Genel Başkan Salim USL'U'nun Bugün Gazetesi Yazıları     -4-           22.05.2006

 

Akıl Cinayeti

              

Salim USLU

(Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı)

 

Danıştay'a yapılan saldırı toplumun her kesiminden çok haklı ve büyük bir tepki gördü.Tabi ki; hak ve özgürlüklerin, kurumların sahiplenilmesi demokratik toplum açısından sağlık göstergesi olarak görülmelidir.

 

Cinayet, terör ve şiddetten yarar umanlara karşı gereken cevabın toplum tarafından verilmesi demokratik duyarlılığın ve bilincin ulaştığı düzeyi göstermesi bakımından da son derece önemlidir.

 

Zaten oyun bellidir ve çok tanıdık bir senaryo yeniden vizyona sokulmuştur.

 

Türkiye'yi cepheleştirip, toplumu birbirine düşürerek "koşulların oluşturulması ya da olgunlaştırılması" gibi kaba ve köhne bir tuzakla demokrasinin rafa kaldırılması!

 

Danıştay baskınını sadece 'türban-2.Daire-laiklik' üçlemesiyle sınırlandırırsak, bu "indirgemeci" yaklaşım büyük fotoğraftaki gerçeği tümüyle görmemizi engeller.

 

Piyasalardaki dalgalanma ile başlayıp siyasi gerilimin tırmandırılmasıyla zirve yapan kriz ticareti kimin işine yaramaktadır?

 

Danıştay baskını ne kadar bireysel ya da örgütlüdür?

 

Hele yakın tarihimizdeki birçok olay hala açığa çıkmamış, kamu vicdanını rahatlatacak sonuçlara ulaşılamamışken, üstelik coğrafyamıza yönelik yeni gerilim ve savaş stratejileri geliştiriliyorken, Türkiye'nin istikrarsızlığı, mecalsizliği kimlerin işine yarayacaktır?

 

Yargıya güven konusunda topluma cesaret vermesi gerekenlerin, toplumu korku tüneline hapsetmelerinin ülkeye ne gibi yararı olabilir?

 

Laikliği gösterilerin objesi, siyasi kavgayı da subjesi haline getirmenin, halka direniş çağrısı yapmanın, Kubilay benzetmelerinin, çatışma psikolojisini beslemenin, kendine yönelik özeleştiri yapmak yerine suçu ve sorumluluğu "ötekine" atarak kutuplaşmayı meşrulaştırma çabasının kime ne yararı olabilir?

 

Bir ilgi hiyerarşisi içinde, süreç analizi bile yapmadan, akıl siyaseti yerine duygu siyaseti ile her tartışmayı rejim sorununa götürmek, çözümleri kilitleyip, Türkiye'yi yönetilemez hale getirmek kime ne yarar sağlar?

 

Katilin kimliğinden, aidiyetinden yola çıkarak simgeleri sembolleri vuruşturan, hesaplaşan yüzeysel ve basit yaklaşımlar bizi gerçeklere ne kadar götürebilir?

 

Evet, bütün bu ve benzer sorulara nasıl cevap vereceğimiz çok önemli.

 

Kendi politik tercihlerimize, tepkilerimize göre mi pozisyon alacağız?Ya da, konjonktürü veri alıp, ona göre mi pozisyon belirleyeceğiz?Yoksa, hukuktan, özgürlükten, demokrasiden yana sivil bir duruş mu geliştireceğiz?

 

Hukuktan, özgürlükten, demokrasiden yana olanlar elbette, daha sorumlu serin kanlı ve basiretli davranırlar.Bütün güçlerini, yeteneklerini olayın biran önce aydınlatılması için kullanırlar.Gerilimin yumuşatılmasına katkı veren bir dil kullanmaya özen gösterirler.Güvenlik önlemlerindeki zaafların ve karanlık noktaların giderilmesine çalışırlar.Demokrasiye, seçmen iradesine saygı gösterip, devletin kurumları arasında gerilimi tırmandırmaktan özenle kaçınırlar.Çünkü, demokrasi ve özgürlükten yana olmak kolaya değil doğruya talip olmaktır.

 

Kendi karnından konuşup, politik geleceklerini kriz ve kaoslarda görenler, umutlarını halk yerine otoriterizme bağlayanlar; bir yandan siyasi fatura kesmek bir yandan da tepkileri oya tahvil etmekle meşgul olabilirler.Tabi saygın olmasa da bu bir tercih meselesidir.

 

Ancak, Cumhuriyeti ve devleti zaaf içerisine düşürmek ya da düşmüş göstererek demokrasiyi gözden çıkarmak ise olsa olsa "akıl cinayeti" olur.

 

Bağımsız Türk adaletinin Danıştay cinayetini karanlık bir yan bırakmadan çözeceğine ve tarihin mutlaka aydınlatacağına inanıyoruz.

 

Oysa asıl çözülmesi gereken sorun başka: 'akıl cinayetlerini' demokratik terbiye ve olgunluk olmadan nasıl çözeceğiz?

 

   Salim USLU

   Hak-İş Konfederasyonu

   Genel Başkanı

   uslu@hakis.org.tr