Genel Başkan Salim USLU'nun Bugün Gazetesi Yazıları    -13-    09.10.2006

 

TAFRA CUMHURİYETİ
 

                                                                                                           Salim USLU

                                                   (Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı)

   

TBMM’nin açılışı ile başlayıp bazı Generaller ve Rektörlerle sürdürülen yeni ve hararetli bir gündemimiz daha oldu.

Aslında çok da yabancısı olmadığımız argümanlar yeniden vizyona sokuluyor.

Zaten Türkiye’de ne zaman işler iyiye gitse görünmeyen bir el gündeme müdahale eder. Amaç bellidir kafa karıştırıp zihinleri bulandırmak, akılları, vicdanları, kuralları ve kurumları esir almak!

Toplumun öncelikleri, ihtiyaçları ötelenir, ekonominin hassas dengeleri sarsılır, piyasalar dalgalanır, karamsarlık, umutsuzluk, insanları kuşatır. Güven ve istikrar yara alır, kimin umurunda?

Dile getirilen rahatsızlığın anlaşılabilir nedenleri, eksiklikler, hatalı noktalar elbette vardır. Tabi bunu tartışmanın yolu yordamı da vardır.

Yeni imkan, ihtiyaç tanım ve taleplerle modern toplum hareketleniyorsa, tartışmalar, sorunlar, çelişkiler hatta çatışmalar da olacaktır.

Kendisi gibi düşünmeyenleri “zavallılar” olarak nitelemek ya da görüşlerden hangisinin doğru-yanlış, üstün-zavallı olduğunu belirlemek modern toplumun çoğulculuk ilkesi ile bağdaşmaz. Kaldı ki, demokrasi de güçlüler ve galipler ideolojisi değildir.

Esneklik, hoşgörü, olgunluk ve empatinin yanı sıra, sorunları krize dönüştürmeden yönetmek gibi bir yöntem de vardır. Ülke sever ve sorumlu insanlar çarpan etkisi nedeniyle kriz ve gerilim yaratacak söylem ve uslüplerden kaçınırlar. Hukuku temel almış medeni bir ülkede sorunları komuta düzeyinde çözmek de söz konusu olamaz!

Herkesin; birbirine benzediği, kendi kirinden memnun olduğu, özeleştiri yerine sadece şikayetçi olduğu, sorunların makyajlanarak sunulduğu bir ortamda gerçekleri nasıl bulacağız?

Kavramları, tanımları tartışmadan ve sadece terörize ederek, evrensel kabulleri yok sayıp, somut, mevcut ve yakın tehlike olup olmadığına bakılmaksızın hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasından nasıl bahsedilir?

Kriz alanları üzerinden siyaset üretmek, pozisyon almak, siyasetin etki alanını daraltmak, gündelik sivil rutine müdahale etmek, seçim yılında finale müdahil olmak hangi savunma/güvenlik konsepti ile izah edilebilir?

Korku, sorun ve krizleri ancak yeni vizyon ve projelerle aşabiliriz. Türkiye’nin yeni vizyonu da bellidir.

Başbakan Erdoğan’ın, ABD ve İngiltere görüşmeleri ile birlikte Türkiye’nin küresel sürecin yeni ve önemli bir aktörü olduğu belirgin biçimde ortaya çıkmıştır. Türkiye kendi coğrafyasında olup bitene ilgisiz kalamayacağına göre, küresel aktör olma iradesini güçlü bir biçimde desteklemek gerekir.

Küreselleşme denilen dünyanın yeni rotası herkesi ve her kurumu sarmalamakta, yeni kavramlar ve değerler eski ezberleri ve şablonları bozmaktadır.

Türkiye’nin Dünya ve özellikle bölge güvenlik politikalarında etkin olması yeni bir unsur olarak belirginleşmiştir.

Yeni süreci her kurumun doğru okuyup özenle katkı vermesi Türkiye’nin stratejik zenginliğini ve gücünü oluşturacaktır.

Vehimler ve varsayımlar üzerine kurulu tekdüze politikalarla yeni açılımlara kapanırsak, sistemin nereye ve nasıl evrileceğini de düşünmeliyiz.

Türkiye’yi dışarıya kapatarak Tayland modeli mi, Dünya liginde saygın bir rol üstlenerek muasır medeniyet mi öngörülüyor? Türk toplumu bu ikilemin yarattığı cendereye sıkıştırılamaz.

84 yıllık Cumhuriyet birikimimizi sosyolojik ve hukuki temelden yoksun varsayımlara dayalı kurgularla hovardaca harcayamayız.

Yakın tarihimiz göstermiştir ki, tehdit altında olan laiklik değil, gerçekte demokrasinin ta kendisidir.

 

  Salim USLU

   Hak-İş Konfederasyonu

   Genel Başkanı

   uslu@hakis.org.tr