Genel Başkan Salim USL'U'nun Bugün Gazetesi Yazıları     -7-              03.07.2006

 

 

BABAMI DÖVMÜŞLER 
                                                                                                          

Salim USLU

                                                   (Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı)

 

ILO Genel Kurulu için Cenevre’deydim. Henüz dört gün olmuştu ki kardeşim arayarak ‘Ağabey, babam yarın by-pass olacak, gelsen iyi olur.’ dedi. Doktorlar kriz riskine karşı zaten bir operasyon önermişlerdi ama ömrü işçilikle geçmiş babamın yorgun bedeni bunu kaldırabilir miydi? 
 

Cenevre’den ayrılarak soluğu Berlin Alman Kalp Merkezi’nde aldım. DHZB, Charite Grubuna bağlı ünlü bir hastane. İşçi emeklisi babam, Rus devlet adamları, Dubaili prenslerle aynı hastanede! Doktorlar ve sağlık görevlileri grevde; halk ise dünya kupası heyecanını yaşıyor... 
 

Çok şükür, operasyon başarılı geçti. Yoğun bakımdan çıkmasını bekliyoruz. Almanya-Polonya maçını izleyen onlarca doktor ve hemşireden birisi bize, işlerini bitirdiklerini ve aksatmadıklarını belirtme ihtiyacı duyuyor. Ben ise birkaç gündür devam eden grevi görmeye çalışıyorum ama nafile. Grev, bütün haber bültenlerinde yer alacak etkiye sahip ama hiçbir hasta mağdur değil. Doktor Barış Can ve diğerleri hem koşuşturuyor hem de hasta ve yakınlarına moral veriyorlar. Hemşire Elif, Esen ve Atilla insanüstü bir çaba içindeler. Silvia, Anelka ve Annita’nın sadece isimleri farklı. Hep sıcak bir ilgi görüyorsunuz ve sayelerinde kendinizi ‘ayrıcalıklı’ sanıyorsunuz.  
 

Babam henüz uyanmaya başlıyor ama bilinci yerinde değil. ‘Gece, yanımdaki Almanı ve beni dövdüler’ diyor. Olacak şey değil! Hani Türkiye olsa belki diyeceğiz, ama kaç gündür bize insan olmanın farkındalığını gösterenler maske mi takmışlardı? Neyse ki gerçek kısa zamanda anlaşıldı. Bilinci henüz kapalı babacığım, ritim sorunu yaşayan hastaya yapılan müdahaleyi de kendisine yapılanları da ‘bizi dövüyorlar’ diye anlamış. 
 

Niye böyle anlamıştı?  
 

Bizde ki reform tartışmalarını düşündüm. Sağlık sisteminin kalitesinden, insan odaklı olmasından çok kar-zarar hesaplarına, mülkiyet tartışmalarına indirgenmiş ne çok slogan attık. Reforma katkı vermek yerine, reform sopasıyla birbirimizi ne çok dövdük.  
 

Evet, kavramları sopa gibi kullanıp, birbirini döven travmalı bir toplumun mensubu olan babamın hissettiği, bilinçaltındakilerinin dışa vurumu idi. 
 

***

22 Haziran tarihli Bugün Gazetesi’nde ‘Cenevre’de 25 Türk paniği’ başlıklı bir haber çıktı. Ertesi gün de devam eden haberin içeriği tamamen manipülasyon kokuyordu. Tabii ki ILO’ya katılacakların niceliğinden çok niteliği önemli. Tabii ki verimlilik ve etkinlik önemli. Ama asılsız, eksik ya da güdümlü bilgilerle, sendikacıları hem de toptancı bir yaklaşımla dövmek, aşağılamak ne kadar doğru? Sıra dayağı çekmek, askerlikten kalma bir alışkanlık olsa gerek. 
 

***

Cumhurbaşkanlığı seçimine 11 ay varken, bir tartışmadır gidiyor. Kim olacak? Ya da Kim olmayacak?  
 

Aslında buna tartışma yerine gündemi sopa gibi kullanıp, belden aşağı vurmak demek daha doğru. Çünkü, kriz bağımlıları yine sahnede. Bildik paranoyak senaryolarla toplumu yeniden korku tüneline hapsetmek; ‘kavram terörü’ ile akılları ve vicdanları esir almak istiyorlar.  
 

Oysa, akıl, yeni Cumhurbaşkanının kim olacağından çok nasıl olması gerektiğini sorgulamıyor mu?  
 

Demokrasi ilkeleri ile hukukun üstünlüğünü, Anayasa aksesuarı olmanın ötesinde her fırsatta savunan, dünyanın rotasını okuyabilen, kriz yönetme yeteneği olan, sosyal duyarlılıkları gelişmiş, güç odaklarının etkisinde kalmayacak, farklı kimliklerin ve tüm toplumun güven duyabileceği; özgürlükçü, yenilikçi, vizyon sahibi, sivil bir cumhurbaşkanı talep etmek şekilsel tartışmalardan, vuruşmalardan daha önemli değil mi? 
 

***

Travmalı bir toplum olmanın getirdiği kalıtımsal şiddet eğilimlerimizden kurtulup akıl, bilgi ve sevgiyi kullanmayı nasıl ve ne zaman öğreneceğiz? 

 

   Salim USLU

   Hak-İş Konfederasyonu

   Genel Başkanı

   uslu@hakis.org.tr