Auschwitz toplama kampını görmedim ama hakkında yazılmış çok kitap okudum, film seyrettim. "Schindler’in listesi" hangimizin hafızasından ve vicdanından silinebilir ki? Berlin yakınlarında ki ‘Sachsenhausen’  toplama kampını birkaç kez gördüm. Ürpererek ve adeta yeniden yaşayarak insan fırınlarını gezdim, insanlık böyle bir acıyı artık yaşamasın diye de dua ettim.

Eminim, İsrailli meslektaşım Amir Perez de benimle aynı insani duyguları hissetmiştir. Hatta toplama kamplarındaki yakınlarından dolayı daha da fazlasını... Perez, çok yakın zamana kadar İsrail işçi sendikaları federasyonu ‘Histadrut’ un başkanı idi.

Kudüs’teki görüşmemizde Filistin işçi sendikaları federasyonu başkanı Şaar Said’in çocuğunun düğününe gidememekten yakınıyordu. Atina’da da Amir, Said, ben ve Türk meslektaşlarım çaylarımızı yudumlarken barıştan ve sendikaların rolünden bahsediyor, İsrail, Filistin ve Türk konfederasyonları ile uluslararası örgütlerin katılacağı barış konulu İstanbul konferansını örgütlemeye çalışıyorduk. Amir, barışa yönelik çabalara sıcak bakıyordu.

Perez işçi partisi lideri oldu. Parlamento da ki gücünü artırdı şimdi Barak’la koalisyon ortağı ve hükümetin savunma bakanı. Kısacası O şimdi asker!

Sendikacı, barışçı, demokrat ve de solcu Perez gitti yerine adeta Hitler’in SS subayı geldi. Sivil bir mücadeleden gelip yıkıma ve savaşa liderlik etmesi kendi geçmişi ile ne kadar örtüşüyor bilemem ama bir gerçek var ki İsrail kurulduğundan beri uluslararası hukuku tanımamakta, şiddet politikalarını yaşama biçimi olarak benimsemektedir.

‘Arbeit macht frei’ çalışmak sizi özgürleştirir sözü, o zaman dünya kamuoyuna ne kadar inandırıcı gelmişse; şimdi de İsrail’in ‘güvenlik gerekçesi’ ancak o kadar sahicidir.

Demek oluyor ki İsrail’de kimin iktidar koltuğuna oturduğunun önemi yok. Ortadoğu coğrafyasını ve Filistin’i insanlığa zindan eden İsrail de hükümet değişmesi sadece gardiyanların değişmesi anlamına geliyormuş.

Ve demek ki, dünya ölçeğinde bir demokrasi söylemi ya da yenidünya düzeni veya Büyük Ortadoğu projesi ‘güçlülerin ve galiplerin ideolojisi’ olmaktan öte bir değer ve anlam ifade etmiyormuş.

Ne diyelim? Büyük devletlerin, yurttaşlarının, sivil toplumlarının adalet duyguları körelmiş, vicdanları ölmüş olsa da, Arafat’ın küçük generallerinin yürekleri Akdeniz kadar sıcak, Ortadoğu kadar büyük ve de insandan ve gelecekten umutları hâlâ ölmedi!

   Salim USLU

   Hak-İş Konfederasyonu

   Genel Başkanı

   uslu@hakis.org.tr