Genel Başkan Salim USL'U'nun Bugün Gazetesi Yazıları     -5-              05.06.2006

 

TÜRKİYE YİNE ILO SINAVINDA 

                                                                                                           Salim USLU

                                                   (Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı) 
 

BM’e bağlı bir ihtisas kuruluşu olan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün 16 Haziran’a kadar devam edecek olan 95.Uluslararası Çalışma Konferansı 31 Mayıs’ta Cenevre’de başladı. 

Tabi ki yine yoğun bir gündemle...Genel direktörün raporları, program ve bütçe her sene olduğu gibi rutin gündem maddeleri, ancak diğer üç gündem maddesi, konusu itibariyle her yıl değişkenlik arz edebiliyor. 

Çocuk işçiliği konusundaki küresel rapor, iş sağlığı ve güvenliği, teknik işbirliğinde ILO’nun rolü (genel görüşme) ve bir de sözleşme ve tavsiye kararlarının uygulanmasına ilişkin bilgi ve raporların görüşüldüğü Aplikasyon Komitesi. 

 

Aplikasyon komitesi bu yılda Türkiye’yi tartışacak... 

Hükümet, işçi ve işveren tarafları kendi beklentileri doğrultusunda yine yoğun bir çaba harcayacaklar. 

Kamu Kesiminde Örgütlenme Hakkı ile ilgili 151, Örgütlenme ve Toplu Görüşme Hakkı ile ilgili 98, Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunması ile ilgili 87, İstihdam ve Meslek Bakımından Ayrım hakkında 111 sayılı sözleşmeler çerçevesinde Türkiye’ye yönelik rapor ve şikayetler değerlendirilecek. 

Her dört sözleşmeye ilişkin somut olaylar var. Kamu çalışanlarının örgütlenme/toplu sözleşme haklarına dair ihlaller, bazı işyerlerinde sendika/toplu sözleşme hakkından alı koyan işten atmalar, sendika kapatma davaları ve nihayet istihdam, meslek ve eğitime erişimde ayrımcılıkla ilgili Leyla Şahin olayı. 

Türkiye bu konularda savunma yapacak. 

Geçmişte olduğu gibi savunmanın temel çerçevesi belli; “İhlal yoktur. Münferit olaylar varsa bile yasalar değişecektir… vs.” 

İşveren kesiminin tavrı da belli; “Aman! Türkiye yargılanmasın, sorgulanmasın.” 

Aslında bu tavır, ulusal duyarlılıklar bakımından makul gibi görünse de Türkiye’nin her yıl sorgulanmasına engel değildir. 

Eğer; retçi yaklaşımlar Türkiye’nin ulusal onurunun incitilmesine yol açacak biçimde sürgit devam ediyorsa, geçmişten miras kalan sorun stokunuz varsa, kendi insanınız çağdaş normlardan yararlanamıyorsa, illa bir ‘ulusalcılık’ kılıfı bulmak mecburiyetinde değiliz. 

Türkiye, sadece ILO sözleşmelerine uygun bir sendikal mevzuat ihtiyacını savsaklamakla kalmıyor, Avrupa Sosyal Şartı’nın 5 ve 6. maddelerine çekince koyuyorsa, Avrupa Sosyal Modelini inatla görmezden geliyorsa, asıl bunca ayıbı sürdürmekle ülkeye ve insanımıza büyük haksızlık yapılıyor demektir. 

Hiçbir mazeret, Türkiye’nin her yıl sorgulanarak uluslararası kredibilitesinin zedelenmesine gerekçe olmamalıdır. 

Denilebilir ki, sorgulanan ülke sadece Türkiye mi? ILO’da da zaman zaman politik tepki ve tercihler belirleyici olmuyor mu? Çin bunca haksız rekabete rağmen neden sorgulanmıyor? 

 

Elbette bunlar ve daha da çoğu haklı olarak sorulabilir.

 

Çin, Rusya, Tayland’ın ya da diğer Uzakdoğu veya eski doğu ülkelerinin şikayet edilmemiş olması, standartlarının Türkiye’den daha yüksek olduğu anlamına gelmez. 

Demokratik ve uygar bir hukuk devleti olma iddiasındaki Türkiye’yi otoriter yönetimlerin ve kültürlerin egemen olduğu ülkelerle kıyaslayıp, eşdeğer görmek Türkiye’ye haksızlık olur. 

İşte bu haksızlıklarla mücadele etmek için bile diyalog gereklidir. 

ILO’nun 144 sayılı sözleşmesi, sosyal taraflara ‘küsme’ ya da ‘savsaklama’ alanı bırakmamak için üçlü danışmayı ve diyalogu öngörmektedir. 

AB sosyal modeli, diyalog ve uzlaşma temelli bir endüstri ilişkileriyle bugünkü kazanımlara erişip, koruduğu için ILO normlarına uygundur. 

Evet… ILO ve AB ile aramızda bir mevzuat açığı sorunumuz var. Ama, galiba mevzuattan önce bir de “akıl açığı” sorunumuz var. 

Yasalarla birlikte akıl standartlarımızı da uyumlaştırmanın bir yolu olmalı! 

 

   Salim USLU

   Hak-İş Konfederasyonu

   Genel Başkanı

   uslu@hakis.org.tr