Yaşadığımız yoğun ekonomik, sosyal, siyasal gündem ve sorunlar
ile yeni bir bayrama daha ulaşmış bulunmaktayız. Milli ve dini
bayramlar, gündelik tartışmalar, çözüm bekleyen sorunlar, gerilimler ve
tartışmaların çözülüp yatıştırılmasında çok önemli katalizör işlevi
görmektedirler. Bu açıdan milli ve dini hassasiyetlerin doruğa ulaştığı
gün ve dönemler, diyalog, uzlaşı ve hoşgörü niyetlerinin hayata
geçirilmesinin tam zamanıdır.
Bu duygularla, Ramazan bayramınızı yürekten kutluyor, sağlık,
mutluluk ve esenlikler diliyorum. Ayrıca, önümüzdeki pazar günü 83.
yıldönümüne ulaşacağımız Cumhuriyet Bayramı’nı da şimdiden kutlamak
istiyorum.
Ülkemizin çalışma yaşamı olduğu gibi, siyaset ve ekonomi gündemi
de yoğun ve çeşitli sorunları yaşarken, son dönemde özellikle Avrupa
ülkelerinden ülkemize, tarihimize ve moral değerlerimize yönelik yeni ve
yapay saldırılarla karşı karşıya bulunmaktayız.
Kriz alanları üzerinden siyaset üretmek, evrensel kabulleri yok
sayarak kavramları terörize edip pozisyon almak, topluma özgüvenini
kaybettirmek, gündelikle sivil rutine müdahale etmek, vehimler ve
varsayımlar üzerine kurulu tekdüze politikalarla Türkiye'yi içe
kapanmaya zorlamak ülkemize yapılmış en büyük haksızlıktır.
Yıllar boyunca yaşamak zorunda kaldığımız yüksek enflasyon,
krizler ve ekonomideki kırılganlıklar nedeniyle sosyal yapımızda ciddi
tahribatlar oluştuğu bilinmektedir. Bir sosyal restorasyon projesi
hazırlanarak, toplumun kendine ve sosyal devlete güveninin
artırılmasında toplumsal dinamizm ve moral-motivasyon açısından sayısız
fayda vardır.
İşsiz stoklarımızın büyüklüğü, yoksulluk, işsizlik, gelir
adaletsizliği, kayıtdışılılık gibi kronikleşen / yakıcı sorunlarımızın
çözümsüz, çözümlerinin de mümkün olduğuna inanıyorum.
Ülkemizin sorun stoklarını ya da küresel sürecin dayattığı yeni
sorunları, ancak yeni vizyon ve projelerle aşabiliriz. Cesaret ve
erdemle aşabiliriz. Dayanışma ve uzlaşma kültürü ile aşabiliriz. İrade
ve kararlılıkla aşabiliriz. Hakları ve özgürlükleri genişleterek,
yetenekleri geliştirerek aşabiliriz. Yeter ki, umutlarımızı, enerjimizi,
heyecanlarımızı ve çalışma tempomuzu birleştirmeli ve uyumlu
yürütmeliyiz.
Küreselleşme denilen dünyanın yeni rotası herkesi ve her kurumu
sarmalamakta, yeni kavramlar ve değerler eski ezberleri ve şablonları
bozmaktadır.
Türkiye sadece dış politikada etkin ve saygın bir pozisyon
kazanmakla kalmamış içeride de önemli başarılar sağlamıştır.
Türkiye'nin, Dünya ve özellikle de bölge güvenlik politikalarında etkin
olması yönünde, küresel aktör olma iradesini güçlü bir biçimde ortaya
koyduğuna göre, bu iradeyi de güçlü bir biçimde desteklemek
gerekmektedir.
Bunun için daha çok çalışmaya, daha verimli ve kaliteli üretmeye
özen göstermeliyiz. Daha da önemlisi sosyal diyalog, birbirimizi anlamak
gibi kavramların sihirli çözümlerini, sinerji yaratmanın keyfini biz de
yakalayabiliriz.
Ekonomide makro hedeflerin tutturulması, üretimin, ihracatın,
büyümenin geçmiş yılların aksine yükselen bir trend yakalaması önümüzde
çözüm bekleyen sorunlar konusunda da umutlarımızı güçlendirmektedir.
Ancak daha yapacak çok şey, kat edilecek çok aşama ve geçilecek
zor süreçler vardır. Ekonomik, sosyal ve siyasal kimi olumlamalar
karşısında rehavet ya da kıskançlık bizim tarzımız olamaz.
Aşırı
iyimserlik ya da kötümserlik gibi uç psikolojilerde savrulmak yerine,
pozitif olmak ve pozitif enerji yaratmak kendine güvenmenin ilk
adımıdır.
Mübarek Ramazan Bayramı ve Cumhuriyet coşkumuzun sorunlarımızın
çözümünde ihtiyacımız olan birlik ve dirliğimizin yeniden
güçlendirilmesi ve değişim yolunda hız kazandırması umudu ve dileğiyle.