İnsanların, ulusların, din ve
ideolojilerin önemli günleri vardır. Bunlar sembolik değerlerinden öte
içerik, anlam ve öneme sahiptirler.
1 Mayıs da dünya işçi hareketi için
kuşkusuz önemli bir gündür. Resmi miladı 1 Mayıs 1886 Chicago’da insan
onuruna yakışmayan çalışma saatlerinin günde 8 saate indirilmesi talebi
ile toplanan 80 bin işçi ve ailelerinin hareketi ABD’de kanlı bir
şekilde bastırılmış, işçi liderleri ya idam edilmiş, ya da ömür boyu
hapse mahkum edilmişlerdir.
Gerek başlangıç eylemi ve gerekse dünyada
ve ülkemizdeki bazı yıllar yaşanan çatışmalarla kanlı bir şekilde sona
eren 1 Mayıs kutlamaları nedeniyle, bu bayram günü hafızalarımızda hep
kavga, kan ve hüzün günü olarak yer etmiştir.
Ancak, şu unutulmamalıdır ki, dünyanın
hiçbir yerinde haklar insanlara altın tepside hediye edilmemiştir. Hep
mücadele, ısrar, talep yinelemesi ve ortak mücadelelerle haklar
alınmıştır. Bu anlamda günümüzde en azından çalışma saatlerinin
düzenlenmesi, ücret rejiminin belirli kriterlere göre belirlenmesi bir
kazanımsa, bunda 120 yıldır devam eden işçi sınıfının hak arama
mücadelesi olan 1 Mayıs’ların etkisi başattır.
1 Mayıs’ın tarihsel ayrıntılarına
girmeyeceğim, bunu 1992’de Hak-İş Eğitim Yayınları kapsamında basılan
‘Bütün Yönleriyle 1 Mayıs’ adlı kitapçıkta anlattık.
Aslına bakılırsa aradan geçen 120 yıllık
süreçte, elde edilen birçok kazanımlara karşın, dünyadaki zulüm, işgal,
sömürü bitmedi. Coğrafyamızda komşumuz Irak’a yapılan işgal, İran’a
yönelik tehditler, Filistin’de yapılan zulüm ve işkenceler olanca
hızıyla devam ediyor. Ortadoğu’nun zengin yer altı kaynaklarına yönelik
sözümona uygar devletlerin sömürü planları hep sürüyor.
Baskı, zulüm ve sömürünün küreselleşen
günümüzde, çalışanların, ezilenlerin de örgütlenmeleri, bölgesel ve
küresel işbirliklerine gitmeleri kaçınılmazdır.
İşte bu kaos, kriz, işgal ve sömürü
ortamında 1 Mayıs’ların anlam ve önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
Unutulmamalıdır ki sömürü devam ettikçe, buna itiraz da haktır ve
sürecektir.
Bu açıdan işçi konfederasyonları, kamu
emekçileri, oda ve meslek örgütleri, tüm sivil toplum örgütleri, 1 Mayıs
ve buna benzer zamanlarda, işgale, sömürüye, ekonomik ve sosyal haklara
yönelik müdahalelere karşı ortak tavır almamız gerekmektedir.
Bu yıl 1 Mayıs’ı Emek Platformu’nu
oluşturan örgütlerin temsilcileri olarak ağırlıklı olarak Ankara’daki
Tandoğan Meydanı’nda kutlamayı planlıyoruz. Diğer illerdeki kutlamalara
da Emek Platformunu oluşturan örgütler destek vereceklerdir.
1 Mayıs’ları resmi tatil olduğu günlere
ulaşmak dileğiyle…